|
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları'nın geçen sezonda sahnelenen ve büyük ilgi gören Haldun Taner’in yazdığı, Yücel Erten’in yönettiği Keşanlı Ali Destanı adlı oyunu bu sezon ilk kez Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde oynanıyor.
Keşanlı Ali Destanı’nda müzik Yalçın Tura, koreografi Nasuh Barın, dekor tasarımı Ayhan Doğan, kostüm tasarımı Ayşen Aktengiz Bayraşlı, dramaturgi Dilek Tekintaş, ışık tasarımı Mehmet Fatih Haroğlu imzası taşıyor. Oyunun müzik direktörü Çiğdem Erken.
Keşanlı Ali Destanı’nda Engin Alkan, Meriç Benlioğlu, Can Ertuğrul, Hikmet Körmükçü, Murat Garibağaoğlu, Berna Oğuzutku Demirer, Serdar Orçin, Münir Kutluğ, Hakan Arlı, Osman Gidişoğlu , Ali Gökmen Altuğ, Tuğrul Arsever, Çağlar Yiğitoğulları, Erarslan Sağlam, Savaş Barutçu, U. Arda Aydın, Sükan Kahraman, Tuğrul Arsever, Çağrı Hün, Rozet Hubeş, Ali Gökmen Altuğ, Ceren Kaçar, Ertuğrul Postoğlu, Aslı Aybars, Sanem, İskender Bağcılar rol alıyor.
26-30 Mart tarihleri arasında Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde, seyirci ile buluşacak olan Keşanlı Ali Destanı; 30 Nisan-4 Mayıs tarihleri arasında Kağıthane Sadabad sahnesi’nde seyredilebilecek.
Haldun Taner’in yazdığı Yalçın Tura’nın müziklerini bestelediği, Yücel Erten’in yönettiği KEŞANLI ALİ DESTANI, ilk kez 1964 yılının Mart ayında Gülriz Sururi – Engin Cezzar Tiyatrosu tarafından sahnelenen, sonrasında birçok kez farklı tiyatroların repertuarında yer alan Türk Tiyatrosu’nun kült oyunlarından bir tanesi. Son olarak İBB Şehir Tiyatroları’nda 1987 yılında sahnelenen Keşanlı Ali Destanı, 50’li yılların Türkiyesi’nden bir kesit alırken, bu kentlerin birinin varoşu olan Sineklidağ’ı ve burada yaşayan insanların öykülerini konu eder. Bu toplumsal peyzajdan bir Türkiye panaroması çıkaran oyun, gündelik hayatın yanı sıra iktidar, çıkar ilişkileri ve dolayımında gelişen olaylara da eğlenceli bir yaklaşımla değiniyor: “Sineklidağ, büyük bir kentin eteklerinde yer alan, gecekondulardan oluşmuş, ezilen, yoksul insanların yaşadığı bir varoştur. Keşanlı Ali Çakal Rüstem’i öldürmekten hapse düşmüştür ve hapisten bir kahraman olarak çıka gelir. Ali'nin iki dramı vardır: 1.’si suçsuzdur. 2.’si aşık olduğu Zilha, Çakalın yeğenidir ve ona düşmanca davranmaktadır. Muhtar seçilen Ali, Sineklidağ’da yeni bir düzen oluşturur ama yüreğiyle beyni arasında ciddi çatışma yaşamaktadır. Şef olarak toplumuna, insan olarak duyduğu aşka sorumludur. Ali “Destan’ı” kullanmaya karar vermiştir. Çünkü “bu toplumda sessiz, sakin, efendi olursan her zaman dayak yer, ezilirsin. Ama terbiyesiz, güçlü, zalim, ne dediğini bilmeyen biri olursan o zaman saygı görürüsün.” Ali hapiste bunu öğrenmiş ve yeni bir Ali’yi fark etmiştir.”
Kaynak : www1.ibb.gov.tr Tarih : 26.03.2008 - 01:55 |