Eğitim sistemimiz çok yavaşta olsa gelişmeye başladı denilebilir. Neden mi böyle diyorum. Çok çok önceleri yapılması gereken kişisel gelişim dersleri müfradatlara eklenmeye başladığı için, aslında bu kocaman boş bir havuzun musluklarının yeni açıldığını gösteriyor ama yinede gelişim bence.
Satranç, gitar, bale, halk oyunları, yaratıcı drama, tiyatro vb. nihayet derslerde yer almaktalar. Peki bu dersler ne kadar verim veriyor çocuklara? Bu dersler gerçek branş öğretmenleri olduğu sürece yeterli verimi verecektir kanaatindeyim. Peki gerçek branş öğretmenlerinin yerine kim giriyor derslere, "sınıf öğretmenleri". Ne kadar verim alıyor dersiniz çocuklar? Bence hiç. Aynı şey lise tiyatrolarındada geçerli. Kurulan bir kulübün oyun yönetmenliğini bir edebiyat öğretmeni yapıyor. Bir edebiyat öğretmeni sanatın bir tarafından tutuyor diye oyun yönetecek yada bu tarz konularda pay sahibi olacak anlamına gelmez. Bu sadece alanı olan kişilerin ekmeğine uzanmaktır veya haddini aşmaktır. Bununda dışında olaya sanatsal bakarsak, tiyatro bilmeyen kişilerin tiyatro öğretmeye yada yaptırmaya çalışması gereksiz bir çabalamadır. Sahneye konulan boş bir oyundan başka bir şey değildir.
Peki öğretmenlerin branşı değilse neden seçiyorlar değil mi? Nedenleri çok, bu girilen dersler aslında çoğu öğretmene ek gelir. Yapılan tek bir-iki saatlik seminerle yaratıcı drama sertifikası alıyorlar ve tescilli diyemesekte yaratıcı drama öğretmeni oluyorlar. Ek gelirlerini almaya başlıyorlar. Neden yaratıcı dramadan örnek verdin derseniz benim alanım olduğu için derim. Bu durum diğer dersler içinde geçerli.
Benim burada anlatmak istediğim başlı başına diğer emek veren kişilerin haklarının yenildiği inancında olmamdır. Bende bir öğretmen evladıyım ve bende okullarda yaratıcı drama eğitimi veren bir öğretmenim ama bu işi branşım olduğu için yapıyorum. Burada benim amacım, hiç bir okulu yada öğretmeni kötülemek değil. Sadece bu konunun öğretmenlerin açgözlülüğümü, sistemin kapanmaz açıklarından birimi olduğudur. Eğer açgözlülükse diğer insanların iş imkanlarını ve doyurması gereken ailesini dışarı atmışsınız demektir ve sırf kendiniz ve menfaatleriniz için yaşıyorsunuz demektir. Eğer sistem yırtıklarından biriyse sadece ümidimiz yamanmasını beklemek, çünkü biliyorumki yurdum insanı bir yama ne zaman yamanırsa o zaman kendini rayına oturtuyor yoksa o yamanın tüm nimetlerini kullanıyor. Bu kullanmayı yaparken de aslında çoçuklara ne kadar zarar verdiklerini sanırım bilmiyorlar.
Ama sırf böyle yapanlar yok birçok kurum işi erbabına bırakıyor ve haddini biliyor. Böylece çocuklar kendi branşı olan öğretmenlerle daha da adapte oluyor ve daha fazla verim alıyorlar. Böylece verilen dersler amacına ulaşmış oluyor. İçi boş olmuyor. Çocuklar kişisel gelişimlerinde, sosyal anlamda bir yol daha kat ediyorlar. Liselerdeki toplulukların başına profesyoneller getiriliyor ve ortaya konan sonuç harika oluyor. Boş oyunlar olmuyorlar. Çocuklar oyunlarını oynarlarken yada prova yaparlarken hem bir tiyatro oyununun nasıl sahnelenmesi gerektiğini öğreniyorlar hem de tiyatroya sadece bir eğlence unsuru olarak bakmıyorlar.
Biliyorum ki bu yazdıklarım çoğu kişinin canını sıkacak ve hatta çoğu kişi beni eleştirecek. Benim istediğim sokaklarda boş gezen kültürlü insanların olmaması, onların bilgilerini aktaracağı küçük beyinlere ulaşmalarıdır. Kimsenin hakkının yenmemesidir.
Düşünen ve mantıklı davranan herkeze...
Hakan Bulut
13 Ekim 2006
|