IV. Murat

  Üstün AKMEN - 01.07.2008 - 10:16


“Allah Beterinden Saklasın” Dedirtecek Bir Çalışma: “. IV.Murat”

Osmanlı tarihinin koyduğu yasaklarla çok tartışılan ve kendinden en çok söz ettiren padişahı hiç kuşkusuz IV . Murat’tır (1612–1640). Hunharca öldürülen ağabeyi Genç Osman’dan sonra kendisi de korku içinde öldürülmeyi beklerken, bir anda padişah olmuş, devletin sancılı bir döneminde tahta çıkmıştır. Aydınlar, askerler, kadın hanedanlar ve devlet eşkıyaları konumlarını kendi çıkarları için kullanırlarken, halk bu karmaşada ezilmiş, tepkisiz, önlemsiz IV. Murat ise halkı bu hale getirenlerin ekmeğine yağ sürecek bir tutum benimsemiştir. “Tebdil-i kıyafet” gezen IV . Murat, ülkesinin bu durumunu saptadıktan sonra, düzeni sağlamak için devlet eşkıyalarını, çıkarcı aydınları etkisiz hale getirmiş; kadın iktidarını ve askeri hâkimiyeti altına almış; içkiyi, tütünü yasaklamış; binlerce cana kıymıştır. Kıymasına kıymıştır, tamam da iş bir kere rayından çıkmıştır. IV. Murat’ın romantik ruhunun giderek zalimliğe kayışı siyasal erkine çare olamayacaktır.

IV . Murat’ı böyle anlatır Turan Oflazoğlu. Perdeye de aktarılan IV. Murat’ın yaşamı, tiyatronun “tahta”sından sonra Turan Oflazoğlu’nun librettosu, Okan Demiriş’in bestesiyle opera sahnesine de uyarlandı ve 2007–2008 sezonunda bu kez Gürçil Çeliktaş’ın rejisiyle Antalya Devlet Opera ve Balesi tarafından sahneye taşındı.

GÜRÇİL ÇELİKTAŞ’IN REJİSİ
Taşındı taşınmasına da, Gürçil Çeliktaş’ın yorumu izleyiciyi şiir yazan, müzik dinleyen, hatta besteler yapan romantik bir adamın zalim bir padişaha dönüşürken yaşadığı dramın içine sürükleyememişti. Yaşamı boyunca toplumu düzene sokmak ve hayatta kalabilmek için mücadele veren IV . Murat’la, (halktan biri olarak onların arasına karıştığında kullandığı lakabıyla) “Kumkapılı Kelleci Murat” arasında kalan ve bir türlü “kendi” olamayan bir hükümdarın yaşamına ayna tutamamıştı. Oflazoğlu’nun metninde, IV. Murat, “İşte zalim” diyerek yargılanmıyor, daha çok onu böyle olmaya iten nedenler üzerinde duruluyor ya, Çeliktaş’ın sahneleyişinde bu yorum da kendine yer bulamamıştı. Çeliktaş, tablo değişimlerini bıktırıcı “black-out”lara yaslamış; birinci perde birinci tabloda yeniçerilerin kapıdan girip, açılan kapının önünde duran koltuğu dört yanından tutarak dört basamak indirip padişaha mekân hazırlamalarını aksiyon saymıştı. Oyuncular oynamıyor, sadece söylüyorlardı. Oysa opera oyunculuğu aksiyonla gelişmez mi? Oyun kişisi de o oyuna uygun biçemi içerecek uyumlu bir aksiyon gerektirmez mi? Biçimin ipuçları librettoda, bestede değil mi? Bu ipuçlarını yakalayabilmek için, oyuncunun canlandıracağı karakterin nasıl bir dünya, nasıl bir çevre içinde bulunduğu ve librettonun ne için yazıldığı oyuncu-yönetmen arasında tartışılmamıştı. Kısacası oyunculuk sıfır altıydı. Olmamıştı.

YARATICI KADRONUN YARATAMAYIŞI
İnsanların ateşi bulmalarıyla yapay ışığın kullanılmaya başladığını bugün artık sokaktaki vatandaş dahi bilmekte. İnsanlar, gün batımından sonra gereksinimlerini karşılayabilmek için meşale, mum, yağ kandili, gaz lambası gibi araçlardan yararlanmaya başlamış. Yani yapay ışığı keşfetmiş. Işık tasarımını yapan Talip Şahin, sakın bana darılmasın, kızmasın, küsmesin, incinmesin, ama keşke ilkel yapay ışık kullansaymış(!). Bir ışık tasarımında zaman, mekân, duygu, tema, atmosfer, derinlik, üçboyutluluk düşünülmemesi, doğrusu beni şaşırttı. Işık da olmamıştı.

KOSTÜM DE OLMAMIŞ
Gürcan Kubilay, Padişah için görkemli bir kaftan, Bağdat’a sefere giderken giyeceği bir savaş kostümü, içkiyi yasaklayan IV. Murat’ın “tebdil-i kıyafet” halkın arasına karıştığı zamanı için bir giysi; hanedan ailesi, saray erkânı, yeniçeriler ve sipahiler için değişik renkte kostümler hazırlamış, ama tutturamamış. Kubilay, kostümün düşünsel işlemini göz ardı etmiş. Tasarladığı kostümler sadece dönemsel, hiçbirinin anlamsal değeri yok. Sadece görülüyor ve izleniliyorlar. Sultan Murat ile İbrahim’in annesi, ihtirası ve kudretiyle Osmanlı tarihine damgasını vuran Kösem Sultan’a sadece görkemli kostüm yeter mi? Üç Kösem Sultan kostümü… İpekler, şifonlar, kadifeler, taftalar, kristaller, stras taşlar… Nerede kostümün okunup anlaşılma ilkesi? Kostümlerin fikirleri, bilgileri ve de duyguları iletme gereği, yoruma katkıda bulunma gerekliliği nerede? Bu soruları düşündüm taşındım, kafamın içinden yanıt çıkmadı. Kostüm de olmamıştı.

BİR GAZETECİ: “BU BİR PAVYON DEKORU,” DEDİ.
Gürcan Kubilay’ın dekorunu değerlendirirken de, ne yazık ki gene sivri dilli olacağım. “Kubilay’ın dekoru nasıldı,” diye soracaksınız: “Küf kokmaktaydı,” diye başlayacağım. Yaratılması gereken yanılsama inandırıcılıktan uzaktı. Gerçek başka şey, inandırıcılık başka şey, öyle değil mi ama? Tarihsel belgelerden alınıp kullanılan öğelerin inandırıcı olması için, bunların çağdaş bir şeyler söyleyebilmenin parçaları halinde bir araya gelmesi gerekmez mi? Dekorun, günümüzün bakış açısından bulgulanması ve yorumlanması, çağdaş anlayışın temel ilkelerinden biri değil mi? Tarihsel dekorların yorumlanmasında metinle ve yazıldığı dönemle ve de besteci ile libretto yazarı ile ilgili çok ayrıntılı bir araştırma başlatmak gerekmez mi? Düş gücünün de katkısıyla, dekor tasarımcısı getirmek istediği yoruma bir araç işlevi kazandırmaz mı? Kazandırmamıştı. Dekor da olmamıştı.

OKAN DEMİRİŞ’İN BESTESİ
Okan Demiriş’in hüzünlü bir motifle başlayan uvertürünün, sonradan Itrî’nin “Salât-ı Ümmiye”sinden oluşan füg tarzı girişe dönüşmesini pek seviyorum ben. Topal Recep Paşa motifini de… Ancak, Genç Osman türküsü, IV. Murat’ın buyruk ve korku motifi, Kösem Sultan motifi, yeniçerilerin motifinin tümünü birden ele alırsanız beste çok kopuk. Demiriş, aşırı ve yoğun çoksesliliğe yönelmemiş, çoksesliliği güç ve geniş ayrıntılı durağan formlarla destekleyerek kendi biçemini bulamamış. Teknik mükemmellik ve düşünsel konsantrasyona ulaşım da zayıf geldi bana. Okan Demiriş’in bestesine “olmamış” dersem, elbette hem haddimi aşmış olurum, hem de pişmiş aşa su katarım. İyisi mi, “IV. Murat”ın bu yanını konunun uzmanlarına terk ederek atlayayım. Mehmet Sipahi’nin koreografisinin de bilerek ve isteyerek üstünden atlayayım.

SESLER
Oyuncuların neredeyse tamamı tiyatro bilgisinden yoksun. Oysa ben, operanın yalnızca iyi ve güçlü seslere sahip sanatçıların yer aldığı bir sanat dalı olmadığına inananların safındayım. Ondandır, her yazıyı uzattıkça uzatmam… Operada müzik partilerini söylerken yapılan teatral ve müzikal aktiviteyle, rolün gerektirdiği sahne performansı, sanatçıda bulunması koşul olan güçlü kişilik ve büyüleyici özellikle bir arada bulunmalıdır derim her zaman. IV. Murat’ta oyunculuk sıfır. Sesleri değerlendirirsem, IV. Murat’ta Bas Engin Suna sesinin titreşimlerini duyumsayamıyor. Alt rejister ya da üst rejister arasında hassas olmayan kulakla da işitilebilen renk değişikliği var. Soprano Burcu Bükem Karaca’yı 1998 Siemens Opera Yarışması’nın ikincisi olarak alkışlamıştım, anımsıyorum. Alt ve üst tonlarını aynı düzeyde tutmasıyla kuşkusuz iyi bir ses, gel gelelim Kösem Sultan’da olamazcasına zayıf. Sadrazam Topal Recep Paşa’da Bariton Tamer Peker iyi üstü. Nef’î de Tenor Göksay Yâran’ın ses çizgisi çok sağlam. Silahtar’da Tenor Devrim Demirel kafa sesiyle göğüs sesinin miksajını iyi ayarlıyor. Bekri Mustafa’da Bas Taner Ölçen’e iyi sesin sahne hâkimiyetiyle birleştiği hallerde uyumlu bir başarı sağlayabileceğini tüm iyi niyetimle anımsatmak isterim. Dilfigâr’da Soprano Müge Yıldıran’ın duygusal ve teknik olarak gösterdiği gelişmeye bağlı olarak, kendine olan güvenini de artıracağına inanıyorum. Hafız Paşa’da Tenor Atay Ergezen çok tutuk. Diğer oyuncular, rejiyle birlikte saçmalamış.

Bana sorarsanız, “IV. Murat” Antalya’da hiç mi hiç olmamış.




Yorumlar   




Üstün AKMEN - Yazarın Diğer Yazıları   





 
    Köşe Yazıları

    Anasayfa
    Haberler
    Kültür Sanat
    Sinema - Tv
    Kitap - Dergi
    Müzik - Konser
    Tiyatro
    Tiyatro Tarihi
    Oyun Tekstleri
    Çocuk Oyunları
    Lirik Tiyatro
    Köşe Yazıları
    Röportajlar
    Tiyatro Toplulukları
    Sahneler - Salonlar
    Ajanslar - Firmalar
    Linkler
    Site Haritası
    İletişim
    Forum
    Üye Ol
    Cast Üyelik

   TV İzlenme Oranları
TV İzlenme İstatistikleri 18.06.2008

1 YAPRAK DOKUMU
1 YAPRAK DOKUMU
2 BKM MUTFAK 'COK G
2 YAPRAK DOKUMU
3 YAPRAK DOKUMU
3 RUSYA-ISVEC
4 RUSYA-ISVEC
4 VAR MISIN YOK MUS
5 VAR MISIN YOK MUS
5 SPOT

   Faruk KARAÇAY
 Faruk KARAÇAY - Yıkımlar İçin

   Anket
En İyi Haber Kanalı Sizce Hangisi

  CNN TÜRK
  NTV
  SKY TÜRK
  HABER TÜRK
  KANAL TÜRK


SMC Otomasyon
Anasayfa | Bize Katılın | Şifremi Unuttum | Linkler | Site Haritası | İletişim