Yeniden merhaba sevgili tiyatro dostları,
Bir burukluk var bu gelişimde ve bir burukluk yeniden yazmaya başlayan kalemimde. Bir incinme, hayıflanma ve belki de karamsarlık. Adını siz koyun bu kez, bana söyletmeyin n’olur !
Yeni tiyatro sezonunun katacaklarını düşünmek isterken, götürdüklerine/götüreceklerine saplandım kaldım. Böyle başlamak istemezdim, en az sizin istemeyeceğiniz kadar. Ama başladım affınıza sığınarak. Neyleyim !
Hani hep diyoruz ya “ tiyatro “ umuttur diye !
Ama umuttur insan’a karamsarlığını unutturan öyle değil mi ? Gerçekleşmeyen düşlerin ışığıdır ve yalınayak kalınan gecelerde ki yalnızlıkları kucaklayan huzurdur. Kimbilir belki de işitilmeyen çığlıklarımızdır.
Ve umuttur geleceğimizi hep canlı kılan gerçeğimiz.
Bir kez daha burukluğumun çehresine umudun serinliğini serpiştirerek devam etmek istiyorum yeni sezona dair paylaşımlarıma.
Hepinizin bildiği üzere " AKM " sorunu hala muallakta. Yeni hükümetin çiçeği burnunda Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay suskun ve biraz da önce ki bakan’ın aksine tedirgin. Net söylemlerden uzak bir politikanın kıskacında usul usul sızmakta ya da usülünce zerk etmekte düşüncesini. Yargıdan uzak, sükunetle bekliyoruz AKM’nin ahvalini. Eh, biraz da korkuyoruz. Çünkü; önümüzde kesinleşmiş bir yıkım kararı var. Muhsin Ertuğrul sahnesi yıkılıyor, yerine “ Harbiye kongre vadisi “ inşa ediliyor. Siz ne dersiniz bu işe sevgili dostlar, korkumda haklı sayılmaz mıyım ?Ama korkularım bunlarla sınırlı değil, dahası var...
Anayasanın 64.maddesi der ki;
“Devlet sanat faaliyetlerini ve sanatçıyı korur.Sanat eserlerinin ve sanatçının korunması,değerlendirilmesi ve sanat sevgisinin yayılması için gereken tedbirleri alır.”
Anayasa bunu diyor; lakin şimdi ki gündem bunun aksini iddia ediyor. Hazırlanmakta olan anayasa taslağının 64.maddesini kaldırmak istiyorlar. Yıktıkları, yok ettikleri ve bu uğurda mücadele verdikleri sanat karşıtı tutumlarına en büyük darbeyi indirmek istiyorlar.
Bunları neden mi yapıyorlar ?
Biliyorlar ki “ sanat “ toplumsal düşünceyi geliştiren en büyük etkendir. Körelmiş ve pas tutmuş zihinlere ivme kazandıran unsurdur. Haksızlığa boyun eğmeyen düşünceyi öğütleyen ve insan’ı üst insan sınıfına taşıyan tek kansız eylemdir. İnsan olgusunu en değerli kılacak metodu bulma arayışıdır. Daha sağlıklı bireylerin yetişmesine ön ayak olan fikirdir, bilgidir, inançtır...
Biliyorlar ki “ sanat ” adil olanın yanındadır. Söyleyecek sözleri olup ta; susturulanların ağzıdır, dilidir. Yutkunmalarına fırsat vermeyen cesarettir. Başı dik adaletin peşinde koşan ve başı dik düşünceyi kazandırmaya çalışan koşuculardır.
Biliyorlar ki; kurguladıkları politikaların önüne geçebilecek ve onları bu uğurda mağlup edecek tek çoğunluktur. Gece uykularını kaçıran ve karabasan gibi çöreklenen, bitmek tükenmek bilmeyen korkularıdır.
Ve sevgili dostlar,
Bu korkuları bitmez, bitmeyecek ve bitmemeli. Yazımın başında belirttiğim gibi her zaman için “ tiyatro ” umuttur. Sanat’ın en etkin kolu “ tiyatro ” olduğu sürece o ışık daima parlayacaktır.
Son replik olarak ve onlara inat söyleyelim mi kendi gerçeğimizi;
Seviyorsak, utanmayalım.
Özlüyorsak, sakınmayalım.
Biliyorsak , gizlemeyelim.
İnanıyorsak, yenilmeyelim.
Ve madem ki var diyoruz içimizde bir insan; o zaman salıverelim yaşam’ın sahnesine dillendirsin bizi, seslendirsin doğrumuzu.
Saygı ile,
sonreplik77@hotmail.com
|