“Kız en güzel, en hafif giysisini giymiş, oğlan renkli bi dünya boyamış, kapkara kapılar… Sormuşlar onlara” ayıp olmaz mı? Bu işler bu kadar kolay mı?”
Son 1 yıldır en çok sevdiğim şarkı bu hiç şüphesiz… Son bir yıldır… Çünkü Mor ve Ötesi’nin Büyük Düşler’ i geçen yaz çıktı…
Büyük kitlelerce tanınmaları “Dünya yalan söylüyor” albümleriyle olmuştu. Dillere pelesenk olan Cambaz, akılda kalan melodisiyle herkesin telefonundaki yerini aldı. Ardından bir Fikret Kızılok şarkısı “Sevda çiçeği” klibi geldi… Mor ve Ötesi bununla da yetinmedi, bir çoğumuzun çok sevdiği bir Çağan Irmak filmi “Mustafa Hakında her şey”’in film müziği olan “Bir derdim var”ı da bu albüme koydu, klibini de çekti… Meyve veren ağaç taşlanırdı elbette… Bazıları onları Cambaz’ da dedikleri “iki gözüm kadar eminim sen yoksun” sözüyle Tanrı’ya inanmamakla suçladı… Bazıları da o kadar aşıktı ki çektiği aşk acısı dolayısıyla uzaktaki sevgiliye söyledi bu sözleri… Halbuki herkes istediğini anlasa da bu şarkılar aslında biraz politik şarkılardı…
Gönülleri fetheden bu albümün ardından herkes bir sonrakini bekledi… Çok geçmeden büyük düşler gören grup yeni albümlerinin ilk klibini “Şirket” e çektiler… Bir çoğumuzun şirkette en çok söylediği bu şarkının albümü de merak edildi tabii… Bir derdim var tadında bir şarkı var mı diye merak eden herkes albümü edindi... Mor ve Ötesi yine özüne dönmüştü… Yalnız Şarkı, 23, Balıklar, Bazen tarzı şarkılar vardı bu albümde… Büyük Düşler, Küçük Sevgilim, Parti, Çocuklar ve Hayvanlar, (tabii ki )Ayıp olmaz mı? ve Şirket in olduğu albümde “Kış geliyor” yılın en iyi şarkısı ödülünü aldı.
Hayranları Mor ve Ötesinin tekrar kendilerine kaldığını düşünerek sevindi, yeni hayranlardan bazıları da artık fanatik kıvamına gelmişti… Artık konserler daha fazla doluyor, biletler daha pahalıya satılıyordu. Mor ve ötesi gittikçe büyüyordu…
Ben de bu muhteşem konserlerden birindeydim geçen hafta. Ghetto ‘da verilen akustik konserde en öndeki yerimi aldım. Bu kaçıncı konserleri gittiğim, bilmiyorum. Ama hayatımın en unutulmaz anları arasındaydı… Bir hayranın en büyük hayali sanatçıyla tanışmaktır ya, biz mor ve ötesiyle gerçekte tanışmasak da eskiden tanışıyor gibiydik… Sadece onlar benim adımı bilmiyordu. O gece adımı öğrendiler, ayaküstü sohbet ettik, sonraki konserlerde direkt kulise gitme hakkını (onların deyimiyle tabii ki) elde ettim.
Rüya gibi bir gecenin ardından da süper insanlar olduğuna kanaat getirdiğim sevgili Can Sertoğlu’na, Harun’a, Keremlere, Burak’ a teşekkürü bir borç biliyorum.
funda
|