Sinemalarda son yıllardaki Türk filmleri furyası aldı başını gidiyor. Yine bu yılda birçok Türk filmi vizyona girdi. Seyirciyle buluştu. Türk sineması Hollywood’un hegemonyasını kırmış gibi görünüyor. Böyle devam ederse de kendi hegemonyasını kuracak. Bu Türk sineması için sevindirici. Bunun çok çeşitli sebepleri var ama bence en önemli sebebi Filmlerin çekim kalitesinin yükselmesi. Türk sineması filmlerin çekim kalitesini yükseltmek için diğer ülke sinemalarını örnek alıyor. Örnek aldıkları yerde; hegemonyasını yıktıkları Hollywood. Asıl tehlikede bence burada başlıyor. Örnek alalım derken her haliyle örnek almak filmlere değilse de seyreden seyirciye ve bence en önemlisi kültürümüze zarar veriyor.
Hollywood sinemasını takip edenler bilirler filmlerde çok açık ve net argo cümleler hatta küfürler kullanılmaktadır. Gerçi bunlar bizim seslendirme yönetmenlerimiz tarafından pek Türkçeye çevrilmez. Bu olay bizim kültürümüze göre normal olmasa da onların kültürüne göre gayet normaldir.
Geçenlerde çağan ırmağın vizyona yeni giren “ulak” filmini izledim. Film tarzıyla farklıydı. Bana dört dinin karışımı yeni bir tebliğ filmi gibi geldi. İsminde de bunu bulmak mümkün. Filmde beni çok rahatsız eden tek şey zaman zaman çok gereksiz bulduğum küfürlerdi. Böyle bir filmde böyle bir konuyu anlatırken neden küfür’e başvurulmuş doğrusu anlamış değilim. Acaba içerisinde dinsel ve mistik konular işlendiğinden bir yumuşama ve geçiş için mi böyle bir şey düşünülmüş. Eğer böyleyse kesinlikle bilmeleri lazım ki bu çok sırıtmış. Bir izleyici olarak beni rahatsız etti. Birçok kişiyi de rahatsız ettiğini düşünüyorum.
Film yapımcılarını ve senaristleri bazen anlamakta zorluk çekiyorum. Hadi Komedi filmlerinde cinsellikle ilgili espriler ile filmi kurtarmak veya korku filminde cinsellikle filmi kurtarmak (ona da karşıyım) neyse de böyle mistik bir filmde cinselliğin ve küfür’ün olmasına bir anlam veremedim.
Bazılarının söylediği gibi “cinsellik hayatımızın bir parçası filmlerde hayatı işlediğine göre tabiî ki filmlerde cinsellik olacak” sözüne şiddetle muhalefet edenlerdenim. Çünkü bir yazarın dediği gibi (s.servet HOCOĞULLARI- KÜL VE AŞK) “Sanat hayatın her şeyinin sahneye yansıması değildir. Sanatsal değeri olan şeylerin yansımasıdır. Mesela karınızla yaşadığınız özel şeyleri başkalarıyla paylaşamazsınız. Dolayısıyla sahneye her özel şeyi de taşıyamazsınız” sözünde söylendiği gibi sadece sanatsal değeri olan şeyleri sahneye, perdeye taşımak sanattır.
Siz bakmayın sanat için soyunuyorum söylemlerine. Onlar ancak şöhret, para ve reklâm için soyunurlar. Biz sanatsal değeri olan izlenilebilir bir şeyler yapmak istiyorsak kendi kültürümüze ve kendi halkımıza arkamızı dönmemeliyiz. Eğer dönersek o zaman Dünyada en kötü filmler sıralamasında 50 film içinde 5 tane de Türk filmi (Ne acıdır ki bu 5 filmin içinde birçoğunda oynayan Türkiye de Argoyu ve küfür’ü en çok kullanan kişi M.Ali Erbil. var.)seçilmesini normal karşılamalıyız. Daha kaliteli Filmlerin olacağına hiç kuşkum yok. Yeter ki Kültür olarak örnek aldığımız Dünya sinemasını sadece teknik olarak örnek alalım.