IKSV

Türkiye Bülbülü

  Reyhan YILDIZ - 08.02.2007 - 15:07


Müsabakaya giren amatör hanımlar eserleri paravana arkasından seslendirmek istemişlerdi.

SAFİYE AYLA’YI KİTLELERE TANITAN YARIŞMA : TÜRKİYE BÜLBÜLÜ

Cumhuriyetin ilk yıllarında, kadınların toplumsal yaşamda yer almalarını teşvik etmek amacıyla düşünülen etkinliklere düzenlenen yarışmalar da dahildi. İlk güzellik kraliçesi de, ilk ses kraliçesi de, “Türkiye Bülbülü” de o yarışmalarda seçildi. Bahsi geçen yarışmalar o dönem için “iktidarın yayın organı” denilebilecek Cumhuriyet gazetesinin öncülüğünde düzenleniyor, yeni hedefler gösterilerek yakın bir zamana kadar kafesler arkasında yaşamış olan Türk kadınına cesaret aşılanmaya çalışılıyordu.
Gazete için bir başka hedef te tiraj kazanmaktı. Zira yeni alfabeye geçişle birlikte diğer bütün gazetelerle birlikte Cumhuriyet’in de tirajı düşmüş, bu da gazete yönetimini okurun ilgisini çekecek kampanyalara yöneltmişti. Cumhuriyet, Türk basınında ilk defa yayınladığı hediye kuponlarıyla ( ertesi yıl da ucuzluk kuponları yayınlayacaktı ) ilk promosyonu yapıyordu. Gazete yönetimi, düzenlediği güzellik yarışmasını 1929 tarihinde
‘Türkiye’nin en güzel kadını kimdir ‘manşetiyle okurlarına duyurmuş, gün gün yarışmacıların fotoğraflarını kuponlar halinde yayınlamış, okurlardan bu kuponları kesmelerini istemiş, fotoğrafların yayınlanması tamamlandığında finalistlerin okurların oylarıyla seçileceğini ilan etmiş ve eklemişti : “Oy yollayanlar arasında çekilen kura ile şanslı okurlara çeşitli hediyeler verilecek.”
Feriha Tevfik Hanım’ın Türkiye güzeli seçildiği yarışmanın gördüğü ilgi ve tiraja etkisi üzerine Cumhuriyet, döneminin Popstar’ı olarak adlandırılabilecek ‘Güzel Ses Yarışması’ düzenlemişti. 1930 yılında Batı musikisi alanında düzenlenen ve 36 genç kadının katıldığı yarışmanın galibi Hudadat Şakir Hanım olmuştu. Yarışma ilanlarında da belirtildiği üzere, Hudadat Şakir Hanım Fransa’nın Nis kentinde düzenlenen uluslararası yarışmada Türkiye’yi temsil etti, 16 ülkenin katıldığı yarışmada 6. olma başarısını gösterdi. Gazetenin 11 Aralık 1930 günü okurlarına Hudadat Şakir Hanım’ın Nis’te “ Fransız gazetecileriyle Fransızca, İngiliz – Amerikan gazetecileriyle İngilizce, Alman gazetecilerle Almanca görüşerek münevver Türk kadınlığının yüksek mevkiini ve terbiyesini gösterdiğini “ müjdelemesi; amaçlananın tıpkı güzellik yarışmasında olduğu gibi, daha çok “ dışarıya” mesaj vermek, Batılı devletlere Cumhuriyeti ve modern Türk kadınını tanıtmak olduğunu gösteriyordu.

Türkiye Bülbülü Yarışması

Cumhuriyet, yarışmaların okurlar arasında gördüğü ilgi üzerine bu kez Şark musikisi dalında tertip edilecek bir yarışmayı
Türkiye Bülbülü – Güzel sesli hanımlar, müsabaka için şimdiden hazırlanınız.
(Cumhuriyet, 12,12,1930 ) haberiyle duyurdu.
Gazete “Güzel Ses Müsabakası Batı musikisi üzerinden düzenlendiği için Alaturka musiki eğitimi almış hanımların yarışmaya iştirak edemediklerini, yarışmadan sonra yüzlerce hanımın teganni dersi almak için konservatuara baş vurduğunu” yazıyor, Hudadat Şakir Hanım örnek gösterilerek, “Yeni yarışmada derece alan hanımların Türkiye’de ve Avrupa ülkelerinde tanınma fırsatını yakalayacakları “ nı açıklıyordu. 14 Aralık 1930 günü Cumhuriyet, “ Birinci olan yarışmacının yanısıra, 2. ve 3. seçilenlerin de mükafatlandırılacaklarını “ duyurdu.
Hanımları Türk Musikisine teşvik etmek ve yeni sesler kazandırmak için düzenlenen yarışmada birinciye 150 lira nakit para ödülü, ikinciye 175 lira değerinde büyük dolaplı bir Kolombiya gramofonu, üçüncüye de 75 lira değerinde son sistem portatif Kolombiya gramofonu hediye edilecekti.
“Türkiye Bülbülü” yarışmasına katılma koşulları ; “ Türkiye tebasından olmak, sesi güzel ve az çok musikiye vakıf olmak” tı. “ Amatör veya profesyonel, evli veya evlenmemiş her hanımın müsabakaya girebileceği, her müsabıkın kendi intihap edeceği her hangi iki eseri okuyacağı, herkesin istediği sazla beraber terennüm etmek salahiyetini haiz olduğu, isteyenin sazsız da okuyabileceği ” duyuruldu. Yarışmacılar, kendilerine refakat edecek sazendeyi beraber getirmekte serbestti. Mamafi, hakem heyeti sazendesi olmayan müsabıklara refakat edecek birkaç sazende intihap edecekti. Zamanın tanınmış müzik otoritelerinden kurulmuş olan yarışmanın hakem heyetinde Ali Rıfat Bey ( Heyet Başkanı ), Konservatuvar Müdürü Yusuf Ziya Bey, Konservatuvardan Reşat, Kemal Niyazi, Tanburi Dürrü, Sedat, Hafız Kemal Beylerle; musiki üstadlarımızdan Rauf Yekta, Zekaizade Ahmet Efendi, Abdülbaki, Hüseyin Sadettin, Hakkı Süha, Muallim Kazım, Abdülkadir, Hamit Hüsnü, Mesut Cemil, Tanburi Refik, Refik Münir, Lem’i, Ruşen, Udi Fahri, Santuri Ziya, Kaptanzade Ali Rıza Beyler, Peyami Safa, Leon Hanciyan, Kirkor Çulhayan, İsak Elgazi Efendilerle Blumenthal Biraderler yer alıyordu. Madam Fahri B. Heyetin biricik kadın üyesiydi.
Yarışma kayıtları 14 Aralık 1930’da başladı. Adaylar bizzat gazete idaresine gelerek, posta yoluyla ve telefonla kayıt yaptırabiliyorlardı. Birkaç gün sonra, Bunla Biraderler şirketi birinciye 200 lira değerinde bir radyo hediye edeceğini duyurdu. ( Bu radyo, Beyoğlu Tünel meydanında Mösyö D. S. Angelidi’nin mağazasında halka tanıtıldı. ) Kolombiya şirketi de dereceye giren hanımların seslerini plağa almayı teklif etti.
Üç aşamada yapılan yarışmanın 6 Şubat günü Glorya Sineması’nda yapılan ilk elemesinde 69 yarışmacı arasında özellikle iki kadın sesleriyle dikkatleri çekiyordu : Safiye Hanım ( Ayla ) ve Hikmet Rıza Hanım. Dikkati çeken bir diğer husus da bazı hanımların isimlerini vermeyip rümuz kullanmaları, kendilerini listeye S.L. Hanım, F.H. Hanım, S. H. Hanım, F. Hanım, N.T. Hanım, A.H. Hanım, F.M. Hanım şeklinde yazdırmalarıydı.
“ Üsküdar’da Selma “ ve “ Nişantaşı’nda Nevber “ şeklinde isimlerini kaydettiren iki yarışmacı da vardı. Açık isim verenler arasında Hikmet Rıza Hanım’ın dışında Hayriye Abdi, Leman Ekrem ve Saadet Münir Hanımlar da evli yarışmacılardı. ( Bu satırlardan da anlaşılacağı gibi o yıllarda evli hanımların isimlerinin yanına eşlerinin adları ekleniyordu. )

Türkiye Bülbülü ünvanı kimseye verilmedi

8 Şubat’ta yine Glorya Sineması’nda yapılan ikinci elemenin sonucunda en fazla oy alan dokuz kişi ön elemeyi geçerek finale katılmaya hak kazandı: Müşerref, Nedime, Hikmet Rıza, Safiye, Mahmure, Saadet, Safinaz, Nefise ve Hatice Hanımlar.
Final biletleri Glorya Sineması’nda satışa çıktı. Ve 13 Şubat’ta Türkiye Bülbülü yarışmasının finali yapıldı. Halkın büyük ilgi gösterdiği yarışmada finalistler kendi seçtikleri üçer şarkıyı seslendirdi. 19 kişilik jüri heyetinin yaptığı değerlendirme sonucu ; Hikmet Rıza H. 174, Safiye H. 170, Hatice H. 169, Nedime H. 145, Nefise H. 143, Mahmure H. 139, Safinaz H. 138, Saadet H. 134, Müşerref H. 123 puan aldılar.
Türkiye Bülbülü unvanı kimseye verilemedi
Hikmet Rıza H. ikinci, Safiye H. üçüncü, Hatice H. dördüncü oldular. (Cumhuriyet, 14 Şubat 1931 )
Jüri dereceye giren hanımların “Türkiye Bülbülü” unvanını taşıyacak güçte olmadıklarına karar verdiğinden, birincilik kimseye verilmediği gibi, ileride yapılacak yarışmalara katılacak hanımların musiki eğitimi alıp klasik tarzda eserler seslendirmeleri istendi.
O güne kadar bir kaç plak doldurmuş ve İstanbul Telsiz radyosunda görev almış ise de, halk Hikmet Rıza Hanım’ı bu yarışmadan sonra tanıdı. Hayatının dönüm noktası olan bu yarışmadan sonra yıllarca “Türkiye Ses Kraliçesi” olarak anıldı.
15 Şubat’ta Cumhuriyet’te; “yarışmaya müracaat eden altmış dokuz hanım içinde sadece otuz yedi yarışmacının elemelerde sahneye çıktığı” yazıyor, bu durum “daha önce şöhret kazanan yarışmacıların kaybetme endişesi taşıdıkları için yarışmaya girmemeleri“ yle açıklanıyordu. Müsabakaya giren amatör hanımlar eserleri paravana arkasından seslendirmek istemişlerdi, “ Türk kadınını tanıtmak amacıyla yapılan bu yarışmada kafes uygulamasına şiddetle karşı çıkılmıştı.”
Yarışmacıların şarkılarını ut, keman, kanun, piyano ile seslendirmeleri ve Türk sazı olan tanburun yarışmada rağbet görmemesi de şaşkınlıkla karşılanmıştı.
Cenap Şahabettin, ‘İstanbul Bülbülü’ adlı makalesinde yarışmacıları “hüzünlü şarkılar seçip yarışmaya matem havası verdikleri” için eleştiriyordu. Cenap Şahabettin’e göre yarışmacılar ‘ahenkli’ parçalar seslendirmiş olsalardı Türkiye Bülbülü ünvanını alacak birçok kişi çıkabilirdi.
Yarışmadan birkaç hafta sonra Safiye, Hatice ve Mahmure Hanımlar Mulen Ruj’da sahne almaya başladılar. Yarışma sponsoru Kolombiya plak şirketi derece alan hanımların plaklarını çıkardı. Yarışmadan iki hafta sonra Cumhuriyet gazetesinde çıkan ilanda Hikmet Rıza Hanımın “Harput Mayası” adlı halk şarkısı ile hocası Kaptanizade Ali Rıza Bey’in Leyl Olur şarkısını okuduğu plağın satışa sunulduğu duyuruluyordu.
Yarışmaya katıldığı sırada evli olan Hikmet Rıza Hanım (eşi daha sonra Sesör soyadını aldı.), eşi Rıza Bey’in memuriyeti dolayısıyla Türkiye’nin çeşitli illerinde bulunmak durumunda kaldı, bu da onu sahne hayatından ve musikiden uzaklaştırdı. Böylece Türkiye Bülbülü yarışından asıl galip çıkan, yarışmada üçüncülüğe layık görülen Safiye H. (Ayla) oldu.


reyhany@cnnturk.com.tr








Yorumlar   



Reyhan YILDIZ - Yazarın Diğer Yazıları   





 
    Köşe Yazıları

    Anasayfa
    Haberler
    Kültür Sanat
    Sinema - Tv
    Kitap - Dergi
    Müzik - Konser
    Tiyatro
    Tiyatro Tarihi
    Oyun Tekstleri
    Çocuk Oyunları
    Lirik Tiyatro
    Köşe Yazıları
    Röportajlar
    Tiyatro Toplulukları
    Sahneler - Salonlar
    Ajanslar - Firmalar
    Linkler
    Site Haritası
    İletişim
    Forum
    Üye Ol
    Cast Üyelik

   TV İzlenme Oranları
TV İzlenme İstatistikleri 11.05.2008

1 VAR MISIN YOK MUS
1 VAR MISIN YOK MUS
2 SIRADISI
2 TATLI CADI
3 TATLI CADI
3 BENIM ANNEM BIR M
4 BENIM ANNEM BIR M
4 POPSTAR ALATURKA
5 SHOW TV ANA HABER
5 BENIM ANNEM BIR M

   Faruk KARAÇAY
 Faruk KARAÇAY - Yıkımlar İçin

   Anket
En İyi Haber Kanalı Sizce Hangisi

  CNN TÜRK
  NTV
  SKY TÜRK
  HABER TÜRK
  KANAL TÜRK



Anasayfa | Bize Katılın | Şifremi Unuttum | Linkler | Site Haritası | İletişim