1811�de intihar eden büyük Alman yazar Heinrich von Kleist, ölümüne yakın yazdığı bir mektubunda, kuklalar için �bize masumiyetimizi anımsatan ruhlar� deyimini kullanmıştır. Çocukluktan yaşlılığa kadar herkesin ilgisini çeken kukla, neden bukadar çekici ve önemlidir? Çünkü bu figürler insanı taklit etmezler, fantazileri yansıtırlar; insanların zaaflarını ve davranışları gösterirler. Her türlü araç, gereç kukla olabilir; tıpkı Obratsov�un parmaklarına birer elma geçirip onlara birer özellik ve karakter verdiği gibi� Birbirinden değişik iki kaşık alın ve karşılıklı konuşturun. Oynatıcısının yaratıcılığı ve imge zenginliği ile onlar önümüzde birer karakter olup çıkarlar. Her türlü malzeme, bir eşarp, bir eldiven, bir kalem kukla olabilir, onları inandırıcı yapmak oynatıcısının elindedir.
Kuklanın kaynağını belki puta tapan ilkel insanları totemlerinde bulabiliriz. Totem hareketsiz kukladır. İlk hareketli kukla, belki de eski Mısırlı rahiplerin kendilerini bir örtünün altında saklıyarak ellerinde hareket ettirdikleri küçük Tanrı figürleridir. Bu tür figürler bugün hâlâ bazı Afrika kabilelerin büyücüleri tarafından kullanılmaktadır. Antik oyunlar dinsel törenlerden doğduğuna göre � doğal bir gelişim olarak � kukla da tanrıların efsanelerinin anlatımından ortaya çıkmıştır. Bu minik oyuncular, insan oyuncuların ötesinde olan rolleri üstlenmişlerdir. Bugün de kullarılan iki boyutlu, geleneksel Çin ve Cava kuklası masalları, efsaneleri getirirken, bizim Karagöz�ümüz toplum ve birey taşlamaları ile hâlâ gündemdedir. Bu iki boyutlu kuklalar imgeseldir ve gerçeküstü bir dünyanın sanatının temsilcileridirler. Bizim hayal oynumuz, yaşamı, doğayı ve insanları belli bir deformasyon içinde, hatta grotesk görünüşlerle önümüze getirir. Ama yine de onda doğanın gerçekliği ve göreceliği, ideal olanın içtenliği ve mutlaklığı uyumlu bir biçimde kaynaşmıştır. Karagöz de, öteki hayal oyunları gibi, doğayı aşarak yeni bir doğa yaratan ve her metafizikleşen sanat gibi, gücünü kendi tözünden alan bir gösteri sanatıdır.
Kuklanın fantastik ve gizemli dünyasının bir de karşıt kutbu vardır: bu da onun edepsiz yanıdır. Sofokles ile Övripides�in tragedyaları nasıl filyakes denilen kaba ve edepsiz güldürülerle karşılanıyorsa, kukla da gizemli dünyasını güldürüyle dengeler. En popüler kukla tipleri, insan zaaflarını temsil eden figürlerdir; palavracı, böbürlenen, yalancı gibi� Bizim baş kukla tipimiz İbiş de böyle edepsiz bir figürdür.
Kuklacılık, Avrupa�da, 18. yüzyılda doruğuna ulaşmıştır. Yüzyıllar boyu geleneksel halk eğlencesinin başını çeken kuklacılık, iskemle ve el kuklalarından, ipli kuklalardan, elektrikli, soyut ve mekanik kuklalara kadar gelişmiş, bugün de adeta her zamankinden daha önem kazanmıştır. Bugünkü animasyon sanatının kaynağı kuklalardır. Günümüz sinemasında animasyon filmler dışında, gerçek oyuncularla karikatür animasyon figürleri bir arada oynamaktadırlar. Kukla, kralından köylüsüne kadar herkesin sevdiği bir gösteri türü olmuştur.
Çeşitli kukla teknikleri vardır. Bunlardan en popüler olanı yukardan iplerle oynatılan kukla tekniğidir. Aşağıdan değneklerle oynatılan kuklalar kadar, kuklanın içine el sokularak oynatılanları da vardır. Üç boyutlu kuklacılığın tekniği en zorlu olanı Japonların Bunraku adını verdikleri kukladır. İlkel kukla teknikleri dışında kalan Bunraku, bugünkü hızlı yaşamda ve tekniğinin zorluğu dolayısıyla, yalnızca Osaka kentinde yaşatılabilmektedir. Boyları 1.20 metreye kadar olan bu kuklaların birini oynatmak için üç kukla oynatıcısı gerektirir. Baş kuklacı, sahne üzerinde tamamen görülür ve kuklanın başını, gövdesini ve kuklanın sağ elini, oynatır. Sol yandaki görünmeyen kuklacı sol elini, üçüncüsü de ayaklarını hareket ettirir. Bu kuklalar çok ince bir sanat gerektirir; kuklanın soluk alıp vermesi, gözlerini hareket ettirmesi, dilini ve bütün mafsalları tamam olan parmaklarını oynatması büyük dikkat ve ustalık gerektiren bir şeydir. Kuklaların güzel dans edebilmeleri için bacak ve ayaklarının uygun bir biçimde hareket ettirilmesi gerekir. Bunun için Bunraku ustaları çok uzun bir eğitimden geçerler. Her kukla oynatıcısının (baş oynatıcı, sol yandaki oynatıcı ve ayakları oynatıcı) sanatını öğrenebilmesi için on yıla ihtiyacı vardır. On yıllık bir çalışma sonucu sanatçıya Bunraku sahnesine çıkmak için izin verilir. Ancak on yılda kuklanın yalnız bir bölümünü oynatmayı öğrenmiştir. Eğer kuklanın tamamını oynatmak dileğindeyse, bir on yıl sol el çalışması, bir on yıl da ayakları hareket ettirme temrinleri yapması gerekir.
Kukla türlerini bir çizelge ile göstermeye çalışalım:
Biçim Oynatma Biçimi
YUKARDAN AŞAĞIDAN AYNI SEVİYEDEN
Üç Boyutlu
Üç Boyutlu 1.İpli Kukla:
a) iple,
b) değnekle,
c) hem ip hem değnekle.
2.Değnekli Kukla:
a) değnekle,
b) değnek ve iple,
c) değnek ve elle.
4. El Kuklası:
a) elle, içine sokularak
b) elle ve iple 3. Yaylı Kukla:
a) iple,
b) değnekle.
5. Parmak Kuklası:
a) parmakla,
b) parmakla ve iple.
İki Boyutlu 6. Kağıt ya da Karton Kukla:
a) değnekle,
b) iple. c) değnekle,
ç) mıknatısla,
d) iple. e) değnekle:
i) arkadan,
ii) yandan
İki Boyutlu 7. Hayal Oyunu Tasvirleri:
(i- donuk, ii- saydam) a) değnekle,
b) değnek ve iple c) değnekle
İpli kuklanın zengin bir ifade ve hareket özgürlüğü vardır. Buna karşılık en büyük kusuru insan davranışlarını fazlasıyla vermesidir; böyle bir taklit ise fantaziyi yoksullaştırır ve imge gücünü zayıflatır. Soyut kuklalarla bu bir dereceye kadar bertaraf edilebilir. Örneğin, kukla ile insan yürüyüşü tam olarak taklit edilemez; ama kukla, insandan daha iyi kayabilir, sıçrayabilir. Bunun için de, kuklacı, kendi sınırlarını bilerek sanatını gerçekleştirir. Kuklacının en çok dikkat etmesi gereken şey tekdüzeliğe düşmemektir. Bu yüzden bütün harketleri ve ifadeleri dikkatle hazırlar.
El kuklaları bir eldiven gibi altan sokularak oynatılır. Kuklacının elleri baş seviyesinin üstündedir; bu yüzden ifadeleri ve hareketleri daha önceden saptar. Eğer hareketler dikkatle hazırlanmazsı el kuklasıyla tekdüzeliğe düşmek daha kolaydır. Klasik kuklaların çoğu el kuklasıdır: İngiltere�de Punch ile Judy, Almanya�da kurnaz köylü Kasperl, Rusya�da Petruşka ve bizde İbiş� Hernekadar, bu kuklaların jestleri sınırlı da olsa, usta bir kuklacının elinde etkili olabilirler. Genel olarak bir kuklacı tek bir kuklayı oynatır, ancak tek bir kuklacının iki kukla oynattığı da görülür.
Değnek kuklaları genellikle sahne aşağısından yönetilir. Avrupa�nın çok az ülkesinde kullanılan değnek kuklası, özellikle Almanya�nın Ren havzasında geleneksel bir kukla türüdür. İlk kez Viyana�da Richard Teschner adlı bir kuklacı tarafından bulgulanmıştır. Hareketleri stilize edilmiştir, ama ifadeleri çok seyrek görülecek güzelliktedir.
İki boyutlu kukla figürlerinin en güzelleri, bizim Karagöz�de olduğu gibi, saydam ve renklidir, arkadan ışık vurularak oynatılırlar. Bir Karagöz temsiline büyüleyici etkiyi sağlayan şey titrek ve hareketli mum ışığıdır. Elektrik ampulü, bembeyaz, sert ve hareketsiz olduğu için görsellik açısından hayal perdesini yok eder. Nasıl güzel bir şiir hayalimizi zenginleştiriyorsa, hayal perdesi de aynı ölçüde hayalimizi genişletmelidir. Bir açıdan hayal perdesine bir imgeler yumağı, bir şiir gibi bakarak onu kendi özüne oturtabiliriz. Hayal perdesinde binbir ışık ve renk vardır. Titrek mum ışığı bizi günlük duygularımızdan alıp ötelere götürür. Çünkü bu sanatın içgüdüsünün hedefi, seynedenleri güncel görsellikten uzaklaştırıp gerçeküstü estetiğe ulaştırmaktır.
Asya kökenli Hayal Oyunu, Avrupa�ya, önce Türkiye, sonra da Yunanistan yoluyla ulaşmıştır. 18. yüzyılda, Fransa ile İngiltere�de Ombres chinoises popüler bir gösteri sanatı haline gelmiş, 19. yüzyılda bu sanata rağbet azalmıştır. Bir süre İngiltere�de Galanty Show adı altında sürmüştür. 19. yüzyılın sonuna doğru, Paris�te bir gurup sanatçı Chat Noir adlı bir kahvede Hayal Oyunu�nu canlandırmaya çalışmışlarsa da bunu yaygınlaştıramamışlardır. Lotte Reiniger�in Silhouette Shadow Films adını verdiği gösteri, geleneksel Hayal Oyunu ile modern tekniğin birleşmesi ile ortaya çıkmıştır.
Çoğu kez adı edilmeyen Oyuncak Tiyatro, aslında kukla tiyatrosunun asal biçimlerinden biridir. Bu gösteri, kartondan renkli figürleri olan iki boyutlu kuklalardan oluşur. Kukla sahnesi üzerinde elle oynatılır. Kraliçe Victoria dönemindeki Theatre of Regency, Oyuncak Tiyatro�nun en önemli temsilcisi olmuştur.
Kukla Tiyatrosunun evrensel çekiciliği, eğlendirmek dışında, bu gösterinin çeşitli alanlarda yararlı oluşudur. Yatalak hasta bile kukla oynatabilir. Öte yanda, profesyonel bir kuklacı en müşkülpesent seyirciye gösterisini sevdirebilir. Kukla okullarda bir eğitim aracı olarak kullanılabilir; kullanılmaktadır da. Kukla, aynı zamanda, yetişkin seyirci için de ilginçtir. Kısacası, kukla tiyatrosunun hiçbir sınırı yoktur; her yerde, her vesile ile ve her amaca hizmet eder.
Kuklanın toplumsal yaşamımızdaki ve kültür tarihimizdeki rolü yadsınamıyacak kadar büyüktür. Örneğin, kukla, eğlendiriciliği dışında, eğitimde, ruhsal tedavide, reklâmcılıkta, sinema ve televizyonda kulanılmaktadır. Kukla�nın bu yararlı yanı başlı başına bir yazı gerektirir. Biz, burada, kukla sanatının önemine değinmek istedik. Ülkemizde, ihmal edilmiş olan kuklacılığı yeniden canlandırmak ve geliştirmek hepimizin görevi olmalıdır. Ülkemizde yapılan, yapılmakta ve yapılacak olan Kukla Tiyatrosu Şenlikleri, bu yönden kuklacılığa özendirmek açısından bir ivme kazandırabilir.
|