Forum > Kitap - Dergi > Edebiyat - Şiir

Tuğba ALTUN  
23.01.2006 - 10:14  

Vur Beni


Sizlere yazmış olduğum küçük bir hikaye ve şiiri takdim etmek isterim.

Zarife garip bir kızmış. Diğer kızlara hiç mi hiç benzemiyormuş. Adeta erkek gibi tavırlar sergiliyormuş. Ata biniyor, tarla çapalıyor, tüfek kullanıyormuş. Güzelliğine gelince de dillere destan bir yaratılışı varmış. Köyde ki bütün gençler Zarife’ ye yanıkmış. Ama Zarifenin gözü ne sevdadaymış, ne de evlilikte.

Bir gün babası Zarife’yi yanına çağırıp. “Bak kızım. Bilirim erkek gibisindir, bilirim ki evlenmek istemezsin. Ama gel gör ki senin yaşında ki kızları kucaklarında çocuklarıyla görmekteyim. Tek bir tane evladımsın. İsterim ki evlenesin, mürüvvetini görebileyim. Torunlarımı kucağımda sarıp sarmalayabileyim. Görücülerin biri gelip, diğeri gitmekte. De hadi kızım kır şu inadı da birine he de” Zarife babasının söylediklerine içerleyip “Etme baba, böyle deyipte yüreğimi dağlama. Elbet zamanı gelince bende evleneceğim. Böyle deyipte beni üzme” Babası umutsuzca başını öne eğip konuşmaz. Bu konuyu da bir daha da açmaz.

Bir gün köye bir turist kafilesi gelmiştir. Zarife’nin babası Duran emmi köyün en zengini olarak bu turistlere evinin kapısını aralamış. Misafir edip, yedirmiş, içirmiş. Zarife kızda nasıl oldu bilmez ama gönlünü bu turistlerden birine kaptırıvermiş. Zarifenin ilgisi karşılıksız değilmiş. O dediğim dedik Zarife bir anda yumuşayıp eriyivermiş. Sözleri ise sertliğini yitirip yumuşacık oluvermiş. Beğenmediği kızların içerisine girip aşktan bahseder olmuş. Zarife ve çocuk arasındaki sevda git gide derinleşmiş. Çocuk çat pat ta yarım Türkçe konuşabiliyormuş. Annesine Zarife’yi sevdiğini, giderken yanlarında onu da götürmek istediğini söylemiş. Kadın da olur diyerek, köyün örfünü âdetini öğrenip, eşiyle beraber elinde çikolata Duran eminin kapısını çalmışlar. Duran Emmi tepkisini koyarak “Benim gâvur uşağına verecek kızım yok” diyerek, çocuğu ve ailesini evinden kovmuş. Turistlerin gideceği zaman gelmiş. Çocuk kırgın bir vaziyette başı önde gidecekmiş ki, Zarife bohçasını alıp, hadi gidelim demiş. Turist kafilesiyle gitmiş. Duran Emmi durumu öğrenince de vakit çok geç olmuş. Adam kahrolmuş yıkılmış. Köyün töresine göre kızını bulup öldürmeliymiş. Törenin vermiş olduğu ağırlık ile düşmüş yollara. Turist kafilesinin izini sürmüş. Almanya’da olduklarını öğrenmiş. Duran Emmi durur mu Almanya’ ya gitmiş. Yol bilmez, iz bilmez. Koskoca ülkede nereden bulacaktı kızını. Aradan günler geçmiş parası da bitmiş. Yalnızca bilet parası varmış. Kararlıymış sonunda ölümde olsa kızını bulmalıymış. Saçı sakalı birbirine karışmış. Parası olmadığı için otelden de çıkartılmış. Haftalarca sokakta sefil hayatı yaşamış. Bir gün Alman bir adamın cüzdanı kaldırıma düşmüş. Duran Emmi cüzdanı görüp yerden alarak adama götürmüş. Adam kendi dilince teşekkür etmiş. Duran Emmi bir de bakmış ki bu adam köyüne gelen turistlerden biri. Yakasına sarılmış. Derdini anlatmaya çalışmış. Saçı sakalından yüzü belirgin olmadığı için adam tanıyamamış. Korkmuş. Duran Emmi adamı iyice sarsmış. Yalvarıyormuş “kızım nerede” diye. Adam da polislere işaret ederek şikâyetçi olmuş. Birlikte merkeze gelmişler. Duran Emmi merkezde derdini anlatmaya çalışsa da nafile. Kimse anlamamış ve nezarete atmışlar. Aradan günler geçmiş. Duran Emmi’nin sakallarını kesmişler. Nezarete de bir Türk gelmiş. İsmi Kazımmış. Çok iyi dost olmuşlar. Duran emmi derdini Kazım’a açmış. Almanca bilen Kazım durumu merkeze bildirmiş. Polisler şikâyetçi olan Almanı çağırmışlar. Duran Emmiyle görüştürmüşler. Alman adam Duran Emmiyi tanımış ve şikâyetini geri alarak onu kızına götüreceğini söylemiş. Koluna girerek bir eve getirmiş. Kızını yatak döşek bir vaziyette bulmuş. Yüzü gözü morluklar içerisindeymiş. Zarife babasını görünce “Baba bilirim töremiz ağırdır. Ben hata yaptım sevdamla buralara kadar sürüklenip geldim. Hakkını helal et ve vur beni” Baba silahını doğrultmuş ama vuramamış. Alman genç Zarife’yi evde bırakıp başka sevdaların peşinden sürüklenip gitmiş. Giderken de gözünden sakındığı kızı Zarife’yi dövmüş, yataklara düşürüvermiş.

Duran Emmi baba yüreğiyle, kızını sırtlandığı gibi memleketine gelmiş. Köyüne girmiş. Bütün köylü Zarife’ nin ölmesini istiyormuş. Duran Emmi Zarife ile birlikte eve kapanmış. Haftalarca çıkmamış. Köylü durumdan hoşnutsuzmuş. Duran Emminin kapısına gelerek töreleri hatırlatarak Zarife’yi öldürmesini, aksi takdirde kendilerinin öldüreceğini söylemiş.

Zarife babasına yalvararak “Canım babam, güzel babam, beni bu köylüye teslim etme. Onların eline bırakıverme. Ben bir suç işledim. Hatasını çekmeliyim. Elimden gelse kendimi kendim öldüreceğim. Ama yok Zarife eski Zarife değil. Zarife eridi, bitti, tükendi. Zaten hastayım. Sen vurmasan köylü vuracak, köylü vurmasa da bu verem beni öldürecek. Bütün kapıların sonu ölüm. Ne olur ne köylünün, nede hastalığımın pençelerinin arasında parçalanmama izin verme. Hadi al silahı vur beni” Baba ağlamaktadır. Köylü ise evin içerisine taşlar atmaktadır. Silahını alarak kızına yöneltir. Kızı ise başını yorganın altına koyarak “Hadi baba ne duruyorsun vur beni” der. Köylü kapıyı zorlarken iki el silah sesi duyulur. Kapıyı açtıklarında Zarife ve Duran Emmi cansız bir şekilde yatmaktadır. Duran Emmi önce kızını, sonra da kendisini vurmuştur.

Sevda diyerek yollara düştüm
Köylünün karşısında küçük düşürdüm
Yaban ellerde zindana düştün
Hadi baba durma vur beni

Köylüyü kapına düşman getirtdim
Camından içeri taşlar indirdim
Bir babayı evlada düşman ettirdim
Hadi baba durma, vur beni

Kulağımı sağır edip gözüm kapadım
Asi olan elime urgan bağladım
Ben bu ölümü çoktan hak ettim
Hadi baba durma vur beni.


Yazan : Tuğba ALTUN / 21.01.2006



Nevres Taştan  
23.01.2006 - 12:38  

SAYIN ALTUN!..


Sayın Altun yazılarınız zaman zaman okumaktayım.Hatta ufak bir tavsiyede bulunduğumu da hatırlamaktayım.Bu son yazınızda " Vur Beni "de ufak bir eleştiride bulunacağım.Belki de yanlış anlamış da olabilirim zira iyi niyetinizden şüphem yok efendim.
Konu edilen hikaye alabildiğince ince detaylara kadar inilmiş.Yani okuduğunuz zaman sonunu merak edip asıl anlatılmak istenenin orada saklı olduğunu düşünürken biranda yazı bitiyor.Yani uzun uzun detayları ile anlatılan yazının sonu hazin bir biçimde biterken bahsi geçen konunun ana fikri açıkta kalmış.Hatta hazin son için methiye edilir veya hak edilir bir durumda şiirle tamamlanıyor.Kısaca sayın Altun siz buradaki hikayeye göre töre cineyatini övüyor musunuz yoksa yeriyor musunuz ben anlayamadım.
Özellikle şiire göre;Sevdası uğruna yollara düşmüş birini adeta linç etmişsiniz.Sevda uğruna yollara düşmüş bu kişi köylü karşısında küçük düşmesi,köylüyü baba kapısına düşman ettirmesi ve birde sevdası uğruna asi olması bu gerekçelere dayanarak ölümünün hak olduğunu düşünüp kendi katline ferman vermesi.Yanlış mı anlıyorum sayın Altun.Oysa ben deniz aşırı bir sevda çekmeyi ve bu uğurda her türlü çileyi çekmeye razıyım.Kendi katlimi neden isteyeyim.
Ama sizlerde bizlerde bu memlekette kadının yerini ve töre cineyaetlerinin bağnazlığını biliyoruz.Yine bu yazınızdan da bir şüphem yok fakat kaş yaparken göz çıkarmış bir durum olduğunu sezinliyorum.Özellikle şu kıta çok önemli;

Kulağımı sağır edip gözüm kapadım
Asi olan elime urgan bağladım
Ben bu ölümü çoktan hak ettim
Hadi baba durma vur beni.
Şimdi bu sözleri o kişi değilde töre söylemiş olsa buna bağnazlık derdim.Ama kişi burada hak ettiği hazin sonu doğru bir örnek gibi açıklaması sizin bu töre cinayetlerini hak edilir ve savunulur olduğunuzu gösteriyor.Sizin bir yazar olarak ortaya koyduğunuz fikir şu;"Bak sevdanız uğruna şunu bunu yaparsanız, sonunuza da böyle razı olun" ve kahramanda büyük mutluluk içerisinde kutsal bir görevmiş gibi. hazır.Bunu talihsiz bir yazı olarak görüyorum.Keşke sayın Zülfü Livaneli'nin töre cineyetleri ilgili " Mutluluk" romanını okusaydınız.Eminim ki bu talihsizliği yaşamazdınız.Hatta bu yazınızı alıntı şeklinde diğer forum köşelerinde okutacağım.Kendi adıma yanılgı hissedersem sizden şimdiden özür dilerim.
Nevres Taştan



Tuğba ALTUN  
02.02.2006 - 14:41  

Sayın Nevres Bey,


Yazılarımı okuyarak, ufak tavsiyelerde bulunduğunuz için sizlere çok teşekkür ederim. Bir söz vardır. “Bilmemek ayıp değil, öğrenmemek ayıptır.” Ben bu sözü çok sever, daima hayatımda da uygulamaya alırım. Bu nedenledir ki, tavsiyelerinizi kulak ardı değil de, kulağımın içine yerleştirerek, dışınada pamuk koyarım. Pamuk koyarım ki, sözleriniz beynimi sarıp sarmalayarak, dışarı çıkmasın.. Beynim sözlerinizi algılayıp, süzgeçten geçirerek haklılık payını ortaya çıkartsın. Sonra bu haklılık payının vermiş olduğu mesaj ile, kendimi bütünlemeye çalışayım. Anlayacağınız, söylenen en küçük bir tavsiye benim için, bir altın değerindedir. Büyüklük küçüklük olarakta sınıflandırmam. Çünkü beynimde hepsi eş değerdedir.

Son yazmış olduğum “Vur Beni” adlı tretman şeklindeki hikayem hakkında ufak bir eleştiri yapmışsınız. Bir insanın, bir yazıyı baştan sona kadar okuyarak, eleştiri yazma gereksinimi duyması, benim için bir avantajdır. Ben buradan anlarım ki, doğru yoldayım. Bir gerçek vardır, yazılar okunmak için, okunanlar ise eleştirilmek için vardır. Eleştiriyi kaldıramayacak bir bünyem olacaksa, o zaman hiç yazma gibi bir lütufta bulunmayayım.

Hikayeme gelince, tiyatro net’ te yayınlanan kısım hikayemin yalnızca bir parçasıdır. Aslında hikaye toplam 22 sayfadır. Uzun olduğu için, kendimce bir tretman hazırlayıp, özetini gönderdim. Belki özetleme konusunda eksik bir kalem kullanmış olabilirim. Bu nedenle sizlere bir açıklama borçlu olduğumu düşünüyorum.

Ben açıklamama şiirden başlamak istiyorum.

Sevda diyerek yollara düştüm
Köylünün karşısında küçük düşürdüm
Yaban ellerde zindana düştün
Hadi baba durma vur beni

-Babacığım, kimseyi beğenmeyen şu asi kızın varya; sevdalanıp, aşık oldu. Babam ne olacak demeden yollara düşerek, köylünün karşısında seni küçük düşürdü. Hatta zindanlara girmene sebep oldu . Bilirim ki sen de sevdalandın. Zarife kız yollara düştüğünde, bir babanın, yüreğine töre denilen kötü niyetli bir sevda kondurdu. Bu nedenle de seni çok iyi anlıyorum. Hadi durma, al silahını eline ve sevdanın istediğini yaparak vur beni. Hem Zarife kız da, sevdası uğruna sırtından vurmamış mıydı seni.

Köylüyü kapına düşman getirtdim
Camından içeri taşlar indirdim
Bir babayı evlada düşman ettirdim
Hadi baba durma, vur beni

-Babam canım babam. Şu gözünden bile sakındığın kızın var ya, köylüyü kapına kadar getirip, camından içeri taşlar atılmasına sebep oldu. Sonra sana en büyük kötülüğü yapıp, bir babayı evlada düşman ettirdi. Bütün bu olanları ben değil sevdam yaptı. Eğer aşık olmaksa suçum, ölmeye razıyım. Ölümüm sevdanın acısını dindirecekse, o zaman çekinme vur beni.

Kulağımı sağır edip gözüm kapadım
Asi olan elime urgan bağladım
Ben bu ölümü çoktan hak ettim
Hadi baba durma vur beni.

-Babam, canım babam. Başıma yorganı geçirerek, kulaklarımı kapattım. Asi olan ellerim varya, onları atımın urganıyla bağladım. Bağladım ki, yerimden doğrularak sana el kaldırmayayım. Artık duymuyor ve görmüyorum. Sevdalım yaban ellerde beni yalnız başıma bıraktı. Giderken de yüreğimi ve bedenimi yaraladı. Şu anda yüreğim yaralı. Baba, canım yanıyor, yüreğim acıyor. Daha fazla acı çekmeme müsaade etme. El oğlu gibi sevdalıma ihanet etmedim. Bu şekilde acı çekmeyi hak etmiyorum. Ama gel gör ki; yüreğimin acısı beni hasta ederek yataklara kadar düşürdü. Baba, ben yakında öleceğim. İnsanlar öldüğüm zaman hastalıktan bilmesinler. Sen öldürmesen dahi, köylü gelip öldürecek. O zaman da insanlar, bu kız töreleri çiğnedi, ölümü hak etmişti diyecek. Hatalarını görmecek, töre cinayetlerinin de ardı arkası kesilmeyecekti. Ben ne hastalıktan, ne de köylünün elinden ölmek isterim. Ben şehit olmak istiyorum. Baba, hadi vur beni. Vurda Zarife kız sevdası uğruna şehit oldu desinler.

Burada töre cinayetlerinin kutsallığı değilde, sevdanın insanlara neler yaptırabileceğini anlatmaya çalıştım.

Her insanın kendine göre ayrı bir sevdası vardır. Bu hikaye de köylünün sevdasının töreler olduğunu gördük. Törelere karşı o kadar sevda bağlamışlar ki, gözleri kararak, bir evladı babaya vurdurttular.. Dost dedikleri Duran Emmi’yi de bir köşeye attılar. Nezaketli dillerine, kötü sözler koydular. Hatta bu sevda uğruna insanlığı bile unuttular denilebilir.

Duran Emmi, törelere sevdalı gibi görünsede, aslında evladına sevdalıydı. Töreler için gittiği gurbette, sevdasını sırtlanarak geri geldi. Sevdasının yaşayabilmesi için, köylüyü ezip geçti. Kızını himayesi altına almaya çalıştı. Sırf sevdası acı çekmesin, köylünün eline düşmesin diye gözünü kapayıp, evladını vurabildi. Kızına karşı o kadar sevdalıydı ki, ardından gitmeyi bile göze alabildi.

Zarife’ nin sevdası ise, köyüne gelen bir turisti. Bütün herşeyi onun için yapmıştı. Turist kızı hırpalayıp, bırakıp gitse de. Zarife sevdasına sahip çıktı.

Ben hikayem de, sevdayı işledim. Töre cinayetlerinin doğruluğunu veyahutta yanlışlığını değil.

Doğruluk veyahut yanlışlığını işleseydim, emin olun ki, yanlışlığını ifade ederdim. Bir insan aynaya bakınca ne görür?
Eğer bir karar alınıp, o karar ışığında hayata yön çiziliyorsa, bu doğrultuda da bir bedel ödenecekse, yüzleşilecek şey çevrede değil, aynadaki görüntüdedir. Çünkü her insanın kendine ait tek bir kalbi vardır. Bu kalbi oraya yerleştiren çevre değil, insanın ta kendisidir

Saygılarımla,

Tuğba ALTUN.

Not: Ben okumayı çok severim. Bu nedenle de tavsiye ettiğiniz kitabı okuyacağıma emin olabilirsiniz. Teşekkürler…



Nevres Taştan  
06.02.2006 - 20:05  

Tuğba Hanım Merhaba...


Yaptığım eleştirelere karşın yazdığınız açıklamaları okudum.Dediğiniz gibi belki de tamamını okumadığım için idrak etmede zorlanmış olabilirim.Fakat yine de şunu eklemek isterim.Keşke hikayeyi töre cinayetlerini kınayan ve bu yobazlığın yanlışlığını açık seçik ima eden bir sonla bitirebilseydiniz.Ayrıca tavsiyeme ilgi gösterdiğiniz için teşekkür ederim.Saygılar efendim...





 
    Forum

    Anasayfa
    Haberler
    Kültür Sanat
    Sinema - Tv
    Kitap - Dergi
    Müzik - Konser
    Tiyatro
    Tiyatro Tarihi
    Oyun Tekstleri
    Çocuk Oyunları
    Lirik Tiyatro
    Köşe Yazıları
    Röportajlar
    Tiyatro Toplulukları
    Sahneler - Salonlar
    Ajanslar - Firmalar
    Linkler
    Site Haritası
    İletişim
    Forum
    Üye Ol
    Cast Üyelik

   TV İzlenme Oranları
TV İzlenme İstatistikleri 18.06.2008

1 YAPRAK DOKUMU
1 YAPRAK DOKUMU
2 BKM MUTFAK 'COK G
2 YAPRAK DOKUMU
3 YAPRAK DOKUMU
3 RUSYA-ISVEC
4 RUSYA-ISVEC
4 VAR MISIN YOK MUS
5 VAR MISIN YOK MUS
5 SPOT

   Faruk KARAÇAY
 Faruk KARAÇAY - Yıkımlar İçin

   Anket
En İyi Haber Kanalı Sizce Hangisi

  CNN TÜRK
  NTV
  SKY TÜRK
  HABER TÜRK
  KANAL TÜRK


SMC Otomasyon
Anasayfa | Bize Katılın | Şifremi Unuttum | Linkler | Site Haritası | İletişim