Soluk Alma Vakti
Yazan
Mustafa ACAR
musar63@hotmail.com
(Urfa�nın şahsında, kaybolup giden tüm insanlık değerlerini teğetleyen komik, ilginç ve hazin bir hikaye)
Kişiler:
Kemal: (Altmış yaşlarında eski bir Urfalı. Hasta.)
Anzılha: (Elli yaşlarında. Geleneksel bir kadın. Kemal�in karısı)
Halil: (Kemal�in eski dostu)
1. Adam/Nuri: (Kemal�in arkadaşı.)
2. Adam/Bekir: (Kemal�in arkadaşı)
Ayşe: (Çirkince bir kız. Halil�in sevgilisi)
Aynur: (Güzel kız. Kemal�in platonik aşkı)
Aynur'un Annesi: (Fonda ses olarak.)
Kemal�in Annesi: (Fonda ses olarak)
Sülo: (Kemal�in eski arkadaşı. �Ülbe� nam.)
Abbas: (Kemal�in eski arkadaşı. �Deli� nam.)
Kadir: (Dalavereci kuşçu. Kemal�in eski arkadaşı.)
Bahyeddin: (Esrarkeş. Kemal�in eski arkadaşı. �Hapçı� nam.)
Yusuf: (Kemal�in oğlu. Çocuk.)
Doktor: (Ukala.)
Doktorun arkadaşı
1. Arkadaş:(Abbas�ın arkadaşı.)
2. Arkadaş: ( � �)
Hakki: (Halil�in ve Kemal�in ortak dostu. Laubali.)
Başkan: (Belediye başkan adayı. Tipik bir politikacı)
Başkanın Adamı: (Yaltakçı.)
Bir Adam: Dalgacı
Dört adam: (Halk. Başkanı dinleyip alkışlarlar.)
Manici dört kadın: (Düğün alayında, türkü söyleyip zılgıt çalan genç kadınlar)
Türkücü beş erkek: (Düğün alayında, türkü söyleyen genç erkekler. Kemal�in arkadaşları)
Çaycı
Müslüm: (Kemal�in eski arkadaşı)
Hacı Abe: (Kemal�in eski arkadaşı)
Saim: (Kemal�in eski arkadaşı.)
Gazyağıcı: (Sırtında iki tenekeyle dolaşan seyyar gazyağı satıcısı.)
Kahkeci: (Başında bir simit tepsisiyle dolaşan satıcı)
Hatim indiren çocuklar: (Boyunlarında kılıf içinde Kur�anla dolaşan ve ilahiler okuyan çocuklar.)
Dekor:
Sahne iki kısma ayrılmıştır:
1. Kısım: Sahnenin seyirciye göre sol tarafı, mahalli bir oda olarak döşenmiştir: Hastanın yattığı bir sedir, yanında yer minderleri. Biraz yukarıda bir pencere.
2. Kısım: Geridönüşler (=flashback) içindir. Burası bazen bir oda, bazen bir dükkan, bazen de sokaktır.
Sahne 1
Oda aydınlanır. Sedirin üstünde hasta (Kemal) başı öne düşmüş oturmaktadır. Elinde bir tesbih vardır. Bir-iki öksürür. Biraz uzağında Karısı (Anzılha) örgü örmektedir.
Anzılha: İlaci (ilacını) içti mı (içtin mi) Kemal?
(Hasta, kafasıyla onaylar)
Fonda, araba klaksonları, insan sesleri başlar. Bu bir düğün alayıdır. Kemal seslerden rahatsız olur.
Kemal: Hele bı taki (=pencereyi) kapat!
Anzılha: (Kalkıp pencereden bakar, sonra kapatır.) Zuvahtan (=sokaktan) dügün alayı geçimiş! (Odadan çıkar.)
Kemal, �düğün alayı� sözüyle dalar.
Müzik.
Uzak bir maziye tebessümle geçiş...
Geri dönüş: Odası kararırken sahnenin sağ tarafı aydınlanmaya başlar.
Düğün; sokak yavaş yavaş aydınlanır. Müzik iner. Fonda, kadınların manisi başlar. Bir grup erkek türkü söyleyerek girer. Öndeki erkeğin (Halil) başında bir sini vardır. Üstünde bir çift ayakkabı, gömlek, pantolon, vb. Arkadan kadınlar girer.
Kadınlar: (Sahneye girmeden fonda)
Oy pirpirim pirpirim
Dalları dilim dilim
Biz Kemalı everdıh
Hellé'ye Allah kerim
Halay halay hééé
(Zılgıt çalarlar.)
Erkekler : (Sahneye girerken)
Duvara mıh çaharam
Sen salla ben baharam
Mendili kirlendıhça
Sen yolla ben yaharam.
Nanay başım, nanay
Çok içmişim, nanay
Ağrıdı başım, nanay...
Duvara astım sacı
Acı biberim acı,
Kaynanalar kudurmuş,
Marıstandır ilacı.
Nanay başım, nanay....
(Kadınlar zılgıt çalar.)
Erkekler: (Türküye devamla)
Duvarda elek m�olur
El kızı melek m�olur
Körolasan kaynana
Kapıda henek m�olur
Nanay başım, nanay...
Kadınlar :
O yanı saçah
Bı yanı saçah
Kız anasının
Saçına sıçah
Hala hala heeee
(Zılgıt)
Erkekler:
Bu dağın karı benem
Gün vursa erimenem
Yedi yıl yerde yatsam
Aşıkam çürümenem
Çıkarlar. Bu kısım kararır. Müzik.
Sahne 2
Oda aydınlanır. Hasta, başı önüne düşmüş, ağlamaktadır. Sessiz geçen bir süre� Oda yeniden kararır.
Fonda şiir:
Bir başına kalırsın
işte hayat bütün bu
Bir gözlerin eskidir
son sahnesinde mahzun
Tarumar olmuş şenlik
kalbin maziye yenik
Geçmiş hayal olmuştur
hayalse bugün geçmiş
Hani o gülmeler
uzun
genç
ve soluksuz
Hani o sevdalar
gecede kalbi vuran
Sözlerin nerde hani,
ya o heyecanların
Sahiden rüya mıydı bütün o renk cümbüşü
Gündüz yok artık sana
ufkunu gece sarmış
Geçmiş hayal olmuştur
hayalse bugün geçmiş
Geridönüş: Loş bir ışık altında bir meclis: Yedi kişi (Kemal, Hacı Abe, Halil, Hakki, Saim, Nuri, �sonradan Müslüm-) oturmuş sohbet etmektedirler.
Hakki: Hecı abe, daha de bi neşşe yapah bizbize! Zamanı gelmedı mı?
Hacı Abe: Acele etme oğlım, acele etme!
Hakki: (Alayla çalgıcıları işaret eder) Yoh yanı, hazır mıtrıplarımız da bırda!
Saim: Mıtrıp sensen vülan!
Hacı Abe: (Hakki�ye) Acıh efendi ol, efendi; onar mıtrıpsa sen nesen? Demliki (=darbukayı) çalan kim?
(Gülüşmeler)
Hakki: Demlike ayrı lo!
Müslüm:(Girer) Bı gece maşşallah gökte ay balki! Eyne kimin olmış gök! Bu, Kemal üçündür haa!
Hakki: (Kemal�i göstererek) Ağamız evleni yav! Ne demah!
Hacı Abe: (Bardağını kaldırarak) Ağam, ha bı kadehı, Kemal üçın kaldıryam. Allah heç bi zaman sa�deti arhasında bırahmasın! Ahir ömründe de şindiki kimin bahtiyar olsın!
Hepsi: Amin, amin!
Kemal: Babayıza rahmet!
(Hakki, Hacı Abe�nin bardağına bakar.)
Hacı Abe: (Hakki�ye) Neye bahisan oğlım!
Hakki: Heç; dedim belki zuladan erakı koymışsandır! Siye amel olmaz!
Hacı Abe: Şerbet oğlım şerbet! Zalımoğlı zalım!
Hakki: Yoh yanı, ne bilım!
Bu kısım kararır. Hasta odası. Kemal�in yüzünde tebessüm.
Yeniden geri dönüş: Deminki sahne.
Hakki: (Kemal�e) Oğlım, esasında evlenmah tebrik edilecah bi mevzu degildır, hamma biz adet yerini bulsın deyih işte! Yohsa ne işımız var burda!
Hacı Abe: Hele sen o uğırsız ağzi açma! Madam ele (öyle) sen niye evlendi? He?
Hakki: Adet yerini bulsın deye!
Saim: Yalani bata he vallahi! O zaman, niye gece gündüz arvadın koynındasan?
(Gülüşmeler)
Müslüm: Ona da söle adet yerini bulsın deye!
Hakki: O, mecburiyetten oğlım mecburiyetten!
Saim: Nasıl mecburiyetten?
Hakki: Gennı (kendisini), on dekke (dakika) boş bırahsam, deyi herıf yetış, kör olyam! Demah ben olmadım mı gözıne vuri!
Saim: Ya sıtar, ya sıtar!
Hakki: Emin ol!
Hacı Abe: Bu yalanlarinan oğırımızı bağliyacahsan oğlım!
Hakki: Yav, ne deyisen; o günü bi seetlığına zuvağa çıhtım; döndüğımda bahtım yerde parpazli!
Müslüm: Söle rebbıme!
Hakki: Rebbıme yav! Erkegin essehını (sahihini, gerçeğini) bulmış ya, bırahmi, haklı olarah!
Hacı Abe: (Ordakilere) Erkegin essehı gensı (kendisi) oli bence!
Hakki: Vah!
Müslüm: Ciyrt!
Gülüşmeler. Hakki anlatmaya devam eder.
Müzik.
Bu kısım kararır.
Oda.
Kemal�in yüzünde tebessüm...
Yeniden deminki meclis.
Hacı Abe: (Hakki�ye) Oğlım, bını her yerde söleme; sen daha cahal oldıği üçün bilmezsen; en kötı evlilıh bile, bekarlıhtan eyidir! İnsanın yalavuz yaşamağı ne demahdır bili mısen!
Saim: Allah kimsi yalavuz bırahmasın!
Hepsi: Amin!
Hakki: (Alaylı) Kemal�ın ağbatı Halil�e ola!
Halil: Sen işye bah! Biye bulaşma!
Hakki: Babo, kötü bişe mı söledıh!
Hacı Abe: Siz siz olın, ahbabizı, dostizı, ille de son vahtında yalavuz bırahmayın! Aman ha aman! Dost, insana dar günde lazımdır! Yohsa ne heyrı var!
Müslüm: Ele, ele!
Saim: Hele hade lo, bele iffahtan bi fasıl geçah ben deyem! Zamanıdır!
Hakki: Ağamız evleni yav, ne demah! (Halil�e) Kız misan degil mı? (Kendi kendine) Demlikem nerde la!
Hacı Abe: He he; yeter konıştıh! Hade bahah!
(Fasıl)
Bu kısım kararır. Hasta odası. Kemal�in yüzünde tebessüm!
Müzik. Geri dönüş: Deminki meclis.
Hacı Abe: Nuri bize şiir ohır şindı! Sırasıdır!
Nuri: Hacı Abe, seni sesi daha hoştır!
Hacı Abe: Benım ezberım eyi degil. Olsa bilisen! (Kemancıya) Sen de bele iffahtan bi saba tut istisen!
Müzik. Nuri şiir okur.
Ömrün şu biten neşvesi tam olsun erenler
Son meclisi cam üstüne cam olsun erenler
Şükranla veda ettiğimiz cam-ı fenaya
Son pendimiz ahlafa devam olsun erenler
Dünyada bu iksir ile mes�ud olan ervah
Ukbada da sermest-i müdam olsun erenler
Caizse harabat-ı ilahide de her şeb
Yaran yine rindan-ı kiram olsun erenler
Tekrar mülaki oluruz bezm-i ezelde
Evvel giden ahbaba selam olsun erenler.
Şiir bittiğinde.
Saim: Ağziya sağlıh Nuri!
Hacı Abe: Babaya rahmet Nuri!
Nuri: Eyvallah abe, eyvallah!
Halil: Sen niye bişe sölemisen Hakko!
Hakki: (Nuri�ye) Vüla oğlım, biz daha gençlığımızın neşşesini alih, sen deyisen neşşe bittı, ahrette görüşürıh, hallahoop! Başka bi şiir yoh mıdı, eyno he vallahi!
Hacı Abe: Neş�enin bitecağı gün de gelecah Hakki! Merak etme! Gözi aç kapa, bah nasıl geli! (Etraftakilere) Hayde, hade, kaldırın kadehizı!
Hakki : (Gözünü kırpıştırarak) Hanı! Gelmi!
Gülüşmeler. Bu kısım kararır. Müzik.
Sahne 3
Hasta odası.
Hasta: (Öksürür. Dışarıya seslenir.) Anzılha!
(Anzılha girer.)
Anzılha: Beni mi çağırdi Kemal!
Hasta: Gel hele gel!
Anzılha: Bögın hava daha pis olmış. İnsanın boğazını kurıdi ne'let!
Hasta: Hele bele otır! Ne deyecağam; insanın son zamanında yavalız olmağı ne kötı degil mi Anzılha!
Anzılha: Niye seni son zamani mı ki! Daha yaşi ne!
Hasta: Le hele onı geç! Dedığımı aynadi mı?
Anzılha: E, herkes işinde gücünde; her vahıt gelemiler ki!
Hasta: Ben her vahıt demiyem ki! Arada bir heç olmazsa! Hama gelen yoh!
(Sessizlik)
Hem bi tek ben de demiyem bunu! Herkes deyi! Çünkü artıh herkes yavalız! Bi kısmı benim kimin şindi yavalız, bi kısmı daha sırasını bekli! Halbıki eskiden...
Anzılha: Gelip getmeseler de, seni uşahlari var çoh şükür! Şeytan yavalız, seni şenigi çoh!
Hasta: Uşahlar! Her biri bi terefe uçtı! Mevsimlıh kuşlar kimın! Demah, ömrün tek bi mevsimine mahsustılar! Göçtüler! İnsana hikaye kimin geli degil mı!
Anzılha: Ele! (Durur) Uşahlari olmasa da ahbaplari var seni...
Hasta: Ahbaplarım!... Onarın da de�vası öldü! Hepsi para derdine düşmüş! Bi merhabiya zamanları yoh artıh! Keyflerinden degil ha, mecburiyetten! Get bah, geceleri gündüzlerine karışmış, bi ucdan çabalilar. Niye çabaladıhlarını gener de bilmi!
Anzılha: Birez solıhlan acıh!
Hasta: Hamma ben onarı kınamyam! Çünkü beçaralar! Hepimiz beçara oldıh! Belle'enin içindeki pissik kiminih artıh! (Bir süre.) Biye asıl zor gelen ne bili mısen; eskiden, konışacah kimsi bulmasah bile, yıldızlarnan suhbet ederdıh. (Fonda müzik.) Göknen aramızda şindiki kimin kalın perde yohtı. Şindi... Şindi gurbetteyih sanki! Yıldızlardan uzah düştıh! İnsan insana kaldıh! Gel gör, ortada insan da kalmadı! İnsanlar azaldı Anzılha, azaldı!
Anzılha: Yooh, zuvah kayni!
Hasta: Dorğı; eskiden bele mebzul degildı insan. Feket daha kalabalıhtıh! Şenlik çohtu! İnsan insanın yanındadı çünkü. Eger dar vahtında, eger eyi gününde. Biri digeri üçün sevinir, yahut yanardı. Şindi? Şindi herkes gendine; gendi hesabına yaşi! Her koyın gendi bacağından, deyiler ya; insanı koyın ettiler sonında; ortada insan kalmadı!
Anzılha: Herslenme gene! Dur bi solıhlan!
Hasta: Herkes gendi namı hesabına!.. Fakat, bı keder hısap kitap edili ya, gel gör, ortada sağlam bi hesap da yoh! Eskiden bi parça ekmeknen keyf ederdıh, şindi fırınımız var, keyf yoh!
Anzılha: Bizim mi fırınımız var?
Hasta: Temsil deyem le! (Durur) Niye keyf yoh! Yalavuz kaldıh çünkı! Bi ben degil herkes yalavuz! (Durur) Bayahtan dügünımızı hetirledım!
Anzılha: He! Ne hoştı!
Hasta: Ya, ne hoştı! Ne şenlikti değil mi! (Fonda kısa bir süre düğün sesi.) Siye bi şe sölim mı; insan, geçen günleri hetırlemağa başladı mı, durımı vahim demahtır!
Anzılha: Yoh, yoh; biz ele, hoşımıza gidi deye hetirliyih!
Hasta: Tamam işte! Bögünimiz hoş degil onın üçürı! (Durur.) Bi geçmiş var elimizde! O da, dur bahah bizı ne zamana keder idara edecah!
Anzılha: Sen hulhi geniş et lo! Herslenme de! (Bir süre.) Esseh Helle (=Halil) nerde? Kaç vahıttır görünmi! Tepsiyi o daşidı dügünde.
Hasta: O, dügünlerın Kamberidı zatana! Biri evlendi mi, genni evlenmiş kimin sevinirdı! Çohtandır görinmi! Belki o da hestedir! Benim kimin!
Anzılha: Allah irağ ede! (Bir süre.) Esseh, Helle, heç evlenmedı, degil mi?
Hasta: (Dalar.) Heç evlenmedı! (Müzik.)
Sahne 4
Geri dönüş. Oda kararır. Kahvehane aydınlanır. İki masada dört kişi. Birinci masada iki kişi domino oynamaktadır. İkinci masada Halil ve Hakki.
Hakki: (Garsona seslenir. Alaylı.) Hele iki kahve çek, Helle'ninki bekar işi olsın! Yani şekerli! Belki kuvvet verir genne!
Halil: Hakko, bah dalga geçecahsay kahah!
Hakko: Kızma lo! Cayiz mı bele, heneg ettih! Heket, 'kızma' dedim de, aklıma geldı; siye bi kız bulah artıh lo!
Halil: Hayhooo!
Hakko: Heneg edyem heneg! Yoh yanı, herkesi everisen, bi arhadaşi evlendi mı, tepsiyi sen tutisan, birimiz de siye tutsah deyem. He?
Halil: Ağe, ben kahyam! (Hakki kolundan tutar.)
Hakko: Heneg edyem lo! Evlenmisen, seni bilecaği bişe; mıhakkak bizim bilmedığımız bi durum var ki... İnsan evlenip mahçub olmahtansa... He?
Halil: (Kolunu kurtarır. Yürür.) Yeri get vülan; angut!
Hakki:Yav heneg ettım heneg! (Diğer masaya seslenir.) Hele Neco, gel domino oyniyah!
Halil çıkar. Gülüşmeler. Bu kısım kararır.
Sahne 5
Oda aydınlanır.
Hasta: Evlenmedı! Heç evlenmedı!
Anzılha: Esseh, niye evlenmedı O? Yazzıh! Şindi kimbilir ne haldadır neçar! Ele, bütün bütün yalavuz kalmah eyi mı! Evlensedı, şindı temsil, yanında uşağı, arvadı... yanı neden kötü! Esseh niye evlenmedı Helle?
Hasta: (Dalgın) O günı ne düşındım bili misen...
Anzılha: Herdır işallah!
Hasta: Dünya eynı bi sandıh kimin. Bı sandıhta bi şe pozıldı mı yanındaki de pozıli.
Anzılha: Nasıl yanı?
Hasta: Farzet ögide bi sandıh meyva var! İçinde elması, portakalı, armudı filan. O sandıhtan bi elma pozıldı mı, armut da pozıli! Armut pozıldı mı, bi müddet sona bahisan, portakalın de�vası ölmış! Aynisan degil mi? (Anzılha şaşkın bakar.) Mesele, insannan hava; insan pozıldı mı hava da pozıli; hava da pozıldı mı insan poh oli! He? Ele mi ele degil mi?
Anzılha: Bilmiyem ki! Şindı biz sandıhta mıyıh!
Hasta: Eynı ele! Biz bizden pay biçah; bögınımız perişan! Bi tek geçmiş var elimizde! Şindi o eski bizden eser var mı?
Anzılha: E, he! İhtiyar oldıh bi lohma!
Hasta: Benim cigerlerimin da'vası ölmüş, seni her terefide mum yani. Ah, ofnan iş görisen!
Anzılha: Hele dertten, dimikten konışma lo! Çarpıntım tutar şindi!
Hasta: Hamma eskiden... He? Eskiden...
Anzılha: (Dalar.) Nasıl gözzeldım hele!
Hasta: Tuttığımı kopadırdım Allahvekil! O nasıl azim, nasıl kuvvettı ele!
Anzılha: Bi saçım vardı (uzunluğunu gösterir) bırdan bırya keder. Hah hesıtlerdı!
Hasta: Yeddi başlı ejderha kimindim. Eskiden...
Anzılha: Konşımızın kızı Fiko biye siher yaptırmıştı! Niye ki, herkes biye bahi deye!
Hasta: Gögsıme vurdım mı yer zingilderdı! Eskiden... He canım...
Anzılha: Aha ben de o vahıt genne beddüe ettım! Gençlığiyın heyrını görmiyesen dedım Fiko!
Hasta: �Kemal� dedi mı, mahledeki gençler ihtirama geçerlerdi!
Anzılha: Esseh de görmedı zatana! Daha yaşı altmışbeş olmamıştı, öldı! Kimin ahı yerde kalmış!
Hasta: Kahviye girdım mı, Kurre Sayım kürsı tutardı. �Kemal geldı yav�. He canım!
Anzılha: Nasıl bi endamım vardı hele! Yerirken derlerdi arhaydan cilve tökili. Erkekler kuyrığ olırdı!
Hasta: (İç çeker.) Biz, işte bı hala geldıh. Pozıldıh yanı! Diger insanlar ya? Onar da en az bizim keder pozıldılar. Belki benim kimin cigerden degil, hamma şehsiyetlerı pozıldı. Bögın kaç tene insan kimin insan gösterebilirsen; para;pul deye cihsinmiyen kaç kişi kaldı! Nerdese son nefeslerinde kazançlarını hısab edecahlar!
Anzılha: He! Gören aşık olırdı! Derlerdi, Allahın başka işi gücı yohmış, otırmış bı kızı yaratmış!
Hasta: İnsanlar pozıldı! Peke (=peki) biz insanlar bı keder pozıldıh, hava ne durumda?
Anzılha: Hemamda görenler birbirlerine benı göstedıllerdı. Pendır kimındım! Deleme pendırı nasıl, ele!
Hasta: Ha işte, halı ortada!. Mevsimler yerlerını şaşırdı. Mesele, eskiden kış geldı mı, dört çörten bir yağmır yağardı! Hetırlersen! Şindı bi çörtene hesret kaldıh!
Anzılha: Anam her gün üzerlik gezdırırdı üstımde. Sıfatımdan ay balkidı! Ayın ondördı nasıl, eynı eledım!
Hasta: İşte dünyada, bi şe pozıldı mı her şe pozıli! Çünkü hepimiz eynı sandıhtayıh! Bize de geçen günleri yad etmah kali!
Anzılha: Gözlerim şindiki kimin midı hele; (gösterir) hah böylelerdi. Mahlede Anzılha desey kimse tanımazdı; adım 'kadeh gözlü'dı. Uzahtan gören deyidı, �a, Türkan Şoray geli!�
Hasta: (Alaylı) Bah ben ne sölyem o ne deyi!
Anzılha: Yoh yanı, aklıma geldı! Gördüğımız görecağımız oymış demah ki!
Hasta: (İç çeker)Ya! Gördüğümız görecağımız oymış! (Bir süre) Sen bayahtan, eskiden artis kimindim dedi bence.
Anzılha: Artis neçı; benem deyen manken elime su tökemezdı!
Hasta: (Alaylı) Manken? Sen mankeni nerden bilisen vülan?
Anzılha: İşte televizyondan eşidiyem!
Hasta: E, zalımoğlı zalım, ben istemesem evde kalmışti taman! Bı nasıl mankenlıhtır!
Anzılha: He yaaa!
Hasta: Yaşi nerdese onaltıyı bulidı! Yalan mı?
Anzılha: Sen söle; Kahveçi Mehemet sağ oladı da söliyedı. Evimize gelen dügirtçılere kahve daşımahnan iki tüken, bi bağ sehebı oldı herıf! Beni istemağa gelenlerin haddi hesabı yohtı! Sen de eyi bilisen hamma, mehset zavıklanasan!
Hasta: He ağe he; ögi nasılsa Herran!
Anzılha: Senden evvel, Pakkırçıların Mısso istemiştı beni! Yerimden kahmim, üzine bilene bahmamıştım!
Hasta: Hani o Allaha yan bahan Mısso?
Anzılha: Yooh! Niye; sağ gözının elifı acıh yuharı bahidı!
Hasta: Tamam işte! (Durur) Hanı üzıne bahmamışti! Elifini nasıl gördi vülan?
Anzılha: (Panikler) Üzıne mı bahtım, viii; yalavuz gözıne bahtım! Sanki... Yuharda Allah var, o keder istiyenim oldı, hamma ben heç birini istemedim! A, Tirnik Behye hala sağ, çağır sölesin! Yoooh, töbe! Erkek kısmına heç üz vermezdim ben! Cahaldım hamma, ele başka kızlar kimin erkeklere bahmazdım. A, sen bırdasan; o keder karşıma çıhti, biye mısallat oldi...
Hasta: Vaaa; demah mısallat oldım he?
Anzılha: Yani yani. Temsil deyem! O keder yolıma durdi, gene de bi sefer dönıp bahtım mı?
Hasta: (Alaylı) Yoh canım; yuharda Allah var! Heç dönıp bahmadi!
(Kapı sesi)
Anzılha: (Kalkar) Ya bah; ben deyem, deyisen bele şele! Hele kapıya bahım! (Çıkar.)
Hasta: (Yüzünde tebessüm) Heç bahmadi, Allah var!
Sahne 6
Müzik. Geri dönüş: Bu kısım kararır. Sokak aydınlanır. Kemal ve Halil pusuya yatmıştır. Anzılha girer. İki arkadaş Anzılha'nın arkasından giderler. Yürüme taklidi.
Kemal: (Arkadaşına telaşlı) Hello, hade oğlım, sölisen söle; bah gidi işte; söle, söle!
Halil: (Anzılha'ya) Kız kız! Bah bı seni sevi ha!
Anzılha: (Sert) Tiffi! Edepsizler! (Edayla döner.) Hangiyiz?
Halil: (Gösterir.) Ha bı!
Kemal: (Fısıltıyla) Adını sor oğlım, adını!
Halil: Deyi adı nemiş ecebe? Onınki Kemal!
Anzılha:(Sert) Babamın derdi! (Edalı) Benimki de Anzılha!
Halil: Deyi çoh gözzelmiş, genne kurban olım! Bı deyi ha!
Anzılha: (Sert) İt enigi! (Edalı) E, gensi de yakışıklımış!
Halil: Deyi gensini istedim mi?
Anzılha: (Sert) Niye kurban olmi biye! (Edalı) E, madam ele; istetsin, istetsin!
Müzik. Bu kısım kararır.
Sahne 7
Oda aydınlanır. İçeriye Anzılha girer.
Anzılha: (Girer.) Ben ele şindiki kızlara benzemezdim. Töbe! Sen daha eyi bilisen gerçi; aynatmağıma lüzum yoh!
Hasta: (Alaylı) Bilen bili! Kaffayı yorma! Gelen kimmiş?
Anzılha: Yusuf geçiken urğamış! Kapıdan senı sordı!
Hasta: Kapıdan niye sori! Yanıma gelseydı!
Anzılha: Televizyonda maç varmış! Kahviye gettı! Maçtan sona belki gellem dedı!
Hasta: Bi zaman, gecelerı benden heket isterdı! Demah şindı maç seyredi!
Anzılha: Heketin vahtı geçtı Kemal! O vahıt bi kırtik uşahtı! Şindı maşşallah eşşek kader! Heket zamanı mı! Hem şindıki insanlar artıh heket dinnemi ki! Eşkere yalanı dinniler, hamma heket dinniyen yoh!
Hasta: Dorğı sölisen!
Anzılha: Heketin vahtı geçti Kemal, geçti! Heket zamanı mı!
Hasta: (Tebessümle dalar.) Heketin vahtı geçti he!
Geri dönüş: Ev. Bir tandır etrafında baba-oğul (Yusuf) oturmuşlardır. Baba (Kemal) uyuklamaktadır.
Yusuf: Babo, hade biye heket söle lo!
(Uyukladığını farkedince Yusuf dürter.)
Yusuf: Babo, babo!
Hasta: (İrkilerek uyanır.) Hı! N�oldı, heyr inşalla?
Yusuf: Heket söle deyem lo; yuhım gelmi!
Hasta: Oğlım bögün çoh yorıldım! Siye yarın sölim! Söz bah, Allahvekil!
Yusuf: Biye ne lo! Benım yuhım gelmi! Bah sölemezsey küserem!
Hasta: E, e! Yassabur yallah!
Yusuf: Dı hadeee!
Hasta: Heket heket laklakoz, birı sıçan biri boz, bindım bozın üstüne, çıhtım Halep yolına...
Yusuf: Bını dünegin sölemişti!
Hasta: Bende başka yoh oğlım!
Yusuf: Biye ne lo, ben de ağlaram işte! (Ağlar.)
Hasta: La havle... Oğlım ağlama bah; Bende yoh deyem! Allahvekil başka bilmiyem! Anamın hörekesinden mı çıhadım siye!
Yusuf: (Başını kaldırır) Anayın hörekesinde çoh mı vardı!
Hasta: (Güler.) He ya, çohtı! (Durur.) Hamma seni anayınkinde de çohtır!
Yusuf: Haket mı!
Hasta: Emin ol! Anayda daha çoh!
Yusuf: (Dışarıya seslenir.) Aneeee; tez gel, babam hörekeyden heket çıhadacaaaah!
Oda aydınlanır. Hasta tebessüm etmektedir. Yanıbaşında Anzılha oturmaktadır.
Anzılha: Gene daldi ha! Heyr inşallah!
Hasta: Yoh le; ne dalmağı! Hele kah bı taki (=takayı, pencereyi) aç biye! Sebbehten beri kapalı, nefesim darahtı, yeter! Bi de bi tas su getir!
Anzılha: (Kalkıp pencereyi açar.) Ben mahsus açmadım; çıharı bütün duman, irağola! Korhiyam siye eyi gelmiye!
Hasta: Sen aç ağe aç! Başkalarına eyi geli mi ki!
Anzılha: Başkalarından bize ne şindi! Ben seni üçün korhiyam!
Hasta: Bah bı olmadı; bi tek benım üçünse korhma!
Anzılha: Sen hestesen! Viii! (Çıkar.)
Hasta: Ben şindı hesteyem; başkaları da sona heste olacah! Bı duman bi tek biye eyi gelmise mesele yoh! Ben bı dünyada kaç kilo gelirem! Hükmım nedir benim! Yaprah neyse ben de oyam. Üstelik nasıl kurımış, yerlere düşmişem; zeif bi yele bahyam! Ha estı, ha esecah!
Anzılha: (Elinde suyla girer) Ele deme kurbani olım! Hele suyi iç!
Hasta: Ha bi yaprah savrılmış, ha bi Kemal ölmış, ne kıymetı var; sen asıl bütün insanlar üçın korh!
(Suyu içer.)
Anzılha: (Ağlamaya başlar.) Durisan durisan, ölım deyisen! Bah ağlaram ha!
Hasta: Ağla; feket bi tek benim üçın degil!
Anzılha: Benim başka kimim var ki! Hele dur bi solıhlan! İstisen siye çay demlim!
Hasta: (Kadını durdurur.) Ne deyi Sadi: "Beni adem aza-yi yek-digerend." Ne demah yanı; yanı, insanoğlı hepsi bi parça demah. Dorğı mı? (Kadın başını sallar.) Dorğı! Yani, seni bi dırnaği kopsa nasıl her terefi sızlisa, işte insanlardan her kime bi şe oldı mı da, üregiyin ele sızlamağı lazım! Çünkı onar da seni parçay! Herkes birbirinin parçası bu dünyada! Herkes, herşe! Aynisan degil mi?
Anzılha: Gene başladi ha! Siye deyem ben aynamyam bele şeylerden!
Hasta: Kaffayı yorma! Bını çoğı insan aynami zatana!
Anzılha: Madam kimse aynami sen niye aynisan? Hestesen zatana! Aynisan hesteliği mı geçi sanki!
Hasta: Ayniyacahsan Anzılha! Aynamadi mı koyın olırsan; arhadaşlari bacahlarından asiliken, sıranın siye gelecağını bilmezsen; olır mı!
Anzılha: Nasılsa herkese sıra gelmi mı! Kim kadere karşı durmuş!
Hasta: Kader dediği sensen, yaptıhlari! İnsan buğda ektiğında buğda çıhar; arpa çıhtığını gördi mı?
Anzılha: Rebbim isterse...(kapı sesi) Hele kapıya bahım!
Hasta: Aç bahah, bı sefer kimdir?
Sahne 8
İçeriye iki adam girer.
2. Adam: Selamaleykim Kemal!
Hasta: Aleykim selam, Bekir!
1. Adam: Selamaleykim Hecci!
Hasta: Aleykimselam Nuri! Nasıl oldı bele yav! Deyidim herkes gelir, Nuri gelmez. Valla helal olsın siye!
1. Adam: (Ayaklarına atılır.) Babo Nuri seni ayaği öpsın!
Hasta: Istafırla! ıstafırla, heneg ettim lo! Hele solıhlanın!
1. Adam: İnan et, on gündir, ha bögin ha yarın... Allah seni inandırsın, yüznumarya getmağa zamanım olmi! Tükenden bi dekke desen ayrılamyam!
Hasta: Allavere işler eyi!
2. Adam: Lo yerre girsin işı de gücı de! He he, kazanih! Hamma emin ol, eski hüzır yoh!
Hasta: Siz gelmezden Anzılhanan bı mevzuyı konışidıh!
1. Adam: Vüla deyem, keşke eski çulçı Nuri olaydım! Emin ol! Bele bi girdaba girmişih, bili misen, boğılih sesimiz çıhmi! Sanki bizi birisi mengeneye almış yav! Nefes alamih Allahma!
2. Adam: Sanki bele görınmez bi kuvvet var; bili misen; senı dört bi yanidan çevirmiş! Deyisen tamam babo, heç bişe istemyem ben, yahamı bırahın yeter; deyi, ele yağma yoooh! Bı devi (=deveyi) güdecahsan!
Hasta: Ele, ele!
1. Adam: Hele nasıl oldi; Allahvere daha eyisen?
Hasta: Lo işte biye birez yolpacı verdı!
1. Adam: Kim verdı?
Hasta: Azrail lo! (Gülüşmeler) O günü gennen birez çekiştıh!
1. Adam: Allahvere senden ferık geldı?
Hasta: He he. Birez sol terefımı örseledı, gettı!
2. Adam: Yerri, desedi, ülbe he vallahi!
Hasta: Getmesine getti de, her seferinde bi parçamı da gennen götüri! Farkındayam!
1. Adam: Ele düşınme lo; sen müsterih ol! Maşşallah eyi görünisen!
(Fonda müzik.)
Hasta: Bi zaman aklıma gelmezdı, şindi koynımdan çıhmi!
1. Adam: Sen müsterih ol!
Hasta: Bi zamanlar kaçarken nefes almazdım, şindi yatyam, solığım çıhmi!
1. Adam: Dar vahıt tez geçer Kemal, ferrehlersen işşallah!
Hasta: Bi zamanlar ben...
2. Adam: Bi zaman neydi Kemal!
Hasta: O vahıtlarda...
1. Adam: He canım! O ne vahıttı ele Kemal!
Hasta: Gençtim, civandım...
2..Adam: Hele kah bi görah!
Hasta: (Heyecanla kalkar. Ceketini omzuna alır.) Sakomı çinime aldığım kimin, Tırfındırdan çıhardım.
1. Adam: Bi zaman neydi Kemal! Veeeey! Hele yerı görah!
Müzik. Hasta hızla yürümeye başlar. Yoldan geçenler: Selam vererek birkaç adam geçer. Çarşaflı bir kadın, yanında bir çocukla geçer. Arkasından bir adam girer.
Bir Adam: Selamaleykim Kemal!
Hasta: Va aleyküm selam!
Bir Adam: Haket ahşama Hakkoyı da davet etmişsen! Bah o gelise ben gelmiyem ağe! Göğüslerinde Kur�an kılıfıyla hatim indiren çocuklar İlahi söyleyerek girerler.
Çocuklar: Şol cennetin ırmakları, akar Allah deyu deyu, çıkmış İslam bülbülleri, öter Allah deyu deyu���.
Hasta: Yav sizı barıştırrıh işte, cayız mı bele lo, küslıh yakışır mı! Hele şindı işım var, Helle bekli benı!
Bir Adam: Allahma hetırey üçün gelecağam ha!
Hasta: Babaya rahmet! (Yürür.) İlk durağım Bakko'nın kahvesi.
1. ve 2. Adam: Dur bi solıhlan!
Kahkeci (simitçi) girer.
Kahkeci: Haşhaş kahke! Fırından yengi çıhtı! Kahke! Haşhaş kahke!
Çaycı girer. Çay verir.
Çaycı: Ehlen, Kemal; pendıri sıcah suda, istisen getirim!
Hasta: Getır! Çayi nasıl? Oğlım bah...
Çaycı: Er! Bı ne! Cayız mı! Seni üçün hususi demlemişem! (Çıkar)
Hasta: Dı hade tez! (Arkadaşına) O kahve, hala gözümdedir. Şindı yıhıp, yerine pasaj yaptı zalımoğlı zalımlar! Yohsa bı halımnan gene giderdim!
Elinde tepsiyle çaycı girer.
Çaycı: Efiyet olsın! Başka bi emri ğızmeti var mı!
Hasta: Babaya rahmet. (Arkadaşlarına) Otırır çaynan pendir ekmek yirdim! Sıcah suda pendir, yanında tezze dırnahlı�. Abooov, yi ki doyasan!
Gazyağı satan bir adam girer. Arkasından çocuklar girip misket oynarlar.
Gazyağıcı: (Ezgiyle) Kazyak, kazyakı!
1. Çocuk: Elboşam!
2. Çocuk: Kırretem!
3. Çocuk: Oynamyam la, her zaman sen elboş olisan, biye ne!
1. Çocuk: Niye babboş, o günı sen oldi, bız bi işe dedih mı!
2. Çocuk: Oynamisan oynama vel, (1. Çocuğa) gel la çelik çubıh oyniyah biz de!
1. Çocuk: Hade!
(Çocukların diyalogları sessizce sürer.)
1. Adam: Çoh sürmez kahardi!
Hasta: Çoh sürmez kahardım. Bilemedi beş dekke! Daha urğiyacağım yerler var! Adet etmişem! Yallah! Yerı Kemal!
(Çocuklar çıkarlar.)
2. Adam: O nasıl yerimahtı ele Kemal!
Hasta: Arhamdan kaçan yetişmezdı.
1. Adam: Adi tazı Kemal koymışlardı; kimse yahaliyamazdı!
1. ve 2. Adam: (Bağırarak) Tazı, tazııııı!
Hasta: Tazı! (Dalar) Eynı tazı! He canım!
Işık kararır. Müzik. Fonda bir kadın sesi (=Kemal�in annesi).
Kadın: Kemaaaal! Ele hızlı yerime oğlım, yetişemyem siye! Tazı mı oldi soyha! Bah yavaş, deyem! Heç mi nefesi kesilmi Allah cani almıya! Dur bi solıhlan acıh! Ulan hızlı yerıme deyem siye! Kolçılar mı kuvali senı irağ ola! Kemaaaal! Kimin adı Kemal! E, sen dur, ahşama babaya sölemezsem senı!
Sahne aydınlandığında hasta ağlamaktadır. 1. ve 2. Adam da ağlamaktadırlar. Müzik indiğinde.
2. Adam: Cani kuş kimin hafif, hulhi geniştı!
1. Adam: İhtiyar oldi şindi!
1. ve 2. Adam: Veeey!
(Hasta kalkar.)
Hasta: Böyik yoldan endim mi Balıhlıgöl! (Halil girer.) Helle, su kenarında olırdı sebbehlerı!
1. Adam: He canım! Helle yav!
Hasta: Derdim yeri!
1. ve 2. Adam: Dur bi solıhlan!
Hasta: Derdi hade! De de, de de; Çüt Kubbeyi bulırdıh. Bi nefeste ha!
1. ve 2. Adam: Dur bi solıhlan!
Hasta: Bi ciğara içerdıh, Urfanın arasında, Urfanın arasında: Altımız yeşil, üstımız mavı! Güneş üzımızı yali, yel, saçımızı dari! Bele bi çekerdıh havi! (Çeker) Ooooh, cigerimizden nağmeler üskelirdi össeet; göge dorğı!
Müzik.
1. Adam: He canım!
Hasta: Ne vahıt orya çıhsah, aynı türkıyı duyardıh. Urfa�nan karşıma karşı oynardıh.
Müzik yükselir. Kemal ve Halil oynamaya başlar. Müzik iner.
Hasta: Bizbizi aşşağı bırahırdıh sonra. Urıp nefeste Cin kuyısı!
1 ve 2. Adam: Dur bi solıhlan!
Hasta: Yoooh! Ne lüzum! Kazançı bazarında Helle'yi bırahırdım, ben devam ederdim. De de, Heç Kileyb Ocağı...
1. ve 2. Adam: Dur bi solıhlan!
Hasta: O günı cenebet degilsem bi Fatiha solıhlanırdım. (Okur) Degilsem, düz geç! (Yürür. Aniden durur, kulağını verip dinler.) Cincihlı'da Eyno (=Aynur) yahanırdı. Duyardım! Çıhmağının seedini bilyem; daha çoh var. Hele bi Kuşçı Kedir (kadir)'e urğim. Vahıt da geçer birez! He he!
1. ve 2. Adam: Dur bi solıhlan!
Sahne 9
Kuşçu dükkanı. Kadir bir kürsüde oturmuş, sigara sarmaktadır.
Hasta: Kedo çoh teşkeleçiydı rahmetli!
Kuşçu Kadir: Ehlen Kemal, gel otır! (Kürsü uzatır.) Bah Allahisen deyem, rica edyem! Ne zamandır üzi görmih yav, cayız mı bele!
Hasta: (Arkadaşlarına) Beni çoh severdı gavvat!
1. Adam: Şindi sevmesin!
Hasta: Ben de gennı severdim!
1. ve 2. Adam: Dur bi solıhlan.
Kadir: Hele otır, bi solıhlan, neşşeyi alah birezım lo!
Hasta: Dabbahhana'dan çay sölerdı.
Kadir: (Dışarı seslenir.) Hele, Nedim, Dabbahhaniya get, iki çay söle bize! Söle Kedir abem isti, ona göre ha! Ben gelmim orya!
Hasta: Eyi adamdı, hamma birez yalançılığı vardı döyısın! Çay gelene keder, eynı bele, kaffamı ........
1. ve 2. Adam: Tiiiiiit!
Hasta: He he. Solıhsız sallardı gavvat!
Kadir: (Bir kuşu gösterir.) Ha bı taklaçiyı Ustanbula sattım, ismi yaradan hakkı üçın, on beş dekke sona geri geldi! Bı Şıh Şelle'yi Anteb'e verdim, bah siye sölemyem Allaha sölyem, iki-üç dekke sona bi bahtım, hooop, takada duri! Nasıl?
Hasta: Vüla imani Allah ala, fize mi oldı bı... (arkadaşlarına) deyecağam, feket, firsat vermezdi ki angut!
Kadir: Angutlari n'oldı haket seni? Yımırta aldi mı? Bıra bah, dur siye bi anaç verim, bi ayda dört çüt yavru al, nassıl! (Bir angut yakalar.) Bah, bının üçın vali benden ricaya geldi, vali ha! Rebbime vermedim! Sen yabançı degilsen, al götır!
Hasta: Vüla daha geçen hafta satti biye, imani Allah ala!
Kadir: Dellı olma, beni dinne! Şindı bını almazsay var ya...(Kadir konuşur....)
Hasta: (Arkadaşlarına) Genı genne konışırdı artıh! Ben heç o yerli olmazdım! Neçye bilene demezdim.
Kadir: Babo, sen yabançı degilsen, haha kırh kağıttır, sen girmibeş kurış ver, yeter! Yassabur yallah!
Hasta: Vüla...
1. ve 2. Adam: Tiiiiit!
Hasta: (Arkadaşlarına) Allahisiz karışmayın! (Kadir'e) Eyno he valla! Herkese lo lo bize de mi lo lo! Seni.....
1. ve 2. Adam: Tiiiit!
Hasta: (Kalkar. Arkadaşlarına) Angudı bırahır, kaçardım. (Kadir çıkar. Hasta yürür.) Kelleçi çayına yetişmezden, bahardım Hepçı Baho geli karşıdan! Geninden çoh korhardım. Korhılmiyacah kimin de degildi gavvat! Ümrı hepislerde geçmış. Ben heç poha bulaşmah istemezdım. Üzımı çevirır, gennı görmezlığa vurırdım. Hamma o görürdı!
Hepçi Baho girer. Tavırları ağırdır. Kemal'i durdurur.
Hepçi Baho: Nerye bele Kemo!
Hasta: Ehlen Bahyeddin! İnanet görmedım! Ben de beyahtan Kedo�dan senı sordım!
Hepçi Baho: Gene tirene binmişsen, ha ha ha! Heyr mi, heyr mi?
Hasta: (Arkadaşlarına) Yahamı nasıl kurtadacağam şindı! (Baho�ya) Valla dedim, benbiye...
Hepçi Baho: Dabahhaniya zibil mi aparisan, kevvo! Beni dinne, hanı o günı biye dermen getiridi taman! Cayız mı bele, üllik mi oynih bırda!
Hasta: Yav, Allahvekil ben bırahtım Bahe! Olsa, bilisen!
Hepçi Baho: Bırahti? Haket mi deyisen?
Hasta: Emin ol!
Hepçi Baho: Get kestir o zaman amanati! Ne essehlı erkekler kimin gezisen ortalıhta!
Hasta: (Arkadaşlarına) Bırahır kaçardım gennı!
Hepçi Baho: Du du, dı here here! Hı! Zirrrtt! Daha rezziiiil! (Kendi kendine) Dermenı bırahmış! (Ordakilere) Eşkere söle ben erkek degilem! He? Gennı iki hebbe sevmeseydim, Allahma iki şiş dürterdim, hamma, neyse! Neyse! (Çıkar.)
Hasta: De de, benbeni Gümrikhanı'na atardım!
1. ve 2. Adam: Dur bi solıhlan!
Hasta: Su kenarında otırırdım. Eyno en çoh o suda görünürdü biye. Beeele dalardım! Bi zaman bele geçerdi. Eyno sudan çıhar, gelir karşımda otırırdı! (Aynur girer. Karşısına oturur. Müzik.) Saçı, üzı bütın islah olırdı. Bişe konışmazdı! Çoh utanırdı! Utanmağına bahardım, bahtıhça utanırdı, utandıhça bahardım! Nasıl gözzelleşirdı hele!
Bir adam girer.
Bir Adam: (Alaylı) Gene suya dalmışsan ha Kemal! Dikket et boğılmiyasan! İlangeçler yir senı!
Adam çıkar.
Hasta: Her seferinde bi lüzumsız herif benı bu rüyadan oyadırdı! Çoh kızardım!
1. Adam: Hemam?
Hasta: (Saatine bakar) Abooov! Geç kaldım! Hemamdan çıhmıştır şindi. (Koşma taklidi) Tez!
1. ve 2. Adam: Dur bi solıhlan!
Hasta: Allah kimsi ( öksürür) solıhsız bırahmasın! Solıhsız yapılan işe kulağasma! Nefes nefese, Eyno gilin evine yetiştim. Evleri, tetirbededı.
1. ve 2. Adam: Dur bi solıhlan!
Hasta: Kapının ögıne gelene çin durdım. Bahtım içerden Eyno'nın sesi geli! Hemamdan çıhmış demah! Kulağımı kapiya verdim:
Fonda Aynur türkü söyler.
Anne�nin sesi keser.
Anne: Eynoooo! Yırlamağı bırah hele, heyadı yahadi mı?
Aynur: E, e, çatlama acıh, asbaplar yengi bittı daha!
Hasta: Eyno'nın sesi eynı dermen kimindi. Ağzından çıhan her kelime, ba'zı zalım bi nağme olır, insanı ye'se ğark ederdı! Ba'zı da insanı cihsindirirdı. Memlekette meşhurdı. Teee, Karaköprı'den gelip, kapısının ögünde bekliyenleri bilyem. Eyno, anasınan çekişsin, sesini duyah deye! Ele olır, ahşama keder beklerlerdi!
Fonda diyalog
Aynur: Aneeee?
Anne: Miriiin!
Aynur: Kuydan su çekecağam, oğli koki bırahmi!
Anne: Oğlana karışma, kurban olasan genne!
Aynur: Elese ben de heyadı yahamyam!
Anne: Kara yere yaha!
Hasta: Sesini duyanların kimisi duvarın dibine otırır ağlar, kimisi de teprenir; geni genni solıhsız Koşımeydanı'na atardı. Yolda öyle bi hersnen kaçarlardı ki, nefesi yetmiyip yarı yolda rahmetli olanları bilyem. Kambır Şahap ele öldı! Allah rahmet etsin!
1. ve 2. Adam: Ele olsın!
Hasta: Neyse; ben bele kapıdan gennı dinniyem ya!
Fonda diyalog
Aynur: Aneee!
Anne: Deeeert!
Aynur:Ben konşıya gidyem!
Anne: Gene mi! Zuvağ uyıntısı! Hemamdan yengi çıhmışsan, ortalıhta görünme! Bah babaya sölerem ha!
Aynur: (Sahneye girer) Sölisen söle! Biye ne! (Kemal'i fark eder, utanır.) Viiii, Kemal abe!
Hasta: Genne bi bahtım; üzı, Muhammediye gülı pempesı, dudağı kınıfır (=karanfil) kırmızısıdı. Eyi hetirliyem; ağzı bülbül nikkili kimindi!
Aynur: (Edalı) Ne işi var kapımızda?
Hasta: (Arkadaşlarına) Ne deyim şindi? (Müzik. Aynur'a) Eyno, ben var ya, her gün seni üçün bırya gelyem. Sen var ya, Eyno, Allahma çoğ gözzelsen! Senı var ya, Eyno, rebbilbeyt hakkı üçın çoh sevyem ! (Arkadaşlarına döner) Deyemedim!
2. Adam: A di gel ha! Ya?
Hasta: (Aynur�a kekeleyerek) Angudım damiza uçtı! Endirmağa geldim!
Aynur: (İşveyle) E, çıh bah elese! Ben angut sevmiyem! Bülbüli uçsadı birabar endirırdıh!
Aynur çıkar. Kemal şaşkın ve üzgün arkasından bakar.
Sahne 10
Hasta: (Yatağına yönelir.) Ya! işte bele! Bendeki şansı göri mısız! Vüla imani Allah ala Kemal; angut nerden dama uçtı! Yalan sölisen, bayri söle bülbül! Aynı siye benzi! İşte insan bi işi solıhsız yapmiyacah! Durıp nefes alacahsan! Sağlam nefes aldi mı, işi de rast gider! (Yatağa oturur.)
1. ve 2. Adam: Dur bi solıhlan!
Hasta: Ah, ah! He, deyecahsan, şindı zuvahta eskisinden çoh kız var, eskisi kimin kıtnamut degil kızlar. Feket içlerinde kaç Eyno kaldı! Kaç tenesı Eyno kimın! Hanı o utanmah, hanı o gözellıh; yanahtaki gül, dudahtaki kınıfır, hanı o endam! Şindıki kızlar, eynı yidığımız içtığımız ne�met kimın naylon oldılar, naylon! Hepsı plastik! Hepsı sun�i!
2. Adam: Ele!
Hasta: Bah, aklıma geldihça hersim tepreni!
1. ve 2. Adam: Dur bi solıhlan!
Hasta: Hele bi tas su ver Nuri! (1. Adam kalkar) Küpte yohsa kuydan çek! Mıslıh suyı biye gelmi! Sası sası kohi na'let!
2. Adam: Bi tek su mı Kemal, herşe sasılaştı, herşe!
Hasta: Dorğı söledi. Bi tek su mı pozılan! İnsandan havıya keder, firenkten yuğırda keder! Herşe! Herşe!
Müzik. Su gelir içer.
Hasta: Allah selamet versin, Süleyman vardı; tanırsız!
1. Adam: He. Ülbe Sülo; Allah rahmet etsin!
Hasta: Ele olsın! O lakabı yuğırtçılığından kalmadır, siz bilmezsız belki! Yohsa esseh ülbe degildi, heşşe (=haşa)!
1. ve 2. Adam: Heşşe!
Hasta: Bi gün beni da'vet etti. Gettim. (Kalkıp yürür.) Evleri Arapmeydanı'ndadı.
1. ve 2. Adam: Dur bi solıhlan.
Hasta: Evin bi hayadı vardı, içinde devve besle!
1. ve 2. Adam: Euuuv!
Sahne 11
Sülo elinde tütün tablasıyla girer. Yere oturur. Kemal yaklaşır.
Hasta: Hoş olan her şe bir bir yıhıli ya! O evi de yıhtılar. Kapısından girdi mı burni lökye kohısı tutardı. Bele bi nefes aldi mı zannederdi cuma gecesi şeriat döşegindesen! Ele hoş kohardı! Hayadın ortasında şadırvan vardı; dört bi yanı nar ağacı. O narı şindi bulamazsız? Her bi habbesi nohıt kimin! Suyı akıt (=akide). 'Otır bi solıhlan' dedi rahmetli.
Sülo: Otır bi solıhlan Kemal! (Minderi uzatır.)
Hasta: Minder çekti altıma. Otırdım.
Sülo: Merhaba siye!
Hasta: Merhaba ahuy, merhaba!
Sülo: Hele bı tütünı tavlim! Siye hususi bi yimek yidirecağam!
Hasta: Gennı tütün tavliken, ben başımı kaldırıp, bele bi göge bahtım. (Kafasını kaldırır) Eeele bahtım! Nasıl mavı! Aman yarabbi! Nasıl mavı!
Sülo: (Kalkar) Gözi kuş uçuri gene, heyrdir, çardahta bi ferik mi gördi?
Çıkar.
Hasta: Gözi pehkemse (=muhkem ise) uzah yildızları seçerdi. Şindiki kimin poh rengi degildi hava. Hakiki mavı! (Durur) Bah herslendim gene!
1. ve 2. Adam: Dur bi solıhlan.
Sülo girer. Elinde yoğurt kovası vardır.
Hasta: Sülo getti zerzembeden bi ülbe yuğırt getirdi. Ben heneg ettim: (Sülo'ya) Oğlım da'vet da'vet deyidi, bize yuğırt mi yidirecahsan ülbe he vallahi! (Arkadaşlarına) Rahmetli güldı!
Sülo: Ağe kelle-kebabı her vahıt bulırsan, hamma bu yuğırdı her zaman bulamazsan, dellı olma!
Hasta: (Arkadaşlarına) ...dedi. (Durur) Dorğı sölemiş mi? He? Sölemış! Bah gene kızdım!
1. ve 2. Adam: Dur bi solıhlan!
Hasta: Neyse, yuğırdı çömçenen pakkır bi sehene koydı Sülo; (Sülo tabağı getirip önüne koyar. Çıkar.) Tezze koyın yuğırdı. Mal, deyersen pendirdir. A, bele titri! Sülo, su yolında üç-dört tene yeşil soğan yahadı. Bahtım; kırmızı felhen ahtı soğandan. Püsküllerı kahverengiden iffağ iffağ ipek beyazına döndı.
1. ve 2. Adam: Euuvv!
Hasta: Gettı, fırından iki dırnahlı ekmek getirdı. (Sülo elinde iki ekmekle girer. Oturur.) Sıccah, buhavlı, tezze! Hazzedisen yavan yimağa. Otırdıh yidıh. Hala dadı damağımdadır. Birer cığara sardıh sonra. Teppemize güneş gelene keder hayatta otırdıh. Sona kahtıh.
Sülo: İstisen yeri eyvana gidah; orası her vahıt serindir.
Hasta: Lo yeter, ben gidyem.
Sülo: Uğurlar olsın! (Bir süre Kemal�in arkasından bakar. Sonra çıkar.)
Hasta: Ben gettim. (Yatağına ilişir.) İki sene sona genni de gettı. (Durur) Bah, kötı oldım!
(Müzik.)
Hasta: Hele biye bi cığara sar Nuri!
2. Adam: Cığara siye gelmez Kemal! İçmesey eyi olır!
Hasta: Bi tek cığara mı eyi gelmi biye! Bi tek cığara mı... (Durur.) Abbas'ı tanırdiz degil mi?
1. Adam: Allah rahmet etsin!
Hasta: Ele olsın! Lakabını bili misiz?
1. Adam: Deli.
Hasta: Deli Abbas. Fakat Abbas'a bı lakap, öldıhtan sona verildi; sağlığında on tene akıllıyı cebinden çıhadırdı. Çoh ohırdı rahmetli! Allame-i cihan derdih gensine!
1. Adam: Nasıl öldü?
Hasta: Geçen sene bı vahıtlar kötili, kahilar gennı dohtora götüriler.
Sahne 12
Geridönüş: Doktor odası. Doktor ve yanında bir arkadaşı vardır. İki arkadaşının ortasında Abbas girer.
Abbas: Vüla oğlım neye getirdiz beni bırya, (doktoru işaret eder.) şindi bı geni genne öter!
1. Arkadaşı:(Abbas'a) Yav hele otır bi solıhlan!
(Abbas oturur.)
Doktor: (Kalkar) Hasta hanginiz?
(Arkadaşları Abbas'ı işaret ederler.)
2. Arkadaşı: Bı.
Doktor: (Abbas'a) Neyin var?
Abbas: Ne bilyem! Onı siye soracağıh daha!
Doktor: Ayağa kalk ayağa! Ben müneccim miyim! Tövbe tövbe!
1. Arkadaş: Kötü öksüri dohtor!
Doktor: Göğsünü aç. (Muayene eder) Yüzünü o tarafa çevir! Sigara içiyor musun?
1. Arkadaşi: Üüüüf! Vapor kimin!
Doktor: Sen karışma! Onun dili yok mu? (Abbas'a) Ne içiyorsun?
Abbas: Hakiki Muş tütünı!
Doktor: Yüzünü o tarafa çevir! Derin nefes al! Al! Ver! Hakiki Muş tütünüymüş! Hakiki zehir desene şuna! (Kendi arkadaşına) Görüyorsun azizim, bunlar adam olmaz. Sigara içmeyin, akciğeriniz heba olur demekten dilimizde tüy bitti, kimsenin kulak astığı yok. Sigarayla savaşanlar derneğini kurduk, kimse itibar etmez. Yahu vücudunuzu düşünmüyorsanız, cebinizi düşünün deriz, yok! Hadi sigara içiyorsunuz, bari şöyle dört dörtlük sağlıklı beslenin deriz. O da yok! Spor yapın! Yok! Cehaletin hazin fotoğrafı işte böyle çıkıyor. Tabii sonradan! Cahil beyinsizler...
Abbas: (Arkadaşlarına) Vüla bı biye söli!
Doktor: Kendi canlarını istismar ediyorlar, işte böyle son raddeye gelince de doktor bir çare! E, canınız cehenneme!
Abbas: Seni cani cehenneme vülan gavvat! Sen alim oldi da n'oldi oğlım! (Arkadaşları ağzını tutar.) Hele bırahın, bişe sölyecağam yav, bi dekke bi dekke! (Doktora) Şindi sen, cigaranan cengettiği keder, egzoz gazınan, bacalardan çıhan ziherlernen mücadele etti mi? He?
2. Arkadaş: Herslenme, hele solıh al!
Abbas: Zuvahta, evde her dekke cigerime dolan o pis haviya bi şe söledi mi! Fabrikanin tozına dumanına ihtiraz etti mi? Cigerlerimde temiz havadan me'de her bi poh var! Bı niye bele, heç düşindi mı!
1. Arkadaş: Dur bi solıhlan!
Abbas: Yalavuz cigerim mi, her terefim naylon oldı. Naylon! Dinne: Gece uşahlar yattı mı arvadın canı isti, beni dürti! Deyi herif kah! Ben mahsus benbeni zeğelliğa vuryam. Kahsam erkekliğa poh sürtecağam bilyem! Kahmiyam! Halbuki, eskiden sebbehe keder yatırmazdım genni! Ele kuvvetlidim! (Doktor konuşacak olur) Dinne: Çocıhlar be'zı deyi, babo bı ahşam burğıl aşı-bostana yiyah, deyem e; gidyem almağa; Mevlahana eskisi kimin; feket ne hıyarı eski hıyar, ne firengi firenk! Sen hakiki firenk nasıldır heç gördi mi?
2. Arkadaş: Dur bi solıhlan!
Abbas: Mıhakkak yetişmişsendir! Eyi bahti mi bele? Nerdeee! Bahsadi şindi bınarı sölemezdi ki! O firenk var ya o firenk; içinde altın sahlidı, altın. Çegirdekleri sarı sarı, pul puldı. Dişledi mı ağziyin içi kıpkırmızı olırdı. Duzliyip duzliyip yiyerdi. Ele ha, yavan! Bi dadı vardı yimahnan doymazdi! Kabığını soymah üçün közde bişirmaği lazımdı. Ele geni genne ayrılmazdı etinden. Hasılı, nur kimindı, nur!
Doktor: Bana ne ya! Çattık ha!
Abbas: Dinne; lafim bitmedi! Mevlahanadan elimde iki kilo naylon firenk, bi kilo plastik isotnan dönyem eve. Eyi dinne! Arvat deyi, nedir bını getirmişsen, içi fis, kabığı cilata! Bi yiyilir mi heç! Bersim yisah bından eyi. Hele bah, nurı surı çekilmiş bının. Yisah heste ollıh ha, deyi, götüri töki. Şindi söle bahım; ben nasıl sağlıhlı beslenecağam! He? Hanı benim firengım, hanı benim isodım! Seni kiminlerin bi bildiğı ciğara! Vüla benim babam seksen yaşında kaçah tütıne vuridı. Ben elli yaşındayam, nefes alamyam zalım oğlı zalım!
Doktor: Bu deli ya, tutun bunu!
Abbas: Daha bitmedı! Yengilye kazatada ohıdım, bından bele firengi üçgen yapacahlarmış! (Arkadaşına) Kim yapacahmış la?
2. Arkadaş: Biyoteknoloji midir nedir!
Abbas: Her ne pohsa! Bı biyoteknoloji sözde çoh mal üretecahmış. Hamma labratorda. Yanı dezgahta; naylon ayakkabı imal edimiş kimin, firenk yapacahlar! Seni bına bi ihtirazi oli mı babboş! Niye olmi, hani sen ohımışti, he? Gavvat!
Doktor: Hakaret etmeyin lütfen!
Abbas: Dinne, artislih etme biye! Sipor demişti degil mi; sen sebbeh ezanında kahıp balıhlıgöle teref yeridi mi heç! Yeriyemezsen! Niye; boğılırsan çünki! Hele kış günı göziyin ögini seçemezsen! Ortalıh ne'let bi dumandır! Sistir, ğazdır! Burni tutsay damaği kurır! Daha de sipor yap; hareket et bahım! Saniyede bir yanidan bi araba geçer. (Dalar) Kehilan kimin atlar vardı eskiden hetirli misen! Ele çohtı, ele çohtı; sona eşekler vardı. Feket ne eşek; hakiki şam eşegi. Boyı iki metreden tavil! Arab atı deyersen! Şindinin yüz tene keymonı, benim yanımda bi tene şam eşegi etmez!
Doktor: Olur mu canım, teknoloji insan için iyi...
Abbas: Hüs! Etmez deyemse etmez! Eşeklih etme, dinne! Benim bı hala gelmağıma, seni kiminler sebeb oldı zatana! Bi gün köprıbaşında başkana denk geldim! O da seni kaffayda! Başkan bikaç kişiyi yahalamış genere sıhidı.
Sahne 13
Geridönüş: Başkan, nutuk atmaktadır. Üç-dört dinleyici. Başkanın sağında biraz arkada bir adam. Yer yer halkı coşturmaktadır.
Başkan: Muhterem hemşerilerim; (Adamın tahrikiyle izleyenler �helaaaal� diye bağrışırlar.) Allah izin verirse bı sene, yoh vermezse, bi dahaki sene bahın ne yapyam: Melmekette bi tene payton kalmiyacah işşallah, bütın at arabalarını karakoyından aşağı atacağam. Atları da müziye gönderecağam. Orya kimse getmez nasıl olsa! Gözümızden irağ olsınlar birez! Ortalığı belle'eye çevirdiler yav! Mahle aralarında pohlarına basmamah üçün ordan orya sekih! Yanı bı asırda zuvahta hopliya hopliya yerimah bize yakışır mı! (�Helal� sesleri.) Elin oğlı niye motorlı vasıta icad etmiş! Ortalıh bölenmesin, her teref temmiz olsın deye! Ele mı, ele degil mı! (�Helal� sesleri.) Ya bı eşşekler? Lokış (=yokuş) çıhiken kohıdan zuvahtan geçilmi! Babo yalan mı? (Herkes: Doğruuu) Yani bı asırda, eşşek osırığı bize yakışır mı yav! (�Yakışmaaaaz�) Benı bi daha seçerseyiz, bahtiğiz eyneden (=aynadan) me'de (=başka) ortalıhta bi tene eşşek göremiyecahsız işşalla! Ne payton, ne at arabası; hepsinin anasını (durur) kısırlaştıracağam! Melmekette dermen üçın arasayız bi hebbe boz eşşek bulamiyacahsız! Va'dedyem size! Elizı kaldirdız mı hemen ya bi tahsi, ya bi sepetli motor emrize gelecah! Ele eskisi kimin her teref dabbahhana olmiyacah! Ortalıh mis tütecah mis! ('Helal olsun' sesleri.) Ben ne yapacahsam sizler üçürı! Benbenım üçün istiyemse cümle alem benı... ('Helal' sesleri.) Şindi size soryam: Niye götı pohlı Antep bızden ögde olsın ağam? He? Bızım hahın memleketinden neyimız eksik? Niye, bele bacasından hoş dumanlar çıhan fabrikalarımız yoh! Hanı vesaitimiz! Antebin var! Bizim niye yoh! He, niye yoh? Siz bilmezsiz, ben sölim: Bizim imajımız eksik, imajımız! Ya! Şindı Antebe ne deyiler: Gaziantep! Maraşa? Kahramanmaraş! Ya bıze? (Küçümseyerek) Urfa! Hele bah bah! İnsanın sölerken me�desı bulani yav! Urfa! Peh! Muhterem hemşehrilerim, bizım evimizı yıhan ha bı Urfa�dır işte! (�Helal olsun�) Binaenaleyh, bı diyar-ı enbiyada ağır sanayi inkılabını ihya etmağımız üçürı, bı ism-i laini, yanı urfayı, behemahal tebdil, tağyir ve de ilğa lüzumı hasıl olmakta... (durur.) Oğlım bırda çeppik çalacahsız vülan, ille biri mı sölyecah size!( Alkışlarlar. �Helal�) Bını şindiye keder kimse düşünmış mıdı? Allahisız söleyin! Yalavuz ben düşündüm! Niye, çünkı, bi melmekette imaj olmazsa ne fabrika olır, ne yol, ne vesait! Ceddimiz ne demiş: İmajı olmiyanın imanı da olmaz! Allah hıfzemin! (�Helal olsun�) Haaa; bi daha seçilirsem ne yapacağam: İlk iş imaj degişiklığı! Bından sona Urfa yoh! Ya? Şanlıurfa! Veeeeeee! Hele söleyin bahım! (Mırıltıyla söylerler) Ele degil lo, bele çeppiknen söleyin! (Ya, ya, ya, şa şa şa Şanlıurfa, Şanlıurfa çoh yaşa) Hah bele! Bahın, sanki kulağımızın pası gettı yav! Muhterem hemşehrilerim! Duydığiz kimın, bi imaj degişiklığı bizim üçün elzemdır! Eger tez zamanda bi imaj degişiklığı yapmazsah, vallahi kimse üzımıze bahmaz, kimse bizı hısaba almaz, biz de ha bele eşeklernen urğaşırıh boyına! Görisız, bızı hısaba almadıhları üçün de, fabrikaları Gaziantebe kurilar, bize de şameşşegi gönderi zalımoğlı zalımlar! (�Yuuuuu� sesleri.) Hamma adımız Şanlıurfa oldı mı, de�va helas bu! Motorlı vasıta getirtmahtan tut, fabrika kurmağa keder... İki gün içinde �Şanlıurfa bir� uydısını fizana otırtmazsam, üzıme tıfırın! (Alkışlar) İşte önümüzde nurlı ufuklar bizı bekli, yerimizde durmah zamanı geçti, şimdi koşmak zamanıdır, koşalım arkadaşlar, koşalım! (Heyecanla koşarlar. Başkan arkalarından seslenir.) Vüla oğlım, temsil deyem temsil! Nerye kaçisız! (Yanındaki adama) Vüla nerye gidiler bınar?
Adam: Valla ben bişe yapmadım başkanım!
Başkan: (Arkalarından bağırır.) Hooooop! La, ne yolı ne ufkı! (Adama)Vüla hele kaç bınarı çevir! Vüla bi dekke bi dekke, heneg ettım oğlım, heneg! Bah heç dinniler mı! (Durur) Yoh yoh, nankörlıh etmiyah şindı, Allah var, eyi dinniler! Babo siz gidin gidin! Yoliz yol degil hamma, neyse! Hele ben de iki hebbe solıhlanım!
Müzik. Işık.
Sahne 14
Doktor odası. Doktorun cep telefonu çalar. Doktor bakar.
Doktor: Alooo!
(Abbas telefonu kapar.)
Abbas: Hele ver onı ver! Siye biye bı lazım degil degil; (Yere atar.) firenk lazım ögde firenk! Hava lazım ilkin!
Doktor: Bana ne kardeşim senden ya! Telefonumu...
1. ve 2. Arkadaş: Yav hele dur bi solıhlan Abbas!
Abbas: Vüla solığım çıhmi benim, nasıl biye ne deyisen, haho vüla, (doktoru altına alır.) eşşege binmah istiyem ben. Nasıl biye ne vülan! Bi eşek yoh mı bıralarda, boğılyam la tez, la bi payton çağırın, boğılyam (doktorun boğazına sarılır, arkadaşları onu tutar.) Vıla bırahın benı boğılyam oğlım boğılyam. O atlar nerde şindı, vıla haho vıla, nefes alamyam nefes! Bi kilo firenk getirin, ele çig çig yiyim acıh. Bırahın benı la bırahın. Payton, payton çağırın....
Yığılır. Müzik. Bu bölüm kararır.
Sahne 15
Oda.
Hasta: Abbas, o gün, hem aklından hem canından oldı!
(Bir süre.)
Hasta: Ohır yazar olaydım keşke. Ha bınarı yazardım şindi!
1. Adam: O günı taziyedeydih, bı mevzuyı konıştıh!
Hasta: Kimın taziyesidı?
2. Adam: Helil rehmetli oldı ya!
Hasta: Helil? Hangi Helil bı?
1. Adam: Arhadaşi Helle lo!
Hasta: Bizim Helil?
1. Adam: Ya! Haberi yoh mı?
Hasta: Haket deyisen?
2. Adam: Bilmidi he! Valla biz hestesen deye gelemedi zannedidih! Keşke sölemiyedıh!
1. Adam: Ferc olmıştı zatana!
Hasta: (Şaşkınlıkla) Yoh lo! Ferc olmıştı he! (Dalar)
1. Adam: Bi girmı gün keder oldı!
Hasta: Veee! Helil he!
1. Adam: Nasıl heberi olsın! Evden çıhmisan! Çıhsay da memleket böyımış, insan ifalmış; kimsenin kimseden haberı yoh!
Hasta: Helle he!
2. Adam: On gün keder yerde yattı; altından alilardı bıralardan uzah.
Hasta: Altından alilardı he?
1. Adam: Bilisen, heç evlenmedı; çolıh çocıh yoh! Genne paranan bi arvat bahidı!
Hasta: Ferc oldı he?
1. Adam: Hesteken bi gün yanına gettih, seni sordı, gelemyem kusuruma bahmasın dedı!
Hasta: Veeee! (Dalar) Helle ferc oldı sonında he!
2. Adam: Bir bir gidih ağe, eger ele, eger bele!
1. Adam: Bı dünya mısafırlıh! Gelen çoh kalmi!
1. Adam: Nasıl ele ferc oldı yav; rahmetlı hingiz kimindi halbıki, işe gidip gelidı!
2. Adam: Kim bili! Allahın işi işte!
Hasta: Ben bilyem, bilyem!
(Bir süre.)
1. Adam: Aynat hele Kemal!
Hasta: (Durur) Biz Helil'nen emtaştıh, bilisız!
1. ve 2. Adam: He ya!
Hasta: Gençtıh o zaman. Çoh feelimiz olmıştır birabar. Çoh günah işlemişıhtır. Geçmiş gün...
1. Adam: (Tebessümle.) He! Rahmetli ahkam adamdı. Adana mevzusını aynatmıştı bi sefer!
Hasta: Lo, ne Antebi, ne İskenderun'u, ne Mersini... Gençlıh işte! Veee! Demah ferc oldı he!
Kalkar.
Sahne 16
Geri dönüş: Müzik. Halil girer. Hasta'yla karşılıklı otururlar.
Hasta: Bi gün gennen Mençek Hanında otırih! O vahıt ben de bekaram! Eyi hetirliyem, temmuz sonıdı. Ortalıh yani! Demah, ikimiz de sıcahtan bıtırlanmışıh!
1. Adam: Bah ha!
Hasta: Ya! Bele otırih, Helle yekten ayağa kahtı!
(Halil kalkar.)
Hasta: Nerye?
Halil: Antebe! Geli misen?
Hasta: E, he he!
Halil: He'se yeri!
Hasta: Vüla oğlım, cebimizde iki çay parasından me'de para yoh! Nasıl olacah!
Halıl: Sen benı Cesur'ın terminalında bekle! (Çıkar.)
Hasta: Dedı, gettı!
1. Adam: Nerye gettı?
Hasta: Mehlemizde çirkin bi kız vardı; Allahın zorına getmesın; adı Aşşe! Kız birezim çirkindi, hamma, ahlaklıdı, temiz kelplidı. Helle�ye de sevdalıdı! Hamma Helle heç o yerlı degıl! Kıza boyna va'dedi, sözde alacah; halbıki, mehsedı para sızdırmah!
1. Adam: Kız variyetlımış elısı?
Hasta: He, birez variyetlidı! Helle de bından iffahtan istifada edi! O vahıtlar cebimiz delik ya. Cıbıldız kimin gezih. Demah ki, bı benden ayrılmış, doorğı kızın yanına getmış!
Sahne 17
Geri dönüş. Bu kısım kararır. Sokak aydınlanır. Halil telaşla girer. İçeri fısıltıyla seslenir.
Halil: Eşşo! Kız Eşşo!
Ayşe girer.
Ayşe: Ne deyisen gene!
Halil: Senı bi görım dedım zalım! Nerye getsem, gözellıği yahamı bırahmi! (Yılışır.) Başedemyem!
Ayşe: Hele suvaşma suvaşma! Mıhakkak para istisendir gene! Başka türlü gelmezsen çünkı!
Halil: Öksedım senı kız, ne parası! Dellı!
Ayşe: He ya, öksedi! Madam ele, şindiye keder niye istetmedi benı?
Halil: La Allahma istedecağam! Ben de onın üçırı geldım zatana! Acıh biye para ver!
Ayşe: Delliklı kurış desey yoh!
Halil: Eşşe, bah ver deyem, sona pişman olırsan ha! Anam zatan biye kız bulmış!
Ayşe: (Omuz silker.) Biye ne! Kara yere! Get evlen elese!
Halil: Vaaa! Bah he derem ha!
Ayşe: (Durur.) Versem ne yapacahsan!
Halil: Gidip siye gerdanlıh alacağam zalımoğlı zalım! Benbenım üçın mı istiyem! A, bı bazar günı de anam gili size gönderyem, nasıl?
Ayşe: (Sevinçle) Söle ferc olım!
Halil: Ferc olım ki!
Ayşe: Söle altımdan alalar!
Halil: Vüla ferc oldıhtan sona, zatana altımdan alacahlar! Daha de verisen ver, vermisen gidyem!
Ayşe: (Koynundan para çıkarır.) Bah bı öbır seferlere benzemesın ha, bi kere yemin etti! Vallah ferc olırsan, karışmam! (Paraları sayar)
Halil: Hay hooo! Yav hele ver!
Ayşe: Dedi yalavuz gerdanlıh mı alacağam!
Halil: Para yoh, ni yapım; olsa, ahıtma da alıram! Arvadımın üzı yere gelsın ister miyem!
Ayşe: E, ala ala; bı gerdanlıh parası, bı da ahıtma üçırı!
Halil: O elideki nedir?
Ayşe: Bı nenemın kefen parası, yanida kalsın dedı.
Halil: Lo neney nerden bahsay, yüz yaşını bulur. O zamana keder Allah böyık! (Alır.) Hade evalla! (Çıkar.)
Ayşe: Bı bazar istedisen ha!
Halil: (Dışardan) He he!
Ayşe: Yemın etti ha!
Halil: (Uzaktan) He he!
Ayşe: Bah bekliyem ha!
Halil: (Uzaktan) He he!
Ayşe: Gelmezsey ben beni erişe asaram ha! Hellooo! Bah asaram deyem ha! Sen de sona ferc olırsan, karışmam bah!
Bu kısım kararır.
Sahne 18
Oda.
Hasta: Bız telata günü döndıh! Dediler, Eşşo geni gennı asmış! (Müzik. ) Helil bını duydığında dedı, evlenırsem, heram olsın!
Bir süre.
2. Adam: Veeee, demah, evlenmemağının sebebı bıdı he?
1. Adam: Bı nasıl bi vefamış yav! Helal olsın!
Hasta: Gettığı her dügınden sona, Eşşo'nın mezerıne gidıp üzır dilerdı! Ben şahidem.
2. Adam: Şindiki insanlarda, töbe bi gram vefa bulamazsan! Herkes gendi namı hısabına yaşi artıh!
1. Adam: Vefanın zerresı kalmadı, zerresı!
Hasta: Eyı olan kaç şeyın zerresı kaldı ki! Bi Helil kalmıştı! İnsaniyetin son işığı. O da söndı. Bence ki, artıh dünyanın de'vası öldı!
1. Adam: Dorğı! Öldü!
Hasta: Helil he! He canım!
Sahne 19
Geridönüş: Sokak. Düğün. Halil tepsi taşımaktadır. Erkekler türkü söyleyip yürürken Hakki Ona ezgiyle takılır.
Hakki:
Fazla sallama başi
Aşıran dağlar aşi
Bız Kemal'ı everiyh,
Helle tepsiyi daşi.
Hepsi: Nanay başım, nanay...
Halil bir tekme savurur. Bu bölüm kararır. Müzik.
Sahne 20
Oda. Kemal Yalnızdır.
Hasta: Anzılha! (Anzılha girer.) Mısafırlara çay yap Anzılha!
Anzılha: (Etrafına bakınır.) Mısafırlar getmış Kemal!
Hasta: (Bakar.) Demah gettiler he!
Anzılha: Mısafır olan gider Kemal! Çoh otırmaz; bilisen!
Hasta: (Dalar.) Dorğı! Mısafır çoh otırmaz!
Anzılha: Sen de yorılmışsandır! Birez solıhlan acıh!
Hasta: (Uzanır.) Siye zehmet üstümı ört Anzılha! Yeter, ben de çoh otırdım!
Anzılha üstünü örter. Şefkatle bakar. Çıkarken, endişelenerek döner.
Anzılha: (Endişeyle) Kemal?
Bu kısım kararır. Müzik.
Sahne 21
Geridönüş: Sokak. Başlangıçtaki düğün. Çocuklar, kahkeci, gazyağıcı hep bir girerler.
Perde.
1999 Urfa
Mustafa ACAR
(musar63@hotmail.com)
İzinsiz alıntılanamaz, kullanılamaz.
Gönderen : - 20.01.2008 - 18:46
|