IKSV

Almanyadan İnsan Manzaraları

BİLETÇİDE – I –

TEK PERDELİK OYUN




Dekor : İki Masa, telefonlar, masa üstü eşyalar, bilgisayarlar. Bisürü iskemle. Raflar ve görünecek şekilde dekore edilen seyahat katalogları ve bazı posterler...

Kişiler : Büro sahibi Akif – 50 yaşlarında. Siyah takım elbise, beyaz gömlek, çok renkli büyük bir boyunbağı, pantalonu biraz kısadır, beyaz çorap, arkası basık siyah ayakkabı. Arada okurken, bilgisayara bakarken gözlük takar.

Büroda çalışan Kâmil – Spor giyinir, dışarıya sarkmış kısa kollu gömlek. Keten pabuç.

Meslek eğitimi alan Kâmile – Kıyafeti ve makyajı çok abartılı, boynunda, kollarında, parmaklarında bol bol takılar vardır. Ayakkaplarının topukları çok yüksek, sivri iğne burun. Omuzunda çok küçük bir çanta asılıdır.

Biri - Oyunun sonunda konuşabilir. Sade giyimli, sırtında uzun bir pardesü.

1.Kişi (ve Horozsıklet)–2.Kişi(veTemel Dursun Kırbaş)–Yaşlı Kadın

Akif - (İçeriye girer, elindeki bezle masaları, sandalyeleri silmeye başlar) Ulan bu çocuklara söylemekten dilimde tüy bitti.
(Kendi kendine konuşur) Akşamları giderlerken masalarını toplamıyorlar, temizlemiyorlar. Kafalarını kıracağım, sanki benim işim, beş dakika önce gelseler de, bir gün olsun şu dükkânı açmadan çay’ı demleseler olmaz mı ? Neredeyse dökülür vakit geçiriciler çay içmeye!
(Son sandalyeyi sildikten sonra,seyirciye döner. Ayaktadır)


Burası; dışardaki ışıklı reklâm ve camlardaki yazılara göre bir Reisebüro veya bizim dilimize çevirecek olursak Seyahat Acentası. Burası; Arnavut Recep’in meyhanesi, kör Halil’in kahvesi veya bir Köy Odası da değil. İçerde de gördüğünüz gibi, (Rafları gösterir) güneşli, karlı ülkelerin renkli katalogları bulunur. Bilgisayarlar, telefon ve faks denilen aletler de var. (Oturur iskemlenin birine) Buralara bizimkiler reisebüro demezler b i l e t ç i’dir bu dükkânın adı. Piyango bileti, maç bileti değidir bu yakıştırma, arada konser bileti satanımız olur üstüne para ödeyerek, maksat reklâmımız olsun. Ayrıca; tavla, pişpirik oynanmayan kahvehanedir, anti parantez çaylar beleşten. Herkesin dilediği gibi konuşabileceği kıraathanedir, bu kıraathanede neleri, kimleri görmedik, kimleri dinlemedik. Başbakanlar,Maliye Bakanları, İç İşleri, Dış İşleri, Adalet Bakanları, Anayasacılar, kanun yapıcılar, her konuda profesörler, millitakım antrenörleri, dedikoducular en önemlileridir falan filan. (Elindeki bezle, alnını ve çenesini siler) Türkiye’de birçok şehir var, burada bir tane, Almanya, ülkemizin özeti var.... Hiç abartmıyorum burası; Postahanedir, mektup ve paket hemen hemen hergün memleketin her yerine gönderilebilir. Kargo yani yük taşımacılığı işlemleri için bulunmaz kolaylıklar getirir. Faks çekilir istenilen heryere, bazen kuru bir teşekkür alınarak. Tüm bu işlemlerin karşılığında ücret taleb etmek mümkün değildir, haddimize düşmemiştir. Bu bir nevi Kızılaycılığa, bir tane daha ucuzundan uçak bileti satabilirmiyiz diye katlanıyoruz....
Bu dükkânın işlevini yürütüp yürütmediğini hep beraber göreceğiz, buyurun seyredin.
(Telefon çalar, iskemleden kalkar ve masasına oturur.)
Buyurun cenaze namazına, daha dükkân bile açılmadı (Telefon çalmaya devam eder) Kene gibi yapıştı herif, istersen açma. (Ahizeyi kaldırır) Halooo... heeee... meraba nasıl gidiyor araba...hee... sabahın beşinden beri bir daha arama, biz burada yatmıyoruz, akşamları paydostan sonra eve gidiyoruz, ne istiyorsun... gelecek hafataya kalkacak uçak ne zaman mı kalkıyor, ya.... dinle bak dinle, beşbin kilometre öteden bana telefon edeceğine, biletin arkasında şirketinkiler yazılı O’nları arayıp soramıyormusun, hem daha kolay olur, hem de daha ucuz.... tamam tamam kızma emmi, bilgisayarlar açılmadı daha, yarım saat sonra ara... ben mi arayayım... olur olur tamam... (Telefon ahizesine ters ters bakar ve yerine koyar)

Kâmil - (İçeriye girer) Günaydın Akif abi. Çayı demliyeyim ben.
Akif - Günaydın. (Ters ters bakar) Senin yerine bitirdim o işi, masaları da temizledim, iskemleleri de sildim. Bilgisayarları aç ta güne başlayalım hayırlısıyla.
Kâmile - (Girer) Günaydınlaaaar. (Ağzında ciklet çiğnemektedir)Çayı demliyeyim hemen.
Kâmil - (Güler) Tamamdır o iş, bir gün de erken gel allahaşkına.
Akif - (Tersler) Hanginiz.
Kâmil - Ne o kız düğüne mi gideceksin, takmış takıştırmışsın. (Alay eder)Yoksa akşama, şinanay yavrum mu?
Akif - Bilgisaları açın demedim mi, Kâmil?
Kâmil - Tamam abi hemen...
(Telefon çalar)
Akif - Halooo. Reisebüro... (Telefon kapanmıştır ahizeye bakar,bırakır)
(Telefon)
Akif - Haloo... Reisebüro... (Bir öncekinin tekrarı)
Kâmil - Abi, biletçi de, biletçi... Büro lâfını duyan kapatıyor, resmi bir daire zannediyorlarmış!
Kâmile - (Elinde tepsi içeri girer, çayları getirir. Düşecek gibi olur, ayakkaplarına alışamamıştır henüz) Simit te alayım mı Akif amca..
Akif - (Kızar)Olur olur, masayı iyice bir donat bari, tam köy kahvesine dönsün.
Kâmile - Hemen Akif amca, simitleri alıp geleyim.
Akif - (Dişlerini sıkar) Ya otur şu işinin başına, karnı acıkan mutfağa gidip yer. Ortalık yerde yemek mi yenirmiş.
(Kâmile çıkaren döner, Kâmil’in yanındaki iskemleye oturur)
Kâmil - (Akif’e duyurmamaya çalışarak) Kız çıkar şu ağzındaki sakızı, Akif abi gene..
Akif - (Keser) Kızım, vazgeç artık geviş getirmekten, bu kaçıncı uyarışım, üstün başınla da iyi bir uyum içinde ama, burada yapma!
Kâmil - (Kâmile’ye döner) Bak, seni birgün ahıra gönderecek Akif abi ona göre.
Kâmile - (Ağzındakini çıkarır, masanın alt köşesine yapıştırır) Tamam sen karışma, ahıra yakışan da sensin...
1. Kişi - (İçeriye girerken, elindeki tesbihi sallaya sallaya, beyaz çorap siyah ayakkabı) Çaylar tamam mı Akif Bey...
Akif - Aleykümselâm Hacı emmi, çay biiir kızım.
1. Kişi - Dalmışım gene Selamınaleyküm, (Kızın arkasından)demli olsun, tavşan kanı haaa...(Akife dönerek) Ya bu kız neden böyle seke seke yürüyor ?
Kâmil - (1. Kişiye) yürümeyi öğreniyor hacı emmi, manken olacakmış ta!
Kâmile - (İçeriye girer, elindeki çayı 1. Kişiye uzatır) Buyuruuun, hacı emmi !
1. Kişi - Tavşan kanı bu mu kızım, imamın abdes suyu gibi!
Kâmile - Tavşan kanı nasıl olur bilmiyorum ki. Eğer bizimki gibiyse kırmızı sarkıtma yapayım gelecek sefere...
1. Kişi - (Tesbihi düşürür, yere eğilir, kızın arakasından bakar) Offf, Allah nedir bu ?
Akif - N’oluyor Hacı bel fıtığı mı ?
1. Kişi - ...ağrı ağrı ! (Akif’e ses tonunu alçaltarak) Akif!
Akif - Efendim Hacı...
1. Kişi - (Tesbihi yerden alırken)Bu hali nedir kızın?
Akif - N’olmuş Hacı?
1.kişi - N’olcek ki, eti şeyi neyi meydanda! Bereketi kaçacak dükkânın.. tövbe tövbe tövbe....
Akif - Çok dikkatlisin be Hacı, çok ta meraklısın ete, şeye neye!...
1. Kişi - Tövbe tövbe tövbe, estafurullah...
(Telefon)
Kâmil - (Ahizenin ağzını kapatarak) Akif abi seni istiyor.
Akif - (İlgisiz) Bağla. Halooo.... (Duraklar) Hergün uçak var, hergün her yere.... fiyatlar ? uygun uygun.... yaparız birşeyler... olmaz şimdi, sen bir hele gel emmi... (Kâmil’e dönerek) Oğlum sen cevap veremiyormusun...
Kâmil - N’apayım abi ille de seni istedi!
Biri - (İçeri girer sakin bir şekilde)
2. Kişi - (Birinin ardından girer, önüne geçer, tespihini sallar,başında yeşil takke, beyaz çorap rugan siyah arkaları basık ayakkabı) Selâmınaleyküm, mubarek insanlar, (1. Kişiye ) Nasılsın hacı?
1. Kişi - İyiyim hacı!
Biri - (Yine sessizce sandalyenin birine ilişir)
1. Kişi - Kızım çay getirsene..
2. kişi - Demli olsun demli, dört şekerli.
Kâmile - (Alaylı bir tonla) Reçel getireyim istersen hacı amca, sulandırıp kaynatırım da!
2. Kişi - Yok kızım yok, çok tatlı oluyor sonra ! (1.Kişiye döner) Eeee, hacı anlat bakalım nasılsın, sabah sabah ne işin var burada.
1. Kişi - Heeeç, belediyeye gidiyordum, geçerken bir uğrayayım, Akif’in hatırını sorayım dedim.
Akif - İyiyim hacı iyiyim, sen nasılsın?
2. Kişi - (Kâmilenin getitdiği çayı alır,arkasından tesbihini düşürür)Offf Allah nedir bu...
Akif - Basurun mu patladı hacı?
2. Kişi - ....ağrı ağrı (1.Kişiye dönerek) tövbe tövbe tövbe estağfurullah!
1. Kişi - (Sesini alçaltarak)Abdesleri yenileyelim sonra hacı!
Kâmile - Adresleri de adresleri de, hacı amcalar!
1. Kişi - Zemane çocukları!
Akif - (Birine dönerek) Siz çay içmezmisiniz?
Biri - (Kafasını olumsuz bir şekilde aşağıdan yukarıya kaldırır, konuşacağı sırada)
2. Kişi - (1.Kişiye) Çay içsene çay.
1. Kişi - Almıyayım sağol, senin ne işin vardı burda?
2. Kişi - İş ve İşçi kurumuna gidecem de, geçerken uğrayıp Akif efendinin hatırını sorayım dedim. (Kâmile’ye ) Kızım demli olsun emi (bardağı uzatır) aynı bardağa koysan da olur.
Akif - Kâmil, çaylarını tazele hacıların! (Biri’ne dönerek) Size nasıl yardımcı olabilirim?
Biri - (Söze başlayamaz)
1. Kişi - (Araya girer) Akif Bey biletler ucuz mu, yoksa daha ucuzlayacak mı?
2. Kişi - Biliyorsun biz işsiz güçsüz, kimimiz de emekli kişileriz yapıverirsin artık bişeyler?
1. Kişi - (Çaylar alınırken) Hem (Çayını yudumlar)...
2. Kişi - Sevap ta işlersin hani.
1. Kişi - Hayra da girersin.
Akif - (Telefon çalar) Gideceğiniz zamanı ayarlayın gelin, bakarız birşeyler yaparız...(Telefonu alır) Reise... (Öksürür) Biletçi buyurun (Bir taraftan da Kâmil’e bakar) ... evet... yaparız birşeyler abla...kaç kilo.... yüzelli kadarcık mı... buluruz birilerini abla... hadi güle güle... selâm söyle hacı emmiye...
Kâmil - Yüksüz birini... nerden bulacaksın abi... en az 20 kilo fazlayla geliyorlar...
Biri - (Konuşmak için elini kaldırır, giremez araya)
Akif - Müşteriyi mi kaçıralım, ötekileri de arayacak biz önce davranalım?
1. Kişi - Ha iyi ki hatırlattın Akif bey, bizim oğlanı nişkâhlayacağız, giderken de bir sürü eşya götürmemiz gerekiyor, kulağında kalsın unutma!
2. Kişi - Bizim de kızı nişanlayacağız haaaa, unutma!
Kâmile - Yerli mi, yabancı mı?
1. Kişi - Buraya göre yabancı, oraya göre yerli...
Kâmil - İthal malı yani hacı dayı?
2. Kişi - Sizin gibileri mi alaydık?
Kâmile - Amca çocukları mı?
1. Kişi - Kimden duydun kız?
Kâmile - Başkalarını alamayacağınıza göre, ya hısım akraba olur, ya da almanyaya kapağı atacaklar bulunur.
Akif - (Bıyık altından güler) Kızım bana bir çay getirsene..
1. Kişi - Akif Bey.
Akif - Efendim Hacı emmi!
1. Kişi - Senin hemşerin kel Kâzım var ya, başına çok işler geldi biliyon mu?
2. Kişi - Anlat hele hacı anlat n’olmuş, meraklanıverdim?
1. Kişi - Alaman Dövleti kızını kaçırıvermiş, gençlik yurdu mu ne varmış! Kapatmışlar oraya, okula da bekçiyle götürüp getirirlermiş. Bizim arka sokakta oturuyorlar, adam belediyede çöpçülükten erken emekli...
2. Kişi - (Gayet rahat, öğüt verici)Babada kabahat! Alıverecen kızılcık sopasını eline, yermisin yemezmisin, kızını dövmeyen dizini döver hacı.
1. Kişi - O da senin dediğin gibi yapmış.
Kâmile - (Araya girer) Kızını dövmekten vazgeçmeyince, asıl şimdi mi dizini dövüyor?
2. Kişi - (Aldırmaz görünür, öğüt vericiliği biraz daha sertleşir)) Ulan, kız benim, ister döverim ister keserim kime ne... orospu mu olsun bu gâvurlar gibi? Kızımızı hiç terbiye edemeyecekmiyiz bu memlekette?
1. Kişi - (İkinci bir öğüt verici) O da usturuplu yapmamış ki hacı, görünmeyen yerlerine vuramazmıy dı? Her gün okula kafa göz mosmor gidiyormuş.
2. Kişi - (Bir öğüt daha)Merdivenden yuvarlandım, kapıya çarptım deyememiş mi?
1. Kişi - Yutmamışlar hacı yutmamışlar, bu kaçıncı? Öğretmeni de laporu bastırmış, işi bitirmiş. Sıkıştırılınca, kız da açık açık söylemiş herşeyi.
2. Kişi - Yok hacı yok, bu gâvurların derdi başka, çocukları yok ya, bizimkileri hristiyan, katolik matolik yapmak isterler!
1. Kişi - Diline sağlık hacı, doğru dedin neme lâzım!
2. Kişi - Guvvatlı bir avukat tutsun hacı.
1. Kişi - Hadi len sen de hacı, o tutacağı da gâvur olmayacak mı?
Kâmile - Avukatlık işleri kalmamış onların!
1. Kişi - Eskiden böyle değildi biliyon mu?
2. Kişi - Kol kırılır yen içinde, baş yarılır fes altında demiş atalarımız!
1. Kişi - Heee... Bizim karılar az mı, ağzı burnu kan içinde “kızılcık şurubu içtim” derlerdi analarına babalarına, konu komşuya...
Kâmile - Kızılcık şurubu kalmadı hacı, domates salçası var şimdi!
2. Kişi - (Ayağa kalkar sinirlenir, Kâmile’ye ters ters bakar) Hadi kalk hacı kalk geç kalmayalım, camide buluşuruz!
(Eller arkaya bağlı, tesbihlerini çekiştirerek çıkarlar)
Kâmile - Gâvur ne demek Akif amca?
Akif - Çirkin bir çamur kızım, bunlar kendilerinden olmayanlara bu lâfı yakıştırırlar!
(Biri tekrar konuşmak ister )
Yaşlı Kadın - ( Beli bükük, baston yardımıyla yürür, oflaya puflaya girer içeri) Selamınaleyküm evlâtlar, nasılsınız eyimisiniz... eyisiniz eyisiniz.. maşallah etiniz budunuz da yerinde haaa... oooof, amaaaan, hiçbir yerim tutmuyor. Memlekete gidince de hiçbir şeyim kalmıyor, oranın havasından mı suyundan mı nedir, neredeyse kalkıp göbek atacam geliyor. Bütün mahalle konu komşu da yanımda gözümün içine bakıyorlar, bana bir iş yaptırmıyorlar.
Kâmile - (Yerinden kalkar)Bit pazarından çuval çuval eskilerle, Euro ile gidince mahalle değil, memleket bile ayağına dolaşır.
Yaşlı Kadın - (Kâmile’ye döner, sinirlenir) Ne diyon kız, (Akif’e bakarak) bu da tıpkı benim gelin gibi, mır mır mır, dır dır dır...
Akif - Yok teyzeciğim (Alttan alır) çay içermisin dedi...
Yaşlı Kadın - Önce soğuk bir su alayım.
Kâmile - Şaşal mı olsun, elvan mı, banaqua mı, (İçeriye giderken)sodalı mı olsun sade mi?
Yaşlı Kadın - Ne diyosun sen kızım (Sinirlenir yine, Kâmile’nin arkasından bakarken ) benim gelin gibi, cıbıl cıbıl buda, ateşte yanacaklar haberleri yok. Zemanında biz de böyleydik ama, toparladık kendimizi gecinden de olsa.
Kâmile - (Suyu getirmiştir) Ateşte yanacam kız dikkat etmeliyim. Yangın söndürme şişesi de taşısammı yanımda? Senden önce mi, senden sonra mı, teyze...
Yaşlı Kadın - Akif bey, ne dır dır edip duruyor bu kız.
Akif - (Gülümseyerek) Su içtikten sonra çayını alırmısın diyor...
Yaşlı Kadın - Haaa, sağol kızım, ıhlamur yoksa o da olur, demli olmasın ama.
Kâmile - Tavşan kanı mı? (İçeri gider)
Yaşlı Kadın - Yoooo hayır, açık olsun, imamın abdest suyu gibi.
Kâmil - (Bilgisayara bakarken, kendi kendine)Gittikçe imama yaklaştığını anlıyor galiba!
Kâmile - (Simsiyah bir çay getirmiştir)Buyurun hanım teyze!(Yerine döner)
Yaşlı Kadın - (Çaya bakmadan) İşte aynen böyle, benim geline de ne söylersem hep tersini yapar, senden adam olacak galiba kızım.
Kâmil - (Karışır) Olmaz!
Yaşlı Kadın - Ne diyon sen oğlum?
Kâmil - Ondan adam olmaz teyze!
Yaşlı Kadın - Nerden biliyon len geveze!
Kâmil - Ondan (Gevrek gevrek güler)kadın olur, kadın!
Yaşlı Kadın - Sus sen geveze. (Akif’e döner, iç geçirir) Beni bu Cuma gönder Akif!
Akif - (Alaylı)Aman ağzından yel alsın teyze, Allah göstermesin. O işlere biz bakmıyoruz...
Kâmil - Daha gençsin maşallah. Bizim gibi nicelerini eskitirsin.
Yaşlı Kadın - Sus len geveze... (Duraklar, niçin geldiğini hatırlar)Ben memlekete gitmek istiyorum. (ses tonunda acındırma)Uçakların durumu nasıl?
Kâmile - Sağlıklı, turp gibi maşallah, ellerinden öper!
Yaşlı Kadın - Ne diyor bu gene. (Akif’e döner) Aynı benim gelin gibi dır dır dır. (Çayından bir yudum alır) Çok acı bu çay, dünden kalma mı, aynı benim gelin de böyle yapıyor, beni zehirlemek istiyor zahir!
Kâmil - (Yerinden kalkar bardağı alırken) Çayını yenileyeyim teyzeciğim, imamın abdest suyu gibi yarar sana.
Kâmile - (Kızar) Yağcı!
Akif - Bana bak Kâmil, yanına bir de limon koy. (Dişlerini sıkarak) Tamam mı ?
Kâmil - Merak etme Akif abi...
Akif - Nereye gideceksin teyze?
Yaşlı Kadın - Neresi olacak? İstanbul , oradan da içeriye!...
Kâmil - (Çayı getirir, limonu da yanında, Akif’e dönerek) Yer durumu müsait Akif abi...
Yaşlı Kadın - Aferim len sana. (Bardağı uzatır) Şu limonu da sıksana bir zahmet. (Geriye alır) Eline sağlık.... Benim oğlum da böyle yapıyor, geline kalsak limonu ağzıma tıkar valla...
Kâmile - (Bilgisayarla uğraşır) Saat dokuzda kalkıyor Akif amca!
Yaşlı Kadın - Sabah mı, akşam mı ?
Kâmile - Akşam olsa yirmibir olur teyze.
Yaşlı Kadın - Ne aksi kız, aynı benim gelin gibi, ne desem bir kulp buluyor. Neyse, iyiymiş. Parası da müsait mi? Bize indirim var mı?
Akif - Yaşlılık var mı?
Yaşlı Kadın - Ellibeş!
(Biri yerinden kalkar, Kamil’in yanına gider beraber çıkarlar)
Kâmile - Olmaz !
Yaşlı Kadın - Aaa, şunun haline bak, ne demek olmaz. Aynı benim gelin, herşeye olmaz, hıh demiş burnundan düşmüş...
Akif - (Alttan alır) Teyzeciğim, şirketler altmışın üstündekilere indirim yapıyor da onun için... Sakatlık var mı?
Yaşlı Kadın - (Aksileşir) Görmüyormusun halimizi, neredeyse sedyeyle geleceğim.
Akif - Tamam da, sakatlık belgen var mı?
Yaşlı Kadın - Gider alırız doktordan! Kızım bir, sen değil sen değil, delikanlı bir çay daha getir, limonlu.
Kâmil - (İçerden gelir sesi)İmamın abdest suyu gibi ve limonlu!
Akif - O belgeyi doktorlar vermiyor teyze, üstelik en az yüzde altmış olmalı!
Yaşlı Kadın - Bizimki yüzde yüzü de geçti, görmüyormusun?
Akif - Benim görüp görmemem önemli değil teyze, uçağa binmeden önce görmek istiyorlar belgeyi...
Yaşlı Kadın - (Çayını alır) Eeee, n’olcak şimdi?
Kâmil - Normal fiyatla gideceksin teyze!
(Biri ve Kâmil geriye dönerler)
Yaşlı Kadın - Sakatların gibi indirim yap bana, bak valla başka yere giderim sonra ! Kiminin parası, kiminin duası!
Kâmile - (Kendiyle konuşur)Kimsenin de duasını duymadık şimdiye kadar.
Akif - Yapabileceğim en fazla indirimi yaparım teyze merak etme, ama bize de bir çorba parası kalsın yani.
Yaşlı Kadın - Okadar da olacak canım.. Şimdi gelelim yük işine evlâdım...
Kâmil - Otuz kilo teyze...
Yaşlı Kadın - Sus sen karışma.
Akif - Ne kadar yükün var teyze?
Yaşlı Kadın - Çok bir şey değil canım, ıvır zıvır işte... Beş tane ufak bavul...
Kâmile - Dört tanecik te büyük boy mavi çöp torbası, patlamasın diye urganlarla bağlanmış, bavullarda maşallah çeyiz sandığı gibi...
Yaşlı Kadın - Sen bizim gelinin arkadaşımısın yoksa, beraber mi bağladınız. Hay elinize sağlık.
Kâmil - İkiyüz kilo var mı teyze?
Yaşlı Kadın - Hemen hemen işte, yakıncana!
Akif - Ne götürüyorsun böyle teyze?
(Biri hareketlenir durmadan)
Yaşlı Kadın - Ivır zıvır canım, konu komşuyu sevindirmek için? Zelzeleye götürüyor deyiveririz! Bütün komşular böyle deyip geçirmişler, O’nlar akıl verdiler.
Akif - Zelzelenin zamanı geçeli kaç yıl oluyor teyze, hem ozaman da zelzele uçağı yoktu ki.
Yaşlı Kadın - Canım hergün zelzele oluyor, onun vakti geçtiyse, berikine götürüyorum deyiveririz!
Kâmile - Bu uçak teyze, patates kamyonu değil ki!
Yaşlı Kadın - Sus sen, (Akif’e) aynı gelinim gibi konuşuyor! O’da “kamyon mu bu” dedi... Sabah kaçta gelirsin?
Akif - Nereye?
Yaşlı Kadın - Nereye olacak, teyyare meydanına nasıl gidecem?
Kâmile - Çocukların yok mu teyze, gelinin, O’nlar götüremezler mi?
Yaşlı Kadın - Vakitleri yok. Gelin dört gözle bekliyor, ellerini oğuşturarak ama benim niyetim yok daha, götürtmeycem O’na kendimi!...
Kâmil - Kamyonla gidersin artık Akif abi...
Akif - Tamam teyze, sabah altıda kapının önünde olurum...
Yaşlı Kadın - (Yerinden kalkar, bastonuna dayanmadan hızla yürüyerek çıkar)Hadi kalın sağlıcakla... (Kalanlar arkasından hayretle bakarlar)
Kâmile - Akif amca, bilet satmak için üste para vermeye başladın artık!
Kâmil - Akif abi, hiç olmazsa şu çayları parayla versek olmaz mı? Ozaman biletleri istersen bedava satabilirsin!
Akif - (Alnında biriken terleri siler)Çay’a para aldın mı buraya kimse girmez oğlum, bu konuyu kapatın artık. (Birini göstererek)Beyefendiye, biriniz akıl edip te sormadınız kulağına eğilip, ne içer ne ister.
Kâmil - Demin içerde sordum. Önce fare zehiri sordu, yok dedim, sonra “Kezzap var mı” dedi!
Akif - Ne var mı dedi?
Kâmil - Kezzap, “çayın içine katarsan çok lezzetli ve demli olur” dedi!
Akif - Peki sen ne dedin ?
Kâmil - Ne olduğunu bilmediğim için, ‘kalmadı’ dedim. İstersen bir koşu markete sorup geleyim Akif abi.
Akif - Otur, markette bulunmaz o meret, üstelik bizlere de tesir etmez. (Birine dönerek) Size nasıl yardımcı olabiliriz beyefendi
Biri - (Ayağa kalkar, Akif’in masasına yakın bir iskemleye otururken)
Horozsıklet - (Yıldırım gibi dalar içeriye. Kolsuz bir gömlek, boynundan çeşitli renklerde zincirler sarkar,parmağında şovalye yüzük, altında eşortman vardır. Ringe çıkan boksör hareketleriyle Akif’e yaklaşır, bir yandan da tesbihini sallar) Abi benim işim acele ve kısa. (Kâmile’ye döner) Anam bana bir çay getirsene.
Kâmile - (Tersler)Demleniyor. (Kâmil’e dönerek) Kaç defa söyledim, şuraya birkaç tane daha çaydanlık alalım diye, yetişmiyor baksana.
Horozsıklet - (Gidinceye dek Kâmile’den gözlerini ayırmaz.Devamlı olarak ta boksör hareketlerine devam eder) Abi benim acilen memlekete gitmem gerekli, hemen bugün yarın!
Akif - Önce şu elini kolunu toparla, korkutuyorsun. (Duraklar) Hayırdır inşallah, yaramaz bir şey yok ya?
Kâmil - (Alay eder)Tramvayda mı gene horozsıklet
Horozsıklet - Yok abi ya, bir iki atalım, kafayı bulalım dedik almanların meyhanesinde, o sırada güzel bir alman karı geldi, kaş göz falan filân... Meğer karı yalnız değilmiş, herifi geldi, nedir ne değildir demeye kalmadı, tezgâhtaki şişeyi indirdim kafasına. Dayanamıyorum abi, bu alman karılarını gördüm mü mıknatıs gibi çekiyorlar beni, tornadan çıkmışlar sanki!
Akif - Boksörsün sözde, yumrukla halledemedin mi?
Horozsıklet - (Rahattır)Yok abi ya, herif sıksa suyumu çıkarır. Izbandut gibi.
Akif - Tamam bugün gönderelim de, nasıl olacak.
Horozsıklet - Valla gittim mi zaten bir daha gelmiyecem abi. Nasıl mı olacak? Sana kalmış bir iş abi, kapının birinden sokacaksın, ben pır.
Akif - Ulan orada kapı bolluğu mu var?
Horozsıklet - Yedirirsin birine abi?
Kâmil - Senin abin varmı orada Horoz?
Horozsıklet - Yok abi.
Akif - Senin abin yoksa, benim de abim yok horoz. Sana tavsiyem.
Horozsıklet - Buyur abi.
Akif - Şehrin kuzeyinde bir kanal var, doooğru Tuna nehrine bağlanıyor. At kendini oraya, karadenizden çık, tamam mı?
Horozsıklet - Ben yüzme bilmiyom ki abi! Sonra yükleri napcaz. Abi paradan korkuyorsan lafını ettirmem abi, gelince öderim gençliğimin hayrını görmeyeyim...
Kâmile - Kanala, kanala acele et, yoksa alacaklar içeriye.
Horozsıklet - Anam sana da bittim ha, dönüşte görüşürüz.
Kâmile - (Kâmil’e dönerek) Gördün mü neden almışım iğne pabuçları?
Akif - Kâmil.
Kâmil - Buyur abi.
Akif - Şu, haftaya bir hacı emmi gelecek, telefon et saatini bildir uçağın ayrıca tembih et te kezzap getirsin !
Kâmil - Olur abi.
(Biri iskemleye sıkışmış, kafasını da ellerinin arasına almış yere bakmaktadır)
Kâmile - Eyvah bu beyi de kaybettik galiba, limon kolonyası getireyim bari! (İçeriye giderken, diğerleri Biri’ne bakarlar) Buyurun beyim iyi gelir.
Biri - (Şişeyi alır ağzına götürmekteykenKâmile erken davranır elinden alır şişeyi)
Kâmile - İçmeyeceksiniz beyefendi. (Başından aşağıya damlatır) Şimdi biraz da ellerinize, koklayın derin derin, evet aynen öyle..
Akif - Beyefendi lütfen kusura bakmayın, size nasıl yardımcı oluruz ?
Dursun - (Telaşla içeri girer ; Tavuk tüylü fötr bir şapka, alttan beş cm kadar kısa bir pantalon, beyaz parlak ayakkabı. Çoraplarınbiri mavi, diğeri kırmızı, tesbih parmaklarının arasında döner durur) Selamınaleykum ey millet. (Hepsinin elini şiddetle sıkar, Kâmile en sona kalır)Uy anam sen kimsun, çayimu cetur.
Kâmile - Tavşan kanımı olsun.
Dursun - Hayır, hakaret istemem, Rize çayı olsun. (Kâmile başını sallaya sallaya çıkar, Dursun arkasından bakar kalır. Arifin karşısında bir iskemleye oturur, üç iskemleyi işgal eder)
Akif - Dursun bey, Osmanlının dokuzuncu göbekten torunu gibi yayıldın etrafa gene.
Dursun - Ne yapalum, karadeniz bize dar geley da! De bakaym da pilet varmidur ?
Kâmil - Türkiye’ye mi Dursun abi?
Dursun - (Duraklar, döner Kâmil’e bakar)Pa mı deysun?
Akif - Türkiye’ye mi yolculuk diye sordu.
Dursun - Yoooo ! Hayır. Tirabizona, Tirabizona. (Kâmile’den Çay’ını alırken tesbihini düşürür) Tövbe tövbe teövbe estağfurullah!
Kâmile - Türkiye’ye hayır deyince, Florida falan zannettim birden.
Dursun - Neişim var penum Florida’da, pizum oraları Florida’yı sollar geçer. Gel bir götüreyim senide gör neler varmış dünyada.
Kâmile - Evinizde...
Dursun - (Keser)Ne evi, fillam var fillam, gel götüreyim seni de.
Kâmile - Nuh nebiden kalma mı.
Dursun - Yoook, kendum yaptum da, gel götüreyim seni de.
Kâmile - Yaylada mı, denize karşı mı ?
Dursun - İkisinun ortası, bir yanı denizi görey, hem yaylaya bakay. Gel götüreyim seni da...
Kâmile - Hacımısınız sizde?
Dursun - Yok daha değil.
Kâmile - Hepsi aynı desene!
Dursun - Efendum? Pa mı dedinuz?
Kâmil - Kısmet olur inşallah, dedi abi.
Dursun - (Çayından bir yudum alır, yüzünü ekşitir) Ha bu Konya çayına bezey da.
Kâmile - Ceylan çayı.
Dursun - Rize ceylanu mu?
Kâmile - Dağdakinden hemde! Çoraplarınız niye böyle, yanlış giymişsiniz galiba.
Dursun - Yanluş değil, biri sarı biri kırmızı, biri sarı biri lâcivert, biri siyah biri beyaz olursa işte ozaman yanlıştır.
Kâmile - İkiside siyah olursa.
Dursun - Dedemun gününde giymiştim bir kere, yolcu ederken öteki tarafa! Eline sağlık çay için, daha yeni farkına vardım ceylanım... Akif, ne zaman kalkay uçaklar?
Akif - Perşembe günleri.
Dursun - Onpeşinde var yani?
Kâmil - Pahalı, sezona giriyor. Bir hafta önce gidiniz ucuz olur.
Dursun - Girmesun, girmemiş gibi olsun mesela, ne dersin Akif?
Akif - Bir hafta önce git, daha iyi olur... başkente.
Dursun - Karadenizun başkenti da, eskiden Amasya imiş, aldık ellerinden kralluğu!
Akif - Ne dersin, Dursun bey?
Dursun - Olsun madem. İki kişi gideceğuz, benim karı da var haaa.
Akif - Kâmil bilgisayardan ayır yerlerini, Kâmile sen de bak kızım, öğren işlemleri.
Kâmil - (Kaydederken Kâmile de eğilmiş bakar) Dursun abi adın soyadın nedir, kaydedeyim rezervasyona?
Dursun - Demel Tursun Kirpaş!
Kâmil - Temel Dursun (Tuşlara basar)...
Dursun - Heh tamam!
Kâmil - Soyadın nedir anlayanadım abi?
Dursun - Kirpaş!
Kâmil - Kirpaş mı?
Dursun - Hayır oğlum, Kirpaş... Anlamaymisun? Türkçesi kıt bu yenilerin de!
Kâmil - Abi en iyisi harf harf söylede yanlışlık olmasın, sonra havameydanında iptal ederler bileti.
Dursun - Söyleyrum tikkat et. Konyanın Ko su, Iğdırın İ sı, Rizenin Ri sı, Polisin Be sı, Aaaaa A sı , Sivasın şeyyy si...
Kâmil - Abi şu pasaportunu ver de doğrusunu yazalım, anlayamadım.
Dursun - Ha bunlardan adam olmaz, burda doğan, burda büyüyenlerden adam olmaz. (Pasaportu uzatır)
Kâmile - (Pasaporta bakar Kâmil’e) Kırbaş.
Dursun - Hah afferim kızım saaa, getir bir çay daaaa...
Kâmil - Oh be Tamam.
Dursun - (Kâmil’e çayı getirir) Gel seni götüreyim daaa.
Kâmil - Hanımınızın adı ne?
Dursun - (Sinirlenir) Ne dedun, pa mı deysun?
Akif - Hanımın adını sordu.
Dursun - Sana ne da.(Ayağa kalkar, bağırır) Size ne penum karinun adundan, ne biçim soru bu, ben senin karının adinu soraymiyum Akif.
Akif - Ya, Dursun Bey, bilet yazılacak, bilgisayarda yer ayrılacak, ad vermedin mi olmaz ki.
Dursun - Pen havaalanında derum bolise. Haydi eyvallah...
(Hepsi dona kalmıştır, arkasından bakarlar.Kâmil telefon eder bu arada)
Akif - Bana bir çay getir kızım Kezzaplı olsun.
Kâmile - Dört şekerli mi?
Akif - Şekersiz... Çok şükür kimse kalmadı. (Ayağa kalkar, masanın önüne geçer. Seyirciye anlatır) İşte gördünüz, almanyadan insan manzaraları, bu bir kaç örnek. İnşallah örnekleri çoğaltacağız, bundan sonra daha çoook karşılaşacağız, haydi hoşça ka...
Kâmil - Akif abi, haftaya gelecek olan hacı emmi diyor.
Akif - Fare zehiriyle idare ederiz.(Birine dönerek) Beyefendiyi unuttuk. Şimdi size bakabiliriz, buyurun.
Biri - (Yüksek bir sesle ve telâşla) Abi ; kutuplara servisiniz var mı. Kutuplara kutuplara. Kutuplara seyahat tertip ediyormusunuz.
Akif - (Şaşırmıştır) Otelli mi, kaç yıldızlı, kaç hafta?
Biri - (Takılmıştır)Yalnız gidiş, tek gidiş... Kutuplara, kutuplara yıldızsız otellerde buzların içinde, gömün yıldızsız buzlara gömün.... kutuplarda (Çıkarken bağırır) kutuplara, kutuplara yıldızsız otelde, buzların içinde gömüüüün, kutuplara yer varmııı, yıldızsız otellerde, buzların içinde....

P E R D E





kurtulustan2003@yahoo.de





Gönderen : Nurettin KURTULUŞ - 11.11.2005 - 00:31



Yorumlar   




Oyun Tekstleri Kategorisindeki Diğer Sayfalar   



 
    Oyun Tekstleri

    Anasayfa
    Haberler
    Kültür Sanat
    Sinema - Tv
    Kitap - Dergi
    Müzik - Konser
    Tiyatro
    Tiyatro Tarihi
    Oyun Tekstleri
    Çocuk Oyunları
    Lirik Tiyatro
    Köşe Yazıları
    Röportajlar
    Tiyatro Toplulukları
    Sahneler - Salonlar
    Ajanslar - Firmalar
    Linkler
    Site Haritası
    İletişim
    Forum
    Üye Ol
    Cast Üyelik

   TV İzlenme Oranları
TV İzlenme İstatistikleri 15.05.2008

1 KURTLAR VADISI PU
1 KURTLAR VADISI PU
2 ANNEM
2 KAVAK YELLERI
3 KAVAK YELLERI
3 PARMAKLIKLAR ARDI
4 PARMAKLIKLAR ARDI
4 SINAN CETIN'LE FE
5 SINAN CETIN'LE FE
5 ESREF SAATI

   Faruk KARAÇAY
 Faruk KARAÇAY - Yıkımlar İçin

   Anket
En İyi Haber Kanalı Sizce Hangisi

  CNN TÜRK
  NTV
  SKY TÜRK
  HABER TÜRK
  KANAL TÜRK



   Tiyatro Yarışması




Anasayfa | Bize Katılın | Şifremi Unuttum | Linkler | Site Haritası | İletişim