Site Üye Giriş

Hayaller Ve Gerçekler

  Hüseyin KÖROĞLU - 22.12.2005 - 11:35


MERHABA sevgili dostlar. Hayat yine mücadele içinde; sevinçlerimizle, hüzünlerimizle, umutlarımızla, büyük ya da küçük hayallerimizle akıp gidiyor. Ben de hummalı bir koşuşturma içerisindeyim son günlerde. Bir yanda 4. Murat oyunu seyircilerimizin büyük desteği ile kapalı gişe devam etmekte ve çok çok güzel eleştiriler almakta. Bu da hem beni, hem de ekip arkadaşlarımı çok mutlu ediyor tabii ki. Türk Tiyatrosu ve Şehir Tiyatrosu adına yüzümüzün akı ile, gururla oynadığımız bir oyun oldu 4. Murat. Bunun dışında geçen ayki yazımda da belittiğim gibi Sartre’ın yüzüncü doğum yılından dolayı “SAYGILI YOSMA” adlı oyununun provalarına başladık. Çok keyifli, paylaşım içinde, birlikte üretilen bir oyun olma yolunda ilerliyoruz. Herhangi bir aksilik olmazsa yirmi iki şubat Çarşamba akşamı saat yirmi otuzda Harbiye Muhsin Ertuğrul sahnesinde sizlerle buluşacağız. Önümüzdeki ay uzun uzun Sartre’dan, oyunda kimlerin oynadığından, nasıl bir oyun yapmaya çalıştığımızdan ve provalarımızdan sizlere uzun uzun bahsedeceğim.

Bu kısa girişten sonra şimdi gelelim bu ayki konumuza. Yazımızın başlığı okuduğunuz gibi hayaller ve gerçekler. Evet dostlar, ne mutlu bana ki, hayatta peşinden koşabileceğim hayallerim var. Bunların bir kısmını da birçok dostla el ele verip gerçekleştirdik. İnanın bana sırf kendime yönelik hayaller değil bunlar. Daha çocukken Gazi Mağusa’da Othello Kalesi’nde çocukca oyunlar oynarken, itiraf etmeliyim ki ne Shakespeare’den, ne de Othello oyunundan haberim yoktu. Ankara Devlet Konservatuvarı’nı kazanıp okula girince tanıştım o büyük yazarla ve Othello oyunuyla. Okulda okuduğum sürece de
<< Neden Othello Kalesi’nde, olayın geçtiği gerçek mekanda Othello oyunu oynanmıyor?>> diye hep düşünmüşümdür. Uzatmayım, aradan yıllar geçti, değerli kardeşim Şükrü Türen’in yönettiği, eski bakanlarımızdan ve usta edebiyatçılarımızdan Yılmaz Karakoyunlu’nun yazdığı “Önce İnsan” oyunu ile K.K.T.C.’ye, doğduğum topraklara dönemin Turizm Bakanı Sayın Mustafa Akıncı’nın davetlisi olarak turneye gittik. İşte bu turne sırasında Şükrü Türen kardeşimi kolundan tuttuğum gibi Othello Kalesi’ne götürdüm ve kalede Othello oyununun oynanmasının hem tiyatro adına, hem de bugünkü K.K.T.C. adına ne kadar önemli olduğunu anlattım. Sevgili Şükrü de çok heyecanlandı, hatta o gece sabaha kadar Othello oyununu ve bu olayın K.K.T.C. için de ne kadar önemli olduğunu konuşup uyuyamadığımızı çok iyi hatırlıyorum. Biz o gece OTHELLO oyununu çalışmaya başlamıştık bile. K.K.T.C.’de de bizi destekleyen kardeşlerimizi ve dostlarımızı unutmamak lazım tabii ki. Bunların başında da sevgili Başaran Düzgün ve Hasan Hastürer gelmekte. Başarılı bir turne idi “Önce İnsan” oyununun turnesi. İstanbul’a döndüğümüzde tarih 2000 yılı idi. Evet dostlar, sabrınızı daha fazla taşırmayım, 2002 yılında Othello Kalesi’nde “OTHELLO” oyununu oynarken buldum kendimi. Evet, bir mucize gerçekleşmiş ve Othello Kalesi’nde dünya prömiyerini gerçekleşmiştik. Hem Dünya, hem Türk, hem de Şehir Tiyatrosu adına bir ilk yaşandı Othello Kalesi’nde. İnsan seli altında, üç gece oynadık oyunumuzu kalede. Dekor zaten kalenin kendisi idi, kaleyi meşalelerle aydınlattık ve Confucius’un (Konfiçyus’un) dediği gibi karanlığa küfretmeden, yüzlerce mum yaktık kalede. O mumlardan ilk doğan çocuk şu anda K.K.T.C.’de her yıl düzenlenen Tiyatro Festivali oldu. Othello oyununun Kıbrıs’ta Othello Kalesi’nde oynamasına büyük katkı koyan da şimdiki Başbakan Yardımcısı, 2002 yılında Turizm Bakanı olan Sayın Serdar DENKTAŞ’tır. Bu mucize için kendisine tekrar teşekkür ediyorum huzurlarınızda.
Bence Kıbrıs’ın tarihi mekanları ile nerde ise açık hava müzesi gibi adeta. Fakat adada o kadar büyük sorunlar var ki, henüz sanatsal olarak ön plana çıkamıyor. Ben iddia ediyorum, K.K.T.C. ‘de kültür ön plana çıkarılsa, dünyada kendini çok daha iyi anlatabilecek bir konuma gelebilir. Gerek 1950’li yıllarda, gerek 1974 öncesi ve sonrası, gerekse Rum tarafı ile kapıların açılmasından sonra adada neler yaşandı neler. Daha da kim bilir ne olaylara gebe bu var olalı paylaşılamayan uçak gemisi. Bütün bunları size niye yazdım biliyor musunuz?Yeni bir hayalimiz var da ondan. Hani söylemesi ayıp, yaptıklarımız yapacaklarımızın kanıtıdır da ondan. Sizlere çok yakında bu paylaşılamayan ada ile ilgili müjdeli haberi vereceğimi umuyorum dostlar.

Hayalden bahsetmişken, geçenlerde K.K.T.C.’nin en önemli üniversitelerinden biri olan YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ’ nin kurucularından SUAT GÜNSEL ile görüşmek için üniversiteye gittik. Ben, Şükrü Türen kardeşim ve Hasan Hastürer ağabey ile birlikte. Anlattıklarımızı ilgiyle, sevgiyle, merakla, heyecanla dinledi Suat hoca. İki bin yılında “Önce İnsan” oyununu üniversite içindeki o muhteşem tiyatro salonunda oynamış ve çok mutlu olmuştuk. Aradan çok değil beş yıl geçmiş. Üniversiteyi inanılmaz gelişmiş buldum. Suat hocaya biz de son gözağrısı yeni açılan kütüphaneyi sorduk. Gözlerinin içinin parladığını, heyecanlandığını gözlerimle tanık oldum dostlar. İskenderiye kütüphanesinin yanmasına içinin nasıl acıdığını anlattı bize. Hep aklında varmış bir kütüphane yaptırmak. Bir insan düşünün dostlar, dünyanın önemsemediği bir ülkede; bir ilim, bir bilim yuvası olan dev bir üniversite kuruyor.” Olmaz.” diyorlar, “Başaramazsın.” diyorlar, inatla direniyor. “Biz, Kıbrıs insanı bunu başarabiliriz.” diyor ve inatla mücadele edip üniversiteyi kuruyor. Üstelik Rum tarafında bile imrenerek bakılan bir üniversite kuruyor. Bu da yetmiyor, İskenderiye kütüphanesinin gönlünde oluşturduğu küllerden de dünya çapında bir kütüphane yerleştiriyor üniversitenin içine. Gittik ve o MUHTEŞEM kütüphaneyi gezdik dostlar. Nerden başlasam, nasıl anlatsam bilmem ki. Kütüphaneden sadece öğrenciler değil, her isteyen ücretsiz bir şekilde yararlanabilecek. Ne mutlu bana ki ben de üye oldum kütüphaneye. Üye numaram da on dokuz. İstanbul’daki evimden kütüphaneye girip kültürle baş başa kalabiliyorum. Şifre ile girilecek kütüphanelere, gazetelere ve çeşitli kültür sitelerine İstanbul’dan ulaşabiliyorum. Kütüphanenin içini dolaşınca da Suat hocanın insana ne kadar değer verdiğini görüyorsunuz dostlar. Tek kişilik bilgisayar odalarından tutun da, kütüphane içinde internetli toplantı odaları bile var. Film mi izlemek istiyorsunuz, uğrayın DVD bölümüne, alın istediğiniz filmi, ister toplu olarak, isterseniz tek kişilik odaya girin ve filminizi izleyin. Bir araştırma mı yapmak istiyorsunuz. Gidin özel araştırma görevlisine, konu başlığınızı ona verin, bir süre sonra size ulaşabileceğiniz kaynak listesini versin. Listeyi elinize alınca gidip ister kitapların kollarına atın kendinizi, dilerseniz de internetten size verilen adresleri ziyaret ederek araştırmanızı sürdürün. Tiyatro bölümü öğrencileri için bir salon yapılmış, gözlerime inanamadım. Şimdiki öğrenciler gerçekten çok şanslı. Üniversite sınavına girip tekrar öğrenci olası geliyor insanın. Yeni yapılan tiyatro salonunda bırakın çalışmayı, o salonda az kişili oyunları rahatlıkla oynayabilirsiniz. Gerek büyük salon için, gerekse yeni yapılan bu küçük salon için Kıbrıs’taki meslektaşlarımın dikkatini çekmek istiyorum. Suat Günsel hocam, inanın bana düşüncelerimi anlatmaya kalksam bana ayrılan yer yetmez.

Bizler Suat Günsel hocamıza yeni hayalimizi anlatmaya gitmiştik. Gördüm ki, o kendi alanındaki çok büyük bir hayali hayata geçirmiş bile. Hanlar hamamlar ya da yat satın almamış, kazandıklarıyla yurt dışından bir malikane satın almamış, KÜTÜPHANE yapmış dostlar. Garip ama GERÇEK, önce ünüversite kurmuş, sonra da kütüphane yapmış. Öyle bir kütüphane ki, BİLİM ve KÜLTÜR iç içe olmuş. Belki de dünyada tek. İnsanın kendi gibi düşünen şövalyeler olmasını bilmesi, üstelik bunu gözleri ile görmesi büyük mutluluk dostlar. Umarım herkese, tıpkı Suat Günsel hocamız gibi böyle büyük hayallerini gerçekleştirmek nasip olur. Darısı bizim hayallerimizin başına. Suat hocam sana böyle bir üniversiteyi ve kütüphaneyi hayata geçirdiğin için çok teşekkür ediyorum. Bir kültür emekcisi olarak selamlıyorum seni. Kıbrıs’ta bir anıt gibi duruyor üniversite de, kütüphane de. Kütüphaneye http://library.neu.edu.tr adresinden ulaşabilirsiniz.

Evet dostlar, Confucius (Konfiçyus) “Karanlığa küfredeceğine bir mum yak.” demiş. Suat Günsel hocamız gibi mum yakanlar var oldukca, bizler de mumlarımızı tıpkı Othello Kalesi’nde olduğu gibi yakmaya hep gayret göstereceğiz.

Ne yaldızlı hükümdar anıtları,ne mermer
Ömür süremez benim güçlü şiirim kadar;
Seni pasaklı zaman pis bir mezara gömer,
Ama satırlarımda güzelliğin ışıldar.
Savaşlar tepetaklak devirir heykelleri,
Çökertir boğuşanlar yapı demez, sur demez,
Ama Mars’ın kılıcı, cengin ateş selleri
Şiirimde yaşayan anını yok edemez.
Ölüme ve her şeyi unutturan düşmana
Karşı koyacaksın sen; yeryüzünü mahşere
Yaklaştıran çağların gözünde bile sana
Bir yer var övgüm seni çıkarttıkça göklere.
Dirilip kalkıncaya kadar mahşer gününde
Yaşarsın şiirimle sevenlerin gönlünde.

MARS: Roma mitolojisinde SAVAŞ TANRISI.

Yazan: W. SHAKESPEARE

Not: 4.MURAT Oyunu 4 Ocaktan itibaren Ümraniyede

Tüm insanlığa 2006’nın ve gelecek yılların SEVGİ ve BARIŞ getirmesini diliyorum. YENİ YILINIZ KUTLU OLSUN DOSTLAR. Sevgiyle, dostlukla kalın...




Yorumlar   




Hüseyin KÖROĞLU - Yazarın Diğer Yazıları   





 
    Köşe Yazıları

    Anasayfa
    Haberler
    Kültür Sanat
    Sinema - Tv
    Kitap - Dergi
    Müzik - Konser
    Tiyatro
    Tiyatro Tarihi
    Tiyatro Oyunları
    Çocuk Oyunları
    Lirik Tiyatro
    Köşe Yazıları
    Röportajlar
    Tiyatro Toplulukları
    Sahneler - Salonlar
    Ajanslar - Firmalar
    Linkler
    Site Haritası
    İletişim
    Forum
    Üye Ol

   TV İzlenme Oranları
TV İzlenme İstatistikleri 06.10.2010

1 YAPRAK DOKUMU
1 YAPRAK DOKUMU
2 YAPRAK DOKUMU
2 YAPRAK DOKUMU
3 COCUKLAR DUYMASIN
3 COCUKLAR DUYMASIN
4 M ALI BIRAND''LA
4 SPOR GUNDEMI
5 UGUR DUNDAR''LA S
5 KOMEDI DUKKANI

   Kitap - Sahne Bilgisi
 Özdemir NUTKU - Sahne Bilgisi İçin

   Anket
En Beğendiğiniz Sinema Türü ?

  Korku
  Komedi
  Aksiyon
  Politik
  Dram
  Fantastik
  Bilim Kurgu
  Romantik



Anasayfa
| Bize Katılın | Şifremi Unuttum | Linkler | Site Haritası | İletişim
firma ekle