Modern Toplum…
Çağdaş değil, Modern toplum!
Günde sadece on altı saniye okuyan, yüz yirmi dokuz kişiye bir kitap düşen toplum.
İstanbul gibi bir metropolde milyonlarca insan karınca sürüleri gibi gidip geliyor.
İnsan met ve cezir’i.
Gemide, trende, tramvayda, o ünlü lüks alışveriş merkezlerinin kafeteryalarında gazete, kitap okuyan tek kişiye rastlamak mümkün değil.
İnternet kafelerinde insanlar dizilmiş oyun oynuyor, birileriyle cart curt ediyor.
İnternetlere (henüz Türkçe karşılığı yok); evlerde olsun internet kafelerde olsun dünyayı çözmek için değil, dünyayı bağlayanlara bağlanmak için köle olunuyor.
Bir tarafta krediyle ayakkabı satılırken, diğer yanda IMF’nin veresiye defterine çeteleler diziliyor.
Düzen, sistem sorgulanmıyor. Kadehler boşaltılıyor, masalara yumruklar vurularak “ah ulan ah ben olsam başta, asarım keserim” gibi, falanlarla filanlarla gün bitiyor. Toplum da.
1970 ve 1980 yıllarında doğanlar bu gün 35-25 yaşları arasında.
Bu kuşakların çoğunluğu 1970 ve devamı 1980 faşizminin Amerikancı eğitiminden geçerken onun dayattığı korku ve bunalımları yaşıyor.
Ailelerin “aman ne sen takıl, ne de sana takılsınlar” yani, inek ol kesilinceye dek yaşarsın!
Bir kısmı ise çıkarını umarını türbanda, tesettürde arıyor.
35-25 yaşlarındaki kuşak tüm sorunlarını belden aşağıda görüyor.
Aşkla yatıp aşkla kalkıyor.
Aşkın ne olduğunu bilmeden, aşkın gözyaşlarını içiyor ve boğuluyor.
Bir kısım azınlığın azgınları “özgürlükler ülkesinde” nereden geldiği belli olmayan “baba” paralarıyla diploma alırlarken, özel okullarda özel “muamele” görürlerken, çoban Mehmet’in oğlu kızı çoban olmaya zorlanıyor.
Modern toplumun modern takıları, modern libasları Batı kokuyor, üretmediklerini tüketiyor.
Şark zihniyeti almış başını gidiyor.
Modern toplumun umarı bir yandan AB oluyor, AB ise onları ilkel Doğu’lu görüyor.
“Aşkından kibrit oldum üflesen yanıyorum”
“Minareden at beni in aşagıya tut beni”
ırlanırken, cüppesini ikide birde değiştiren biri “atı almış Üsküdar’ı geçiyor”…
“Aşkın gözü körmüş” modern toplum kör bakıyor.
Bırakın şu aşkı da sevin… sevin… sevin…
Nurettin Kurtuluş
|