İnsanoğlunun kaçamadığı tek gerçeği yine kendisidir.
Varlığın yegane kanıtı akıl ve aklın devinimlerini saklayan merkez bilinçaltı.
Bilinçaltı öyle bir sistemle çalışır ki arşivine kaldırdığı hiçbir veriyi kaybetmez. Bütün yaşanmışlıklar ve sanrılar o merkezde dosya halinde kayıtlıdır ve yeri geldikçe kullanılır. Bütün hüner o arşivdeki verileri doğru kullanmakta. Tiyatro oyuncusu o arşivi en iyi kullanan olmakla birlikte en büyük riski alan taraf olmuştur. Çünkü oyuncu kimsenin; sahnede canlandırdığı kişiliğe bürünebilmesi ve onu gerçekçi kılabilmesi için o eylemi yaşaması gerekir. Bunu da “ bilinçaltı “ bilinç düzeyinde ki kontrollü geçişle sağlar.
Diğer bir anlatım ve paralel bir görüş daha vardır ki, o da kişinin bilinçaltıyla yüzleşme safhasıdır. Yani kişinin kendisiyle olan iç yolculuğu ve yaşanmışlıklarına dair sorgusu.
Geçtiğimiz günlerde Tiyatro Duru yapımı “ Kara Sohbet “ isimli oyuna gittim. Uzun zamandır sahnelerde olan bu oyun, insanın kendisiyle olan sorgusunu ve yüzleşme sürecini farklı bir kara mizah örneğiyle izleyiciye sunuyor. Belçikalı yazar Amelie Nothomb’un roman uyarlaması olan bu oyunun rejisini Arzu Bigat Baril yapmış.
Barcelona uçağının rötar yapmasıyla havaalanı bekleme salonunda bekleyişini sürdüren Jerome Angust ( Arif AKKAYA ) ‘un yanına Textor Texel ( Emre KINAY ) isimli bir adam bütün gizemiyle sokulur. Oldukça rahatsızlık veren davranışları ve direten ısrarı Jerome’yi çileden çıkarır. Ama Textor’un gitmeye hiç niyeti yoktur ve anlatmak istediği bir hikayesi vardır. Çocukluğunda yediği kedi mamalarını, sevmediği bir arkadaşının ölmesi için Tanrıya yakarışlarını ve 20 yaşındayken bir mezarlıkta tecavüz ettiği kız’a dair bütün yaşantısını detay ve ayrıntı atlamadan anlatmak zorundadır. Bu Textor için bir zorunluluk ve Jerome için işkence saatlerinin başlangıcıdır. Oyunun konusu kısaca böyle.
Oyun metni kara mizah örneğinin farklı bir şekliyle karşımıza çıkıyor. Dil ve olay kurgusu düş gücünün sınırlarını zorlayan vurucu repliklerle desteklenmiş ve bilinçaltı devinimleri es verilen yerlerde bile yoğun olarak varlığını hissettirmekte. VTR tekniğinin kullanılması reel akışı desteklemiş ve sahne de doyurucu mizansen zenginliğinin oluşmasında önemli rol oynamıştır. Her iki oyuncu da karakterleri derinlemesine irdelemiş, iç aksiyonla eylem zincirini dengeli devinimlerle keyifli ve seyircinin kopamayacağı hale getirmişlerdir.
Son replik olarak ;
“ Kara Sohbet “ bilinçaltıyla yüzleşmenin en iyi örneklerinden olup mutlak izlenilmesi gereken bir oyun olarak sizi beklemekte. Sorgusuz sualsiz ayakta alkışlanacak bu roman uyarlamasını bizimle buluşturan “ Tiyatro Duru “ ekibine bütün içtenliğimle teşekkür etmek isterim.