4.MURAT
Merhaba dostlar, MERHABA;
Hayat bütün ağırlığı, bütün haşmeti, acıları, mutlulukları, sevinçleri, aşkları, nefretleri, umutları ile birlikte sürükleyip götürüyor bizi bildik bir bilinmeze. Evet dostlar, hayat HER ŞEYE RAĞMEN akıp gidiyor... Ne demiş Shakespeare, Hayat bir oyun sahnesidir, hepimiz de birer oyuncuyuz. . Bildik bir bilinmeze doludizgin giderken Her yıl olduğu gibi bu yıl da bir ekimde ödenekli tiyatrolar, yani Şehir ve Devlet Tiyatroları PERDE dedi. Benim için çok kutsal olan tiyatro sanatı, bu yıl da tıpkı yüzyıllardır olduğu gibi yeni dünyalara o büyülü kapısını açtı. Sevenini de, sevmeyenini de kucaklamak için kollarını açmış sizleri bekliyor tiyatro.
Bizler de 4. Murat oyunumuza bir ekimde Ümraniye Kerem Yılmazer Sahnesi nde başladık dostlar. Evet, 4. Murat adlı çocuğumuzu huzurlarınıza çıkardık.Üç aya yakın hummalı bir çalışma dönemi geçirdik yaz sonuna doğru 4. Murat ekibi olarak. Provalara kışın ortasında başladık, İstanbul u kar bastı, yollar kapandı, bizim provalar her şeye rağmen sürdü. Hatta Topkapı Sarayı ziyaretimizde bir Japon turistler vardı, bir de 4. Murat ekibi. Şaka bir yana çok zor bir dönemdi. İnanın bana yıllar önce Tolstoy un Savaş ve Barış adlı oyununda bu derece zorlandığımı hatırlıyorum.
Oyunda özellikle ikinci perde, hızla despodlaşıyor 4. Murat. Haklı durumunu haksız duruma sokuyor girdiği psikolojik girdaptan dolayı. Tabii hastalığının gittikce onu zorlamasının da etkisi var dostlar. İtiraf etmeliyim ki bu ağır rolü çalışırken çok yoruldum ve çok zorlandım.
Çocuk yaşta tahta çıkan bir padişah 4. Murat. Şehzade iken ÖLÜM korkusu içinde geçen yıllar. Düşüne biliyor musunuz kaldığı odanın kapısı her açıldığında ölüm korkusunu bütün bedeninde hissetmiş Osmanlı nın diğer bütün şehzadeleri gibi. Evet dostlar kapı açılıyor, Acaba beni öldürecekler mi? diye düşünürken, yemek gelmiş. Kapı açılıyor, Eyvah diyor, annesi gelmiş; kapı açılıyor, ziyarete biri gelmiş. Bu ölüm korkusu içinde yaşayan küçücük bir çocuğun psikolojisini düşünün. Ve bir gün kapı açılıyor, herkes önünde eğiliyor PADİŞAH oldunuz diyorlar. Gösterdiği yer yeniden VAR oluyor, ya da isterse YOK oluyor. Yarı Tanrı gibi nerdeyse... Çocuk yaşta tahta çıktığı için annesi Kösem Sultan ın - ki kösem Sultan ı usta oyuncularımızdan Aliye Uzunatağan oynuyor, uydusu olmuş 4. Murat. Yanından hiç ayırmadığı, nerde ise babası yerine koyduğu, akıl hocası gibi olan Nef i olmasa - ki bu rolü de yine ustalarımızdan Doğan Bavli ağabeyimiz oynuyor. Annesi Kösem Sultan ın iktidar hırsı, sarayda tek kadın olma hedefi 4. Murat üstünde büyük bir baskı kurmasını sağlıyor. Size garip gelebilir ama sofralar kurdutturuyor Kösem Sultan 4. Murat için ve genç oğlanlarla beraber olmasını sağlıyor. Bizim 4. Murat yirmili yaşlara geldiğinde yeni yeni padişah olduğunu anlamaya başlıyor. Osmanlı büyük bir kargaşa içinde, eşkiya evleri basıyor, çocuklar öldürülüyor, kadınlara her türlü işkence yapılıyor, mahalle mahalle İstanbul haraca kesilmiş durumda, yetmezmiş gibi zorbalar sarayı bile basıyorlar, 4. Murat a isteklerini bir bir sıralayıp, Şeyhülislam ve sadrazam Topal Recep Paşa nın padişahın isteklerini yapacağına dair da kefilliğini kabul edip, 4. Murat ın AND İÇMESİNİ istiyorlar. Oyunda görmüyoruz ama gerçekte, Kardeşlerini öldürttüğünü. öne sürdüklerinde oldukca korkan ve tedirgin olan 4. Murat kardeşlerinin sağ olduğunu kanıtlamak için bu zorbalara kardeşlerini gösteriyor. Sonra da inançlı bir şekilde Bundan böyle düzensizliğe izin vermeyeceğime, kargaşanın bir daha uyanmasına göz yummayacağıma, AND İÇERİM. diye and içiyor ve o günden itibaren Nef inin de 4. Murat ı uyandırmasıyla, herkesi kendi iktidarına inandırmaya başlıyor ve bunu da yaptıkları ile başarıyor. İlk önce kendisine bütün kötülükleri hazırlayan Recep Paşa yı- ki bu rolü de büyük bir ustalıkla oynayan, yine usta bir oyuncumuz Salih Sarıkaya canlandırıyor, huzuruna çağırıyor, o güne kadar yaptıklarının bütün hıncını alıyor Recep Paşa dan, Cellat Kara Ali ve Bostancıbaşı ile ölüme yolluyor Recep Paşa yı, sonra da çığırtkanları İstanbul a yayıp halkı, aydınları ve askerleri büyük bir toplantıya çağırıyor. Bizim yorumumuza göre, nerde ise dini kullanarak hizaya getiriyor hepsini. Bağdat seferine çıkacağını askerine, halkına ve aydınlarına müjdeliyor. Bu sahnede aydınlarına şöyle sesleniyor 4. Murat SİZ AYDIN KİŞİLER, HALKIMI UYARMASI GEREKENLER, ÇIKARLARINIZA DOKUNULMADIKCA KENDİNİZİ ORTAYA KOYDUNUZ MU? SESİNİZİ HALK ADINA YÜKSELTTİNİZ Mİ ŞİMDİYE DEK? SUÇLAMIYORUM, DERTLEŞİYORUM SADECE. . Günümüze ne kadar yakın sözler değil mi dostlar. Kıyafet değiştirdiğinde kendini Kumkapılı Kelleci Murat olarak tanıtan ve nerde ise Kumkapılı Kelleci Murat ile 4. Murat arasında kalan bu büyük Osmanlı padişahın hayatını ibretle izlemeye davet ediyorum sizi.
Oyunumuzu usta yönetmenlerimizden Engin Uludağ hocamız yönetti. Sanırım kendisinin de beklemediği bir başarı elde etti oyun. Bizlere öğrettiğiniz ve öğreteceğiniz her şey için tekrar teşekkür ederim hocam. Cem Sultan da, Askerliğim oyununda ve şimdi de 4. Murat da birlikte olduk. Nice oyunlarda birlikte olmak dileği ile. Yine usta dekor tasarımcılarımızdan Atıl Yakut ustamız da dekorumuzu sahneye taşıdı. Gerçekten çok etkili ve oyuna hizmet eden bir dekor var sahnede. İddia ediyorum gözlerinizin pası silinecek oyunu izlerken. Sizi alıp eski İstanbul a götürecek, oyunun içine rahatca girmenizi sağlayacak bir usta işi dekor tasarımı. Emeğine sağlık Atıl ağabey diyorum. Eeeee bu dekorun içini tamamlayan önemli bir unsur da kostümlerimiz tabii ki. Kostümlerimizi büyük bir emek ve özveri ile yine usta işi bir çalışma ile sahneye Nilgün Gürkan taşıyor. Kostümlerin o güzelim dekor içinde nasıl etkili ve çarpıcı durduğunu inanın ancak fotoğraflar elime geçtiğinde gördüm. Nice başarılı çalışmalarda görüşmek üzere Nilgün ablacığım. Tabii yardımcısı sevgili Onur Uğurlu nun özverisini ve titiz çalışmasını da unutmamak lazım.
Bütün bu görsel güzellikleri yine çarpıcı, çarpıcı olduğu kadar anlamlı kılan görselliği ışık tasarımcımız Özcan Çelik siz seyircilerimizin gözleri önünde nerde ise yeniden var ediyor. Tam bu noktada değerli kardeşim Can Doğan dan bahsetmek istiyorum. Adeta bir tiyatro aşığı olan Can kardeşimiz, oyunumuzda perde arkasındaki önemli kahramanlardan biri. Değerli hocamız Engin Uludağ a , biz oyunculara, dekora, kostüme, özellikle de ışığa büyük destek verdi Can. Sana da sonsuz teşekkürler sevgili Can. Müziklerimizi de daha önce birçok kez çalıştığım sevgili Selim Atakan yaptı. Oyunun ruhunu ne derece etkili bir şekilde aktardığını, biz oyunculara sahne üstünde nasıl yardımcı olduğunu izleyenleriniz görmüştür, izleyecek olanlarınız da görecektir. Tabii onun bu güzelim müziklerini ve efektlere sahnede can veren Feridun Ergün kardeşimizi de unutmamalıyız. Nerde ise oyunu bizimle oynayarak sahneye taşıyor efekt ve müzikleri . Sana da sonsuz teşekkürler Feriduncuğum.
Burda bir tiyatro emekçisine ayrı bir parantez açmak istiyorum. Şapkalarımızı adeta tarihten fırlamış gibi büyük bir emek , büyük bir özveri ve göz nuru ile gerçekleştiren sevgili NİLGÜN KURAL dan bahsetmek istiyorum. Şehir Tiyatroları nda sahnelerde gördüğünüz bütün şapkaları Nilgün abla yapar. Tiyatro sevdalısı ablamız, 4. Murat oyununda da kostümleri ve dekoru tamamlayan bir çalışma gerçekleştirdi. Sevgi ve göz nuru ile çalıştığı net bir şekilde gözüküyor. Tiyatroda çok az yetişen Nilgün Kural ablamız gibi yeteneklere daha çok değer vermeliyiz düşüncesindeyim. Böyle ustalar da kolay kolay yetişmiyor. Bence bir an önce inandığı bir insana el verme imkanı ona tanınarak, kendi gibi bir usta yetiştirmesi sağlanmalıdır. Emeğine, gözünün nuruna sağlık Nilgün ablacığım. Nice oyunlarda birlikte olmak dileği ile...
Tiyatrolarda ne yazık pek hatırlanmayan bir birim de kuaförlerdir. 4. Murat oyununda sevgili Kamber Damar ağabeyimiz, bizlerle çok yakından ilgilendi. Özellikle benim 4. Murat oyununda taktığım sakal ne kadar gerçekçi duruyor değil mi? Uzun süredir beni görmeyen arkadaşlarım Ne zaman sakal bıraktı acaba? diye düşünmeden duramamışlar beni sahnede izlerken. Oysa bu gerçekçi sakalları bizlere emek vererek kazandıran sevgili Kamber ağabeye ve arkadaşlarına sonsuz teşekkürlerimi sunarım. Onlar görünmez kahramanlar olarak sahneye ne kadar büyük emek verdikleri, taktir edilecek bir hizmet dostlar. Onlara da sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.
Eeeee her işte olduğu gibi, sizler oyunu seyrederken arkada saniyelerle boğuşan teknik ekibimizden söz etmeden geçemeyeceğim. Hepsi de o kadar değerli insanlar ki, bizler sahnede rahat hareket ediyorsak, inanın bana arkadaki teknik ekibimiz sayesindedir. Hepinize de sonsuz teşekkürler. Daha çok oyunda birlikte olacağız.
Bizlere bütün bu olanağı sağlayan tabii ki, İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ ŞEHİR TİYATROLARI. Aslolan tiyatromuzdur. 4. Murat gibi büyük prodüksiyonları sahneye taşıyarak tiyatro dünyası adına çok önemli bir görevi üstleniyor Şehir Tiyatroları. Özellikle önemli değerlerimizi hızla yitirdiğimiz böyle bir dönemde, bir ibret dersi gibi 4. Murat oyununu sahneye taşımak çok önemli bir atılım. Evet dostlar, yeni yetişecek olan nesillere tiyatroyu sevdirmek için büyük klasikleri sahneye taşımalıyız diye düşünüyorum. Televizyondaki yarışma programları ve dizi filmler ne yazık ki bizleri kolaycılığa alıştırıyor. Bundan dolayı da Genel Sanat Yönetmenimiz Sayın Mazlum Kiper e, yardımcıları Sayın Rıdvan Çelebi ve Sayın Aziz Sarvan a da huzurlarınızda teşekkür ederim.
OYUNCU
Oyun bitmiş...
Alkışlar kulağında selam veriyor.
Seyirciler üçer beşer yerlerini terk etmişken, kapanan perde o asil haliyle tekrar açılıyor.
Işığın altında, sahnenin tam ortasında henüz selamından doğrulmamış oyuncu...
Ona baktığınızın farkında, eğik başını kaldırıyor.
Doğrulurken, oyundaki maskesini usulca çıkarıyor yüzünden.
Gülümsüyor.
Spotlara şöyle bir bakıp sahnenin önüne ilerliyor, en uca, kalbinizin tahtına oturuyor...
Tekrar selamlıyor sizi, gururla...
Tekrar o tanıdık sesini duyuyoruz sanki, bizim hayalimizdeki sahnede.
Kah gülüyor,kah ağlıyor,yüreğinize yazdığı yazıda...
Zamanı gelince tekrar dönüyor yerine.
Bir ışık topu gibi, sahnenin ucundan yine ortasına kayıyor, görevini yapmış bir kahraman gibi.
Adeta ibadetini yapmış bir huzur bedeninde...
Sonra yavaş, yavaş kapanıyor perde...
Perde kapandıktan sonra da, çıkıyor o kutsal mabedin kapısından...
Tekrar kendi hayatındaki oyununa dönüyor...
Kendi maskesini takıp...
Yazan: Hüseyin Köroğlu
Umarım toplum olarak GERÇEK SANATÇILARIN değerini bir gün anlarız... Dostlukla...
Hüseyin Köroğlu
Kuvvetine güvenerek zayıfları hor görenin kuvveti başına bela olur.
Hint Atasözü
4. Murat oyunu 19 ekim çarşambadan itibaren Harbiye Muhsin Ertuğrul sahnesinde...
|