Nerden ve nasıl yorumlayacağımı kestiremediğim bir ruh haliyle, en doğaçlama kelimelerimle başlamak istiyorum “ Rumuz Goncagül “ izlenimlerime. Oyun sonrası en dingin ruh haliyle yazmaya başladım en doğaçlama kelimelerimi. Haksızlık etmekten kaçınan bir tavırla izlenimlerimi aktarmayı sorumluluk bildim.
* * *
Oktay ARAYICI’ nın yazdığı ve daha önce bir çok Tiyatro topluluğu tarafından sahneye aktarılan “ Rumuz Goncagül “ adındaki oyun bu sene İ.b.b.ş.t. repertuvarına alınmış. Taner BARLAS’ ın rejisini yaptığı ve kadının toplumdaki konumuyla, evlilik kurumunu irdeleyen bu oyun geçtiğimiz günlerde izleyiciyle buluştu.
* * *
Konu “ kadının toplumdaki yeri ve evlilik kurumu “ olunca aklıma ilk olarak son yıllardaki medya izlenimlerim geldi. Özellikle bu yarışma ve kadınların malzeme edildiği tartışma programlarının bütün tv.kanallarında, sözüm ona “ reyting “ yaptığı bir dönemde, bu oyunun sahnelenmesini oldukça yerinde buldum. Bu düşüncelerle ve güncel beklentilerle yolunu tuttum Ümraniye sahnesinin. Okumaktan keyif aldığım ve daha önce izleme fırsatı bulduğum bir oyunun farklı bir yorumunu izleyecek olmanın coşkusuyla oturdum koltuğuma.
* * *
Oyunun başlamasıyla birlikte heyecanım kayboldu ve tedirginliğim baş gösterdi. Bir şeylerin eksikliğini hissetmiştim. Oyun “ ortaoyunu ve göstermeci “ yapısına rağmen pek eğlenceli durmuyordu sahnede. Ya da ben de bir anormallik vardı. İzleyici reaksiyonunu ölçtüm; hayır onlar da hallerinden pek memnun değillerdi. Birinci perdenin sona ermesini bekledim, nihayet fuaye verildi ve ben gözlemlerime başladım. Tatmin olamayan ve salonu terk eden izleyicilerin gidişlerini izlemekle yetindim. N’olursa olsun oyun sonun dek izlenmeliydi. Özel durumlar dışında Tiyatro salonunu terketmeyi saygısızlık olarak kabul ettiğimden zoruma gitmişti.
* * *
Beklentiler ve düşüncelerle başladım ikinci perdeye. Her zaman izlemekten keyif aldığım ve takdir ettiğim usta Sezai Aydın ( Müfit Mürted ) sahnede belirdi. Beklediğim ve oyuna hareket getireceğinden emin olduğum bir tiyatro ustasıydı kendisi. Ustalığını göstermiş ve oyun tempo kazanmıştı. İzleyiciler birinci perdeye nazaran oldukça keyiflenmişlerdi. Bu memnuniyet beni de mutlu kılmış ve coşkumu tazelemişti. Oyunun akışına bırakmıştım kendimi ve baştaki düşüncelerimden sıyrılmıştım. Nihayet oyun bitmiş ve oyuncunun tek besin kaynağı olan “ alkış “ gelmişti. Oyunun başından beri gelen ilk ve son “ alkış “ anıydı.
* * *
Bir şeylerin eksikliğinden emin olduğum “ an “ bu final anıydı. Birden oyunu irdelemeye başlamıştım ve eksik olan noktaları tespit etmeye çalışıyordum. Belki de Oyuncuların performansı bu akşam düşüktü ve izleyiciye raksiyon geçmedi. Ya da tipler gerektiği kadar karikatürize edilmemişti. Ne de olsa oyun buna müsaitti. Günümüz ilişkilerine ve medyanın tutumuna göndermeler yoktu. Acaba koca arayan ve genç yaşlarında kocamış ruhların fing attığı programlara bir kaç replik iliştirilebilir miydi ? Hani evlilik kurumunun linç edildiği ve birlikteliklerin bir gecede tüketildiği o paparazzi programlarındaki afet-i hatun lara bir gönderme olamaz mıydı ? Ani bir düşünceyle sarsılmıştım. Sabahın kuşluk vakti ekranlarda görmeye alışkın olduğumuz kadın ve aile kurumunun tartışıldığı “ Kadının susturulmuş çığlıkları “ programları var ya işte onlardan bir şeylerin serpiştirilmesi uygun olur muydu diye geçirmiştim zihnimden. Saçmalamanın ötesinde, biten bir oyunun rejisine soyunmuştum. Çok hızlı düşünüyor olmam ve eksikleri bulma arayışım yormuştu beni. Artık düşünmüyordum !
* * *
Haksızlık yapmak istemiyorum. Oktay ARAYICI “ Rumuz Goncagül “ ü 1977 senesinde kaleme aldı. Oyun o haliyle de pek tabii sahneye taşınabilir. Ama irdelenen konu “ kadın ve kadının toplumdaki yeri “ olunca günümüzden örneklerle sorunun kaynağına inilebilirdi. Oyun bu tarz eklentilere açık bir oyun. Oyundan beklentim bu yöndeydi. Bu beklentim sezon sozuna dek devam edecek.
Son söz olarak;
“ Rumuz Goncagül “ üzerinde durulması ve tartışılması gereken bir oyun. Güncel olan bir sorun irdelenmekte ve bu sorun her geçen gün daha da büyümektedir. Bir an önce “ reji “ nin gözden geçirilmesi gerekli. Eğer izleyici beğenmiyorsa “ eksik bir şeyler “ var demektir. O halde sezonu daha keyifli bir “ Rumuz Goncagül “ le kapatmak için “ eksik bir şeylerin “ bir an önce giderilmesi beklentisiye diyorum.