Suudi Arabistan Kralı Abdullah’ın Türkiye’yi ziyareti, dış politikadaki duruşumuzun ne kadar ‘ zayıf’ olduğunu gösteren son örneklerden sadece birisidir.Hicaz, 16.yüzyılda Yavuz Sultan Selim’in Ortadoğu’ya hakim olmasından sonra Mekke ve Medine ‘yi de içine alan Osmanlı’nın vilayetlerinden biriydi.Kral, bizim gözümüzde bir ‘vali’ olduğunu unutsa da, tarih ve tarihi bilenler bunu unutmaz.Dolayısıyla gurur ve kibirin yanı sıra şaşaa ve debdebe ile yüklediği Türkiye ziyareti sırasında Kral, geleneklerin dışındaki yaklaşımlarıyla Türk milletinin sevgisini değil nefretini toplamıştır.Bu nefretin derinliklerinde,Suudi Arabistan’ın Müslüman bir ülke olmasına rağmen, Filistin Davası’na katkıda bulunmayışı ve Amerika’nın en sadık müttefiki olması yatmaktadır.Ülkemize yaptığı son ziyaret sırasında Kral’ın diplomatik nezaket ve zarafet bakımından oldukça yoksul olduğu görülmüştür.Atatürk’ün manevi şahsiyetine ve Türk Milleti’ne ‘hakaret edercesine’ bir tutum içinde olmasına ilk tepki verenler Cumhurbaşkanı ve Başbakan olması gerekirken, onların Kral’ın tutumunu adeta ödüllendirmesi, Türkiye’nin sağlam karakterli bir dış politikaya duyduğu ihtiyacı bir kez daha göstermiştir.
Teşekkürler Mustafa Özbek
Cumhuriyet gazetesi