IKSV

Tiyatro Opera Bale

TİYATRO OPERA BALE


· Tiyatro aktörler, aktrisler, ve teknik elemanlardan; opera ise orkestra, koro, kordöbale, bale solistleri, opera solistleri ve teknik elemanlardan oluşur.
· Otuz kırk kişi ile tiyatro eseri sahnelenebilirken opera ya da bale oynamak için asgari iki yüz elli kişi gerekir.
· Tiyatro yaşanan ülkenin dilinde oynanırken opera bestelendiği dilde farklı dillerin konuşulduğu ülkelerde oynanabilir. Balenin dili ise evrenseldir. Dil sorunu olmayan, beden diline dayanan bir sanattır.
· Tiyatronun, müziğin ve dansın olmadığı ülke yoktur. Ama Opera ve balenin olmadığı ülke çoktur.
· Opera ve bale, temelde çok sesli müziğin iradesinde, zengin edebî kaynak ve metinlerin, mimarî, resim ve heykel gibi plastik sanatların, dans, pantomim, tiyatro, ışık gibi görsel sanatların en üst düzeyde biraraya gelmesiyle hayat bulan çok boyutlu, üst düzeyde estetik bir küldür.
· İstisnalar hariç bir balecinin sahne hayatı 35 ila 40, bir solist tenorunki 50 ila 60, Bir orkestra kornocusunun sahne hayatı 50 ila 55 (diş sağlığına göre değişir) yaşlarında sona ererken bir tiyatro oyuncusunun sahne hayatı sağlıklı olduğu sürece ölünceye kadar devam eder.
· Türkiye’nin özveriyle yetiştirdiği üst düzey baleciler ve opera sanatçıları yabancı ülkelerde daha dolgun ücretlerle ve sanatsal anlamda daha tatminkâr ortamlarda çalışma imkânı olduğu için transfer edilmekte, kendilerine yatırım yapan ülkeye değil, yatırım yapmayan ülkelere hizmet etmektedirler. Türkiye’ye ancak kariyerlerinin sonunda dönmekte, ne yazık ki yararlı olamamaktadırlar. Bu durum birkaç istisna dışında tiyatro oyuncularımız için geçerli değildir. Onlar ana dillerinde, kendi ülkelerinde oynar. Ancak devletin düşük ücret politikasına karşı bir çıkış yolu bularak, TV dizileri sayesinde ek gelir imkânı sağlayabilmektedirler. Opera veya bale sanatçısı doğal olarak bu imkândan yararlanamamaktadır. Çoğu zaman yabancı ülkelerde çalışmayı tercih etmek zorunda kalması bundandır.
· Eskiden operacı ve balecilerin maaşları milletvekillerine eşit olarak ayarlanırdı. Bu sayede birkaç istisna dışında yabancı ülkelere göç yaşanmıyordu. Ancak 1970’lerden sonra gelen her hükûmet bu kurumlarımızın farklılık gerektiren ücret politikasını birbirleriyle yarış edercesine bozarak bugün artık “yoksulluk sınırının altı” ’na indirdi. Ayrıca yıllardır kadro da vermeyerek kurumlarımızın hayat damarlarını kestiler.
· Yüksek sanat eğitimli sanatçı vakurdur, idealisttir, onurludur, hoşgörülüdür. Paramı neden dörtte bire indirdin demez. Geçinemese de artık geçinemiyorum diyemez. Avrupa ya da ABD’nin sanatsal standartlarına uygun yetişmişse oralara göç etmek zorunda kalır. Halen Türk opera koro, bale şan, orkestra sanatçılarının en üst düzeydeki beşte biri Avrupa ve ABD’de çalışmaktadır.
· İsrail, yıllardır TC’nin tam tersine bir politika uygulamakta, yurt dışında yaşayan sanatçılarını bulundukları ülkelerin ücretlerinin epeyce üstünde maaşlar ödemek ve ömür boyu kadro güvencesi vermek suretiyle kazanmakta, dünyanın en ileri düzeydeki opera, bale, koro ve orkestralarına sahip olmanın prestijini diplomatik ortamlarda avantaj olarak kullanabilmektedir. TC ise bunun tam tersi bir politika uygulamakta, en üst düzeydeki sanatçılarını kaçırmaktadır.






· Aman dikkat! Bu gidişat hayırlı değildir! Türkiye’yi yöneten ve bundan sonra da yönetmeye talip olacak hükûmetler şunu çok iyi öğrenmelidir ki: “Ülkelerin siyasî prestiji yüksek sanat alanında yarattığı eserler ve icralarının performansına bağlıdır”. Siyasî itibar, sadece ekonomik performans ve yerel değerlerle kazanılamaz!
· Meselâ Türkiye, bilim alanında dünyaya önemli katkılar sağlayacak altyapı ve finans gücüne sahip değildir. Bundan sonra da uzun yıllar o boyuta gelemeyecektir. Ama yüksek sanat çok büyük yatırım gerektirmiyor. Sadece siyasilerimizin idraki ve desteği yeterli olacaktır.

Türkiye’nin yüksek sanat alanındaki görüntüsü halen şöyle:

· 1. 80 boyunda bir adam, ama kilosu 230! Bu adam sürekli abur cubur yediği için böyle.
· Adam kiloları yüzünden yüksek tansiyon, damar sertliği, kalp yağlanması, böbrek yetmezliği ve nefes darlığı hastalıklarına uğramış!
· Üstelik bütün bunlar yetmiyormuş gibi günde dört paket de sigara içiyor! Ve her gün bir tepsi baklava yiyor!
· Adamın kiloya bağlı olarak şeker sorunu da var!
· Hastane baş hekimi ve doktorlar (yani kültür bakanı müsteşar ve muavinleri) hastayı muayene etmiyorlar! Diyorlar ki: “aman, kendi başının çaresine kendin bak, bizden bir şey isteme!”
· Bu zihniyet, hayatında sanata yer olmayanların siyasetçi olması sonucunda iyice müzminleşmiştir.
· Neyse ki adamın tek bir avantajı var; yaşı 20, yani çok genç. Sağlığı düzelebilir.
· Önce doktor denetimi altında 140 kilo vermesi gerekiyor!
· Doğru tedavi uygulandığında iki yılda sağlığına kavuşabilir.
· Ama hayatî tehlikesi de var: Tedavi edilmezse genç yaşta ölebilir!
· DİKKAT!




Gönderen : Selman ADA - 24.11.2005 - 11:54



Yorumlar   




Lirik Tiyatro Kategorisindeki Diğer Sayfalar   



 
    Lirik Tiyatro

    Anasayfa
    Haberler
    Kültür Sanat
    Sinema - Tv
    Kitap - Dergi
    Müzik - Konser
    Tiyatro
    Tiyatro Tarihi
    Oyun Tekstleri
    Çocuk Oyunları
    Lirik Tiyatro
    Köşe Yazıları
    Röportajlar
    Tiyatro Toplulukları
    Sahneler - Salonlar
    Ajanslar - Firmalar
    Linkler
    Site Haritası
    İletişim
    Forum
    Üye Ol
    Cast Üyelik

   TV İzlenme Oranları
TV İzlenme İstatistikleri 15.05.2008

1 KURTLAR VADISI PU
1 KURTLAR VADISI PU
2 ANNEM
2 KAVAK YELLERI
3 KAVAK YELLERI
3 PARMAKLIKLAR ARDI
4 PARMAKLIKLAR ARDI
4 SINAN CETIN'LE FE
5 SINAN CETIN'LE FE
5 ESREF SAATI

   Faruk KARAÇAY
 Faruk KARAÇAY - Yıkımlar İçin

   Anket
En İyi Haber Kanalı Sizce Hangisi

  CNN TÜRK
  NTV
  SKY TÜRK
  HABER TÜRK
  KANAL TÜRK



   Tiyatro Yarışması




Anasayfa | Bize Katılın | Şifremi Unuttum | Linkler | Site Haritası | İletişim