Sıradan bir iş çıkışında ben ve tiyatro.net’in fıstık yazarlarından Funda Arzoğulları, saçımızı kestirmeyi kafamıza koymuş, arıca bu iş için de çoktaaaan yola koyulmuştuk. O gün benim yine bir şapka alma krizim tuttuğu için servisten erken inip mağazaları, dükkânları geze geze kuaföre doğru yürümekteydik. Sakin ve güzel bir İstanbul akşamında az sonra göreceklerimizden habersiz bir pasajın içine girmiştik.
DURUN YAPMAYIN BEN MASUMUM
Pasajda dükkanlara baka baka ilerlerlerken karşımızda 8-9 yaşlarında, 5-6 tane erkek çocuğu beliriverdi. Hepsinin ellerinde plastik tabanca ya da kocaman oyuncak tüfekler vardı. İkimizde birbirimize baktık, öylece şaşırdık kaldık. Çocuklar da oyun oynuyorlar ya sözde. Ellerindeki oyuncak silahlarla etrafı taramaya, dükkânlara ateş etmeye başladılar. Bunları yaparken de ağızlarıyla silah efekti yapmayı da ihmal etmiyorlardı. Ve derken silahlar birden bize yöneldi. Fundayı da, beni de ellerindeki oyuncak silahlardan gürültülü sesler çıkarak vurdular. Aslında pasajdaki tek canlı biz kalmıştık. Biraz acele etsek polisi çağırabilir, hatta diğer yaralıları da hemen hastaneye yetiştirebilirdik. Aman neler düşünüyorduk biz. Onların bu iğrenç oyunu bizi öyle şaşırtmıştı ki sonunda hem lise, hem de üniversite sıralarını birlikte paylaştığım Funda’yla birlikte kafayı yemiştik.
TOPACIN, HİKÂYE KİTAPLARININ, YAPBOZLARIN SUYU MU ÇIKTI ÇOCUĞUM ?
Funda ve ben pasajdan çıkarken boğazımıza takılan bir şey vardı, “Küçük dillerimiz”. Çünkü şaşkınlıktan onları yutuvermiştik. Bu çocukların topları, topaçları, oyuncak trenleri yok muydu sahi? Neden böyle sokakta teröristçilik oynuyorlardı? Aslında o çocuklar ne yapsındı? Evlerindeki televizyonlar bütün gün astılı, kestili, vurdulu, kırdılı şeyler göstermiyor muydu? Çizgi filmlerde bile savaş, şiddet, silah ve ölüm vardı. Böyle ortamda büyüyen çocuklardan topaç çevirmelerini beklemek hata olurdu. Ama onların bir suçu yoktu yine de bana göre. Çünkü suç; onlara hikaye kitabı, itfaiye seti ya da tamir takımı almak yerine oyuncak silah ve taramalı tüfek alan anne ve babalarındı. Eğer onlar almadıysalar bile yine de suç onlarındı. İnsan çocuğunun seçtiği oyuncakları bence kontrol etmeliydi.
BEN BİR PERİLİ DİZİ KARŞITIYIM
Lütfen biri Türk Halkı’nı perili, büyülü dizilerden kurtarsın. Hangi kanalı açsam biri karşıma çıkıyor. Bu diziler benim çok sinirimi bozuyor. Tamam ben de bir zamanlar Sabrina izliyordum ama bizde yapılan dizilerde bir şeyler olmuyor, oturmuyor. Mesela Sabrina bir gençlik dizisiydi ve lisede üniversitede okuyan büyük ablalar izlerdi. Ama bizdeki sihirli büyülü dizilerin hedef kitlesi çocuklar. Benim tanıdığım 20-25 yaşlarındaki kimse o dizileri izlemiyor. Çocuklara izlenmesi için ya şiddet içerikli kanlı silahlı, ya da büyülü sihirli programlar konulunca ortaya da böyle garip oyunlar oynayan bir nesil çıkıyor. Söyleyin bakalım şimdi bizler çat diye çatlamalım da kimler çatlasın, neresinden tutup da düzelelim? Ortağı olmuşuz düzeneğin, kendimi boğasım var.
|