IKSV

Dua Odası

  Üstün AKMEN - 04.03.2008 - 11:43


Güvenliğimizin battaniyesi midir din?: “Dua Odası”

Lenin’in de söylediği gibi, başkaları hesabına çalışmaktan, yerine getirilmeyen isteklerden ve yalnız bırakılmışlıktan yılmış halk kitleleri üzerine her yerde büyük ağırlıkla yüklenen ruhsal baskı biçimlerinden biri hiç kuşku yok ki dindir. Doğaya yenik düşen ilk insanların tanrılara, şeytanlara, mucizelere ve benzeri şeylere inanmasına yol açışı gibi, sömürülen sınıfların sömürenlere karşı mücadeledeki yetersizliği de kaçınılmaz olarak ölümden sonra daha iyi bir yaşamın varlığına inanmalarına yol açar. Din, bütün yaşamı boyunca çalışan ve yokluk çekenlere, bu dünyada azla yetinmeyi, kısmete boyun eğmeyi, sabırlı olmayı ve öteki dünyada bir cennet umudunu sürdürmeyi öğretir. Oysa yine din, başkalarının emeğinin sırtından geçinenlere bu dünyada hayırseverlik yapmayı öğreterek, sömürücü varlıklarının ceremesini pek ucuza ödemek kolaylığını gösterir ve cennette de rahat yaşamaları için ehven fiyatlı bilet satmaya bakar. Böylelikle din, halkı uyutmak için afyon niteliğindedir. Bana da sorarsanız din, sermaye kölelerinin insancıl düşlerini, insana daha yaraşan bir yaşam isteklerini içinde boğdukları bir çeşit ruhsal içkidir.
KHAN’IN DUA ODASI
Çin asıllı İngiliz oyun yazarı Shan Khan'ın yazdığı, bu sezon Cem Kenar yönetmenliğinde Tiyatro Z'de sahnelenen “Dua Odası – Prayer Room” başlıklı oyun da bu konuyu işliyor. Bir okulda, Müslüman, Hıristiyan ve Yahudilerin bir arada kullandıkları bir ibadet odası, bu dinlere mensup öğrenci ve liderlerin kimi zaman bu odayı Kudüs’ün ufak bir modeline dönüştüren çekişmeleri, kişiselden dini boyutlara uzanan ya da tam tersi yolda ilerleyen inanışlar... Uğruna savaştığımız inançlar… Yaşam, ölüm kavramları… Din ve insan ilişkileri… Hoşgörü (güya)…

CEM KENAR’IN OYUNU TANITIMI
“Yaşadığımız bu günlerde; ‘Dinler arası dialog ve hoşgörü’ üzerine birçok buluşmalar ve toplantılar yapılıyor. Papa camide dua ettiği için çok mutlu oluyoruz. Ya da İstanbul Müftüsü Hıristiyanların bayramını kutladığı için ona alkış tutuyoruz. Amerikan Senatosundaki ‘Ermeni Tasarısını’ destekleyen Amerika’daki Yahudi Cemaat Birliğine ilk tepkiyi Türk Yahudi’si olan bir iş adamımız ve İsrail hükümeti veriyor. Bunlara baktığımızda dinler arasındaki “diyalog” bizi mutlu ediyor. Bu fotoğrafın bir tarafı... Bir de diğer tarafı var; Amerika (Hıristiyan bir ülke) şu an bir Müslüman ülkenin topraklarında ve birçok Müslüman’ı katletti. Ve kimseden ses yok. İsrail, Ürdün’e girdi ve birçok Müslüman’ı öldürdü. Dünya gene sessiz. İsrail’de; özellikle Kudüs’te her gün Yahudiler Müslümanları, Müslümanlar Yahudileri öldürüyor. Hıristiyanların Haçlı Seferleri’ni de tarihsel belleğimizden silemediğimiz de kesin. Şimdi şöyle düşünmek gerekiyor; Bir Haham, bir İmam ve bir Rahip aynı odayı ibadet odası olarak kullanmak zorunda kalsa, birbirleriyle ne kadar diyalog kurarlar, ne kadar hoşgörülü olurlar ya da birbirlerine karşı geçmişten gelen ‘önyargılarından’ ne kadar kurtulabilirler?”
Oyunu sahneye taşıyan Cem Kenar ise, oyunu böyle tanıtıyor.
CEM KENAR’IN SAHNEYE KOYUŞU
Her şeyden önce şunu söylemeliyim ki, Galata bölgesinin bakımsız, köhne, ama tarih kokan ara sokaklarından birindeki mekânlarında beş yıldır “inatla tiyatro yapan” Tiyatro Z, son derece cesur bir hamle yapmış, zor bir işi başarmış. Metni dilimize kim kazandırmış bilmiyorum, ama “kokla” yerine ”kok” demeseymiş; “ahenk” yerine “uyum” sözcüğünü kullansaymış iyi edermiş. Dua odasında bu kadar parlak ışığa gereksinim var mı, anlamam. Bounce’un giysisi neden o denli “uçuk” karışmam. Ama Cem Kenar, oyunun ritmik düzenini duyumsamak için, ritmik çerçeveleri üst üste bindirmiş. “Bekleyiş” dizgesini, belirli bir ritmik çerçevenin içine, bir göstergeler dizgesinin üstüne oturtmuş. Oyuncuların karakterlerini çözümlemelerini sağlamış. Shan Khan’ın küfürlü, edepsiz metni aynı zamanda tersyüz edilmiş dinsel bir atmosfer taşıdığından, yani sefil olanın peşinde koşmanın azizin inanmışlığıyla sürdürüldüğü baş aşağı dönmüş/döndürülmüş bir dünyada yaşandığından melodrama kayacak yapıyı dengede tutmuş. İyi bir iş çıkarmış Cem Kenar, iyi bir iş çıkarmış da, oyunun finalinin eleştirmenlik damarımı kabarttığını gene de itiraf etmeliyim. Bounce içeri girse ya, Fiz onu içeride öldürse ya…

OYUNCULAR
İşin doğrusu, oyuncuların başarı hesaplamasında birini diğerinden ayırmak doğrusu pek mümkün değil. Hepsi, birer birer ve ayrı ayrı, karakterlerini sürekli yükselen istekler, özlemler, aksiyona çağrılar ve onların içsel-dışsal aksiyonlardaki tüketimlerinden oluşturuyorlar. Tıpkı bir motorun bağımsız, sürekli yinelenen patlamalarının bir otomobilin yumuşak devinimiyle sonuçlanması gibi birbirlerini devindiriyorlar.

Gene de her birini tek tek ele al derseniz Aydın Şentürk’ün isteklerindeki kesintisiz patlamalar dizisinin Fiz karakterinin yaratıcı iradesini aralıksız devindirdiğini söylerim. Şebnem Hassanisoughi Jade’ın içsel yaşam akışını çok iyi kuruyor derim. Hilal Özbay, sanatsal arzu ateşini oyun boyunca koruyor; İnanç Koçak, Kazi’ye güldürü öğeleri eşliğinde derinlik ekliyor, yaratıcı duygularını aktarmak için her şeyi, ama her şeyi, sesini, sözcüklerini, jestlerini, yüz ifadesini mükemmel kullanıyor derim.

ELEŞTİRİ DEĞİL, ÖNERİ
Diğer taraftan, Deniz Gönenç Sümer “Inishmaan’ın Sakatı”ndaki başarısını sürdürüyor. Reuben’in fiziksel ve psikolojik yönelimlerini çok iyi kavramış. Nebil Sayın, repliklerini biriktirmiş olduğu tüm içsel malzemeyle billurlaştırmasıyla dikkat çekiyor. Umut Beşkırma, rolü yaşama sürecinin rol için bir çizgi yakalamak, bir üstünyönelim ve bu üstünyönelimin kesintisiz aksiyon çizgisi aracılığıyla etkin bir biçimde elde edilmesinden oluştuğunu biliyor.

Gelelim Özgür Atkın’a… Özgür Atkın’a Bounce’un içsel hareket noktasını yeniden incelemesini, Bounce’un haklılık temelini oluşturan sağlam öğeleri bulmasını önereceğim.

Atkın’ın bu söylediklerimi eleştiri olarak değil, eleştirmen amcanın iyi niyetli “temennisi” olarak alıp kabul etmesini özellikle isteyeceğim, kırılmaması için sırtını sıvazlayıp gözlerinden öpeceğim.




Yorumlar   




Üstün AKMEN - Yazarın Diğer Yazıları   





 
    Köşe Yazıları

    Anasayfa
    Haberler
    Kültür Sanat
    Sinema - Tv
    Kitap - Dergi
    Müzik - Konser
    Tiyatro
    Tiyatro Tarihi
    Oyun Tekstleri
    Çocuk Oyunları
    Lirik Tiyatro
    Köşe Yazıları
    Röportajlar
    Tiyatro Toplulukları
    Sahneler - Salonlar
    Ajanslar - Firmalar
    Linkler
    Site Haritası
    İletişim
    Forum
    Üye Ol
    Cast Üyelik

   TV İzlenme Oranları
TV İzlenme İstatistikleri 14.05.2008

1 YAPRAK DOKUMU
1 YAPRAK DOKUMU
2 YAPRAK DOKUMU
2 YAPRAK DOKUMU
3 AVRUPA YAKASI
3 AVRUPA YAKASI
4 YOL ARKADASIM
4 VAR MISIN YOK MUS
5 VAR MISIN YOK MUS
5 AVRUPA YAKASI

   Faruk KARAÇAY
 Faruk KARAÇAY - Yıkımlar İçin

   Anket
En İyi Haber Kanalı Sizce Hangisi

  CNN TÜRK
  NTV
  SKY TÜRK
  HABER TÜRK
  KANAL TÜRK



   Tiyatro Yarışması




Anasayfa | Bize Katılın | Şifremi Unuttum | Linkler | Site Haritası | İletişim