IKSV

Bu Oyun Başka Oyun

  Üstün AKMEN - 02.04.2008 - 10:54


Ne Biçim Oyunsa, Nasıl Bir Oyunsa Bu Oyun: “Bu Oyun Başka Oyun”

Ken Ludwig, Amerika’da son dönemlerin en başarılı komedi yazar ve yönetmenlerinden sayılıyor. Yirmi beşten fazla ülkede oynanan oyunları ve uyarlamalarıyla evrensel üne kavuşmuş. “Oyun Karıştı-Moon Over Buffalo”, Ludwig’in Broadway yaşamını oyunlarına yansıttığı yapıtları arasında en başarılısı olarak gösteriliyor. Tiyatro dünyasında ün yapmış, ama artık yıldızları sönmekte olan oyuncu bir karı-kocanın başından geçenlerin anlatıldığı, “eğlendirici tiyatro” ya da “ticari tiyatro” türü olarak tanımladığımız, sadece eğlendirmeye yönelik burlesk ve vodvil karışımı “Oyun Karıştı”, şimdilerde Haldun Dormen Usta’nın yönetiminde Asuman Dabak Tiyatrosu tarafından “Bu Oyun Başka Oyun” başlığı altında sahnelenmekte.
“PAPAZ KAÇTI”NIN BAŞARISI
Komedi dalında ülkemizin en yetenekli kadın oyuncuları arasında adı anılan Asuman Dabak, 2006-2007 tiyatro sezonunda Tiyatro Komedi’yi kurdu ve Phillip King’in “Papaz Kaçtı”sını gene Haldun Dormen’in rejisiyle “ilk oyun” olarak sahneledi. Ben istemeyerek de olsa, hatta dozu biraz “yüksek sesli” de sayılsa “Papaz Kaçtı”nın bu yeni versiyonunu eleştirdim. Sevgili Haldun Dormen’in, oyuncularına davranış ve tutum birliği sağlayamamış olmasından ve ses ile aktarımlarında üst sınırları bulduramamasından yakındım. Sahne üzerindeki tüm oyuncuların birbirleriyle paslaşmalarının birbirlerini tanımakla gerçekleşebileceğini, oysa oyuncuların bu gerçekten haberdar olmadıklarını savladım. Şayet oyuncular, başta Asuman Dabak olmak üzere, oyunculuğun ön plana çıkması için gerekli olan etkileyiciliğin bireysellikle gerçekleşmeyeceğinin bilincinde olmasalardı oyunun paldır küldür çökeceğini söyledim. Doğal olarak bütün bunlar, Tiyatro Komedi “mensupları” ile aramızda kulaktan kulağa gelişen bir söyleşi seviyesinde kaldı, “Papaz Kaçtı” turneydi murneydi derken, yüz yirmi kez perde açtı. Bu sonuç, beni elbette mutlu etti, ama görüşlerimden damıttığım eleştirel düşüncelerimi tersyüz etmedi.

OYUNUN GELİŞME ALANI
Yanılmıyorsam 1996 yılında Haldun Dormen, Alev Gürzap, (turnede Gürzap’ın yerine 21 yaşındaki Ayça Bingöl zorunlu olarak sahneye çıkmıştı), Gürzap ile dönüşümlü olarak İlkay Saran, Şebnem Özinal ve Gürkan Uygun’lu kadrosuyla Dormen Tiyatrosu tarafından Türkiye’de ilk kez oynanan “Oyun Karıştı”, yani şimdiki adıyla “Bu Oyun Başka Oyun”, görkemli tiyatro geçmişleri sonrasında yıldızları sönen, küçük kasabalarda matine-suare oyunlar oynayarak geçimlerini sağlayan karı-koca Charlotte (Asuman Dabak) ve George Hay’in (Ufuk Özkan) çevresinde gelişiyor. Oyunculardan Eileen (Tuna Arman), George’dan hamile kalacak, karısı George’u Avukatı Richerd Maynard (Hilmi Özçelik) ile terk edecek, çiftin kızları Rozalinda (Tuna Gürcoşkun) bir yerel televizyon kanalında hava durumu sunucusu nişanlısı Howard (Hilmi Erdem) ile annesini ve üvey babası George’u görmeye gelecek, Rozalinda’ya âşık tiyatronun müdürü Paul (Murat Ergür), hem karışıklıkları toparlamaya, hem de Rozalinda’yı geri kazanmaya çalışacak, kulakları ağır işiten kayınvalide Ethel (Bedia Eren) karışan ortamı bilmeden daha bir karıştıracak, ortaya bir de (özgün metinde olmayan, Haldun Dormen tarafından sonradan metne eklenen) kendisine Brütüs rolü önerildiğini iddia eden bir oyuncunun (Atilla Irgılata) da çıkmasıyla karışıklığın dozu artacak. İşte konu bu…

KAHKAHA ATMANIN TEMELİ
Ken Ludwig eserinde, türün özelliği gereği zor durumda kalmış insanın psikolojisinden yola çıkarak, özü klasik tragedyalarla koşutluk taşıyan bir eğlence duygusu yaşatmak istemiş. Doğasının gereği peşine düştüğü birincil hazlar nedeniyle, toplumsal konumundan kaynaklanan ikincil istekleri arasında sıkışan George karakterini, Ludwig tragedya kahramanlarından farklı olarak yüceltmemiş, tersine gülünçleştirmiş. Böylelikle temel amacı izleyiciye eğlenceli bir iki saat geçirtmek olan sahne güldürüsü, kahkahaların kaynağı olan temel sorunları yüksek sesle söylemeden izleyiciye duyumsatmayı yeğlemiş. Gülümsetmeyi, güldürmeyi, kahkaha attırmayı işte bu duyumsama kaynaklı olarak oluşturmuş.

HALDUN HOCA ATLIYOR
Yönetmen Haldun Dormen, güldürü öğelerini gene fiziksel hareketlerden ve mizahtan çıkarmış. Güldürüyü kulak ve zihinden çok göze ve duyumlara yöneltmiş. Farsın ruhuna sadık kalarak kaba güldürü öğelerinden yararlanmış. Gene kapılar kapanıyor, kapılar açılıyor, eğlendirici olmak abartıya kadar uzanıyor. Sahne trafiği uyumsuz, ama olabildiğince hızlı. Ama bu arada, Howard kapının dışından: “Kimse yok mu,” diye seslenip, Charlotte’tan olur aldıktan sonra antre yapıyor da, Maynard’ın anahtarı mı var ki langır lungur içeri dalıyor, anlaşılmıyor. Ya da o kapı çıkış kapısıysa, Howard sorusunu kime soruyor? Charlotte, uzun zamandan beri görmediği kızı Rozalinda ile karşılaşmasında şaşkınlığında neden bu kadar geç kalıyor, sevinci neden coşkusuz, işin o yanları bilinmiyor. Belki de Haldun Hoca bunları bilerek atlıyor.

YARATICI KADRO
Filiz Ofluoğlu’nun çevirisine söz söyleyemem. Ümit Birsel, “Papaz Kaçtı”nın dekorunu almış, olduğu gibi uygulamış. “Maliyet” sorunudur der, (bu kerelik) görmezden gelirim. Erkan Karabulut da fars denilince çiğ ışık kullanmak gerektiğine inananlar safında. “No comment!” Ağzımı açıp tek kelime etmem. Tomris Kuzu’nun kostümleri zevkli derim. Ancak, Charlotte’un ikinci giydiği kostümü bir kez daha elden geçirse diye de eklerim. Sağ (ön) sarkıyor da!..

OYUNCULAR
Oyuncuları eleştireyim derken hırpalamak istemiyorum. Esasında tümü ellerinden geleni yapmışlar. Asuman Dabak’ın seyirciye ulaştırmayı amaçladığı ciddiyet, her zaman olduğu gibi bu kere de seyircinin aklında olayın komik öğeleriyle gelişiyor. Asuman Dabak’ın komedyen gömleğini kim yadsıyabilir ki? Ufuk Özkan’a komedide ön planda olanın gerçekçilik olduğunu anımsatacağım. Devinimin esasını da doğallık oluşturmalı diyeceğim. Bedia Eren, “yüksek komedi” yapılı bir oyuncu, istenileni veriyor. Hilmi Erdem, Howard’ın sadece karakterini değil, duyumsadıklarını da izleyiciye yansıtarak “bravo”yu hak ediyor. Hilmi Özçelik, Richard Maynard’a bir avukat ağırlığını kat(a)mamış. Murat Ergür, Paul’ü fiziksel yapısına fazla yaslamadan, ağırlığı bedensel devinimlere dayayarak, estetik açıdan başarıyla çiziyor. Tuna Arman’ın jest ve mimikleri çok yapay. Tuna Arman’a kimse komedinin karşıtlıklar arasındaki bağlantının vurucu olarak kullanılması olayı olduğunu anlatmamış mı ya da anlatmışlar da Arman mı anlamamış, doğrusu beni bu kere de ciddi anlamda şaşırtıyor. Tuna Gürcoşkun, diğer oyuncularla fiziksel ilişki kuramıyor, kuramadığı için maddesel etkileşimi etkiliyor. Özgür Özaslan, görevini eksiksiz yerine getirirken, Atilla Irkılata, Brütüs’ü sevimli kılma uğruna elinden geleni yapıyor. Tolga Özbey ile Batuhan Pamukçu ise, yetiştirilmeyi bekliyor.
Farstan, vodvilden, bulvar komedisinden, burleskten yıllardan bu yana “bööö” mü dedik ya da bu türlerin, tamamı “çok çok” profesyonel kadrolarla oynanmasına mı alıştık ne, Asuman Dabak Tiyatrosu fevkalade iyi niyetle, bin bir emekle yoğurduğu yeni oyununu da bana sevdiremiyor.
Bu durum beni kahrediyor, ama işin doğrusu, her şeye rağmen umutsuzluğa sevk etmiyor…






Yorumlar   




Üstün AKMEN - Yazarın Diğer Yazıları   





 
    Köşe Yazıları

    Anasayfa
    Haberler
    Kültür Sanat
    Sinema - Tv
    Kitap - Dergi
    Müzik - Konser
    Tiyatro
    Tiyatro Tarihi
    Oyun Tekstleri
    Çocuk Oyunları
    Lirik Tiyatro
    Köşe Yazıları
    Röportajlar
    Tiyatro Toplulukları
    Sahneler - Salonlar
    Ajanslar - Firmalar
    Linkler
    Site Haritası
    İletişim
    Forum
    Üye Ol
    Cast Üyelik

   TV İzlenme Oranları
TV İzlenme İstatistikleri 14.05.2008

1 YAPRAK DOKUMU
1 YAPRAK DOKUMU
2 YAPRAK DOKUMU
2 YAPRAK DOKUMU
3 AVRUPA YAKASI
3 AVRUPA YAKASI
4 YOL ARKADASIM
4 VAR MISIN YOK MUS
5 VAR MISIN YOK MUS
5 AVRUPA YAKASI

   Faruk KARAÇAY
 Faruk KARAÇAY - Yıkımlar İçin

   Anket
En İyi Haber Kanalı Sizce Hangisi

  CNN TÜRK
  NTV
  SKY TÜRK
  HABER TÜRK
  KANAL TÜRK



   Tiyatro Yarışması




Anasayfa | Bize Katılın | Şifremi Unuttum | Linkler | Site Haritası | İletişim