Dün gece Safa Önal’ın yazıp yönettiği filmin galasındaydım.Safa abi bir ev sahibi şıklığında ve nezaketinde salona girenleri merdivenlerde karşıladı ve tek tek herkesin elini sıktı. Karşımda dev bir çınar duruyordu tokalaşırken.Bütün salon tamamen doluydu.Ve film başladı…Hicran sokağını izlerken birden kendimi çocukken gittiğim tahta sandalyeli sinemada buluverdim…Bir yandan gazozumu içiyor bir yandan da filmi izliyordum.Yanında oturan arkadaşımın kulağıma eğilip bir şeyler mırıldanmasıyla tekrar Hicran sokağını izlediğim salona döndüm. Safa abi yine yapmıştı yapacağını.Kendi yazdığı nice filmlere çocukluğumuz kokan , buram buram Yeşilçam kokan nice filmlerine bir veda senaryosu yazmış ,yönetmişti. Oyuncular ise sanki o Yeşilçam filmlerinden fırlamış
gibiydiler!:) Çünkü onlar da gönlümüzün sultanları,krallarıydılar ve bu veda filminde üzerlerine düşen görevi büyük bir vefa örneği sergileyerek yapmışlardı. Hicran sokağını izlerken çok keyif aldım. Hani derler ya hayatım film şeridi gibi gözümün önünden geçti,işte benimde bu filmi izlerken çocukluğumda seyrettiğim bütün filmler bir film şeridi gibi gözümün önünden geçti.Sırf benim mi, bütünün salonun aynı duygular içinde olduğundan eminim.Bu filme mutlaka gidin.Bir sinema biletine asla dönemeyeceğiniz çocukluğunuzun en keyifli anlarını yeniden yakalayın. Bir Cüneyt Arkın sahnesi var ki bayıldım,bayılacaksınız.Ellerine,yüreğine
sağlık Safa abi…